Türklerin Tarih Boyunca Kabul Ettikleri Dinler
Türklerin tarihi geçmişleri için var olan bilgi yetersizliği, dini geçmişleri için de sözkonusudur. Dolayısıyla Türkler'in, Buddizm, Maniheizm, Zerdüştlük, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'ı tanımadan önceki inanışlarına ne ad verildiği henüz tam olarak aydınlanmış değildir. Onların "Eski Türk Dini" veya "Geleneksel Türk Dini" şeklinde ifade edilen inanışlarına bazı araştırmacılar, “Şamanizm”, “Toyunizm”, “Tek Tanrı İnancı” gibi değişik adlar vermişlerdir. Ancak bunlar, Türkler'in özel dini inançlarını tam olarak karşılayamamıştır.
Türkler arasında en yaygın ve etkili olan dinî inanış, halkın tarih öncesi devirlerden beri inandığı, “Geleneksel Halk Dini” diyebileceğimiz eski “Türk Dinî İnanışları”dır.
Uzun tarihleri boyunca Türkler, İslam'ı kabul etmeden önce, Zerdüştlük, Budizm, Maniheizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dinlerle karşılaşmış ve bu dinleri benimseyen ve kabul edenler olmuştur. Ancak bu kabul ediş, genele şâmîl olmamış; bir boyla veya az bir grupla sınırlı kalmıştır.
Türk dini tarihini anlayabilmek için "Geleneksel Türk Dini" ve "Evrensel Dinler" dönemi; "Evrensel Dinler" dönemini ise "Evrensel Dinlerle Temas" ve "Türkler ve İslam" şeklinde ikiye ayırarak incelemek gerekir.
Türklerin evrensel ve semavî dinlerle temasları Budizm, Zerdüştlük, Maniheizm, Musevîlik ve Hristiyanlık gibi dinlerin yoğun misyoner faaliyetlerinin yürütüldüğü bir ortamda olmuştur. Özellikle, kültürel geçiş yolu üzerinde bulunan Maveraünnehr, bu faaliyetlerin mihverini oluşturmuştur.
X. Yüzyılda kitleler hâlinde İslam dinini kabul etmeye başlayan çeşitli Türk zümreleri, bu yeni ve tamamen farklı içerikteki dinin kültür çevresine dâhil olmuşlardır.
Türkler, İslam'ın dışında, temasa geçtikleri dinlerin hiçbirisini, kendi inanç, kültür ve karakterleriyle bağdaştıramamıştır. Bundan dolayı İslam'a kadar, bütün Türk boylarının kendi özel dinleri (Geleneksel Türk Dini) dışında anlaştıkları bir dinleri olmamıştır. Bu hassasiyet, İslam'la karşılaşınca değişmiş ve Türkler'in çok büyük çoğunluğu toptan İslam'ı din olarak kabul etmiştir.
İslamla tanıştıktan sonra bu dine giren Türklerin diğer dinlerle ilgili anlayışları hep kendilerine göre olmuş ve bu durum, Türkleri o dinleri kabul eden diğer milletlerden/topluluklardan ayırmıştır.
Günümüzde "Geleneksel Türk Dini"ni devam ettiren az sayıda da olsa Türk boyları vardır. İslam'ı kabul eden Türkler, İslam'a aykırı olan inanç ve davranışları atmış; aykırı olmayan, İslam'ın emirleri ile çelişmeyen örf ve adetlerini devam ettirmiştir. Böylece onlar, "Türk İslamı"nı oluşturmuş; İslam'ın en büyük hizmetkârı ve savunucusu olmuşlardır.
Türkler, İslamla yücelmiş, İslam da Türkler'le yayılmıştır. İslama gönülden bağlı olan Türkler, ayrılmamacasına İslamla bütünleşmiş, et ve tırnak misali hâline gelmiştir.
Sonuçta, Türkler Müslüman olmakla, bir taraftan kendi içlerinde ve diğer İslam milletleriyle kültür birliğini kazanırken diğer yandan İslamiyet de, kültür ve medeniyetine asırlarca hizmet edecek enerjik ve güçlü bir millet kazanmıştır.