Osmanlı’dan Günümüze Türkiye Ekonomisinin Genel Görünümü

Cumhuriyet Öncesi Dönem

Farklı dil, din, ırk, kimlik ve kültürleri bir arada tutup bunların birlikte yaşamasını başarabilen az sayıda devletlerden biri olan Osmanlı Devleti reel anlamda işleyen bir hukuk sistemi, güçlü ekonomik yapısı, kaliteli mal ve hizmet üreten lonca teşkilatı ve güçlü yönetim yapısı sayesinde XV ve XVI. yüzyılda siyasi ve iktisadi açıdan dünyanın en güçlü devletleri arasında yer alıyordu .

Cumhuriyet Sonrası Dönem

Kapitalizm ve sosyalizm gibi alternatif iktisadi sistemlerin belirli özelliklerini taşıması nedeniyle Cumhuriyet sonrası dönemde kimi zaman özel kesime, kimi zaman kamu kesimine ağırlık verildiği Türkiye’de “karma ekonomik sistem” uygulanmıştır. Atatürk’ün ifadesiyle, "Bu sistemde kesin zaruret olmadıkça piyasalara karışılamaz; bununla beraber hiçbir piyasa da başıboş değildir.” diyerek karma ekonominin sınırları çizilmiştir. Ancak Türkiye’de uygulanan haliyle bu sistemde kamu ve özel kesim biribirini tamamlama ve eksikliğini giderme yerine zaman zaman birbirlerinin gücünü azalttığı ve engellediği görülmüştür. Yine karma model içerisinde dönemler itibariyle liberal, devletçi, dışa açık, ithal ikameci, serbest piyasa ekonomisi ve bunların alt kırılmaları olmak üzere farklı ekonomi politikaları uygulanmıştır.

1923- 1929 Dönemi

Kurtuluş Savaşında işgalci güçlere karşı birçok cephede zor koşullar altında verilen bağımsızlık mücadelesinin başarılmasından sonra sıra siyasi bağımsızlık kadar önem atfedilen ekonomik bağımsızlığın kazanılmasına gelmişti. Osmanlıdan devralınan savaş borçlarıyla yoluna devam edecek olan ülkede henüz Cumhuriyet ilan edilmeden 17 Şubat 1923’de düzenlenen İzmir İktisat Kongresi'nde tüccar, sanayici, esnaf, işçi ve çiftçi gibi bütün kesimlerin katılımı ile yeni Cumhuriyet’in iktisat politikaları ile ilgili bir dizi kararlar alındı.

1930- 1939 Dönemi

Hayatın bütün alalarında var olan teori ve sistemler değişen koşullara cevap veremeyince yenileri ortaya çıkar. Çıkması da kaçınılmazdır. Küreyi II. Dünya Savaşına sürükleyen Büyük Dünya Krizi’nin, ekonomideki dalgalanmaların geçici olduğunu savunan kapitalist sistemin, “piyasa her şeyi halleder”, politikalarının uygulandığı dönemde ortaya çıkması dünyada ve Türkiye’de liberal politikaların gözden düşmesine neden oldu.

1940- 1949 Dönemi

Türkiye, II. Dünya Savaşına katılmasa bile savaşın etkilerini yoğun biçimde hissetmiştir. Muhtemel bir savaş endişesi ile 1 milyon 500 bin aktif nüfusun üretimden çekilip silah altına alınması bir tarım ülkesi olan Türkiye’de üretimin düşmesine neden oldu. Yaşam koşullarının savaşa katılan ülkelerde bile bu denli ağırlaşmadığı savaş sonrası dönemde yurtiçi ekonomik ve siyasi koşullar ekonomik daralmada etkili oldu. Savaş dolayısıyla kamu harcamalarının yükselip kamu gelirlerinin azaldığı bu dönemde yokluk içinde kıvranan halktan vergi toplanamadığı için savaşın finansmanının merkez bankası kaynakları ile finanse edilmesi enflasyonu yükseltti.

1950- 1959 Dönemi

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren demokrasiye geçişin üçüncü denemesi olarak 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti (DP) kuruldu. Hatırlanacağı gibi daha önceleri Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası (1924) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) kurulmuş farklı nedenlerle bu partiler kapatılmıştı. DP’nin, 1950 yılında tek başına iktidara gelmesi ile Türkiye’de yeni bir dönem başladı. Bu tarihten itibaren ağırlıklı olarak dış yardım ve koşulların etkisiyle siyasette çok partili, ekonomide liberal politikalara geçildi.

1960- 1969 Dönemi

1950’li yılların sonunda bozulan ekonomik yapıyı düzeltmek amacıyla liberal politikaları öneren bazı uluslararası kuruluşlar Türkiye ekonomisi için bu kez planlama fikrini önermeye başladılar. Ekonomik ve sosyal kalkınmada önemli rolü üstlenen Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’nın kurulmasıyla (30 Eylül 1960) birlikte, korumacılığa dayalı ithal ikameci planlı kalkınma bu dönemde hayata geçirildi.

1970- 1979 Dönemi

Türkiye ekonomisi 1970’li yıllara olumlu dünya konjonktürü içerisinde girmiş olmasına rağmen dönemin sonunda bu koşullar tersine döndü. Türkiye’nin kontrolü dışında gelişen, Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı OPEC’in petrol fiyatlarını yaklaşık 4 kat yükseltmesi nedeniyle ortaya çıkan petrol krizi dış kaynaklı yeni bir krizin habercisi oldu

1980- 1989 Dönemi

1980'lerin başında gelişmekte olan ülkeler dış borçlarını ödeme zorluğuna düşünce, Dünya Bankası ve IMF tarafından da bu ülkelere ithal ikamesi yerine ihracata dönük politikalar uygulanması tavsiye edilmiştir ..

1990- 1999 Dönemi

Türkiye’de önemli siyasi, ekonomik ve toplumsal olayların yaşandığı 1990 - 1999 döneminde hükümetlerin ortalama ömrü 1,5yılbile değildi .İç politikaların günübirlik sorunlara odaklandığı böyle bir atmosferde ekonominin ihtiyacı olan kapsamlı reformların yapılması beklenemezdi ..

2000- 2009 Dönemi

Türkiye ekonomisi 2000 yılına, faizlerin ve kamu açıklarının yükseldiği, işsizliğin artmaya başladığı, ekonominin daraldığı, özelleştirmede önemli bir yol alınmadığı ve enflasyonun yüzde 60’larda seyrettiği bir ortamda girdi . Kamu finansman dengesindeki bozulmanın yol açtığı yüksek reel faizler, bir yandan ekonomik toparlanmayı engellerken diğer yandan iç borç yükünü daha da ağırlaştırdı ..

2010- 2019 Dönemi

2010- 2019 döneminde ekonomik büyüme dalgalı seyretmekle birlikte ortalama büyüme hızı yüzde 5,8oldu .Bu dönemde tarım kesimi yüzde 3,3; sanayi yüzde 6,5;hizmetler yüzde 5,9veinşaat sektörü ise yüzde 7,4 büyüdü.