Türklerde Haberleşme ve Yol Sistemi
Haber Arapça kökenli bir kelime olup söz veya yazıyla nakledilen şey anlamına gelir. İnsan, çevresinde olup bitenlerden haberdar olma dürtüsüne sahiptir. Haber, insanı çeşitli tehlikelerden koruduğu gibi, kendisini güvende hissetmesine yardımcı olur. Benzer endişeleri ilkçağlardan itibaren devletler de taşımış ve bu nedenle mümkün olan en hızlı haber iletme yöntemleri aranmıştır.
Bilinen ilk Türk devleti olan Hunlardan itibaren Türkler, haberleşmeye büyük önem vermiştir. Kurmuş oldukları büyük imparatorluğun devamı için hem iç hem de dış haberleşme için resmi görevliler kullanmışlardır. Özellikle Göktürklerden itibaren postacı ve haberci anlamında kullanılan ulak tabiri Türkçeye yerleşmiş ve Osmanlılar devrinde de kullanılmıştır.
İslâm dininin kabulünden sonra devletin idari yapısında birtakım değişiklikler olmakla beraber yollar ve habere verilen önem değişmemiştir. İslâmlaşma döneminde batıya doğru göçler sonrası Türkler, bazı yeni büyük kervan yollarına sahip oldular. Yolun önemini çok iyi kavrayan Anadolu Selçukluları, yolların güvenliği için komşularıyla savaş yapmaktan dahi çekinmemişlerdi. Gerekli tedbirleri alarak yolların güvenliğini sağlayan Anadolu Selçukluları Anadolu'da doğu-batı ve kuzeygüney yönlü kervan yollarını etkin bir biçimde kullanmışlardır. Özellikle Sinop ve Antalya gibi denize kıyısı olan şehirlerin ele geçirilmesinden sonra ticaret hacmi büyük gelişme göstermiştir.
Osmanlı Devleti zamanında etkin bir haberleşme için menzil teşkilatı kurulmuş ve bu sistem uzun süre kullanılmıştır. Kelime olarak konak, iki konak arası vs. manalara gelen menzil Osmanlılarda daha çok devlete ait resmî haberleşmeyi sağlayan teşkilatın adı olarak kullanılmıştır. Her türlü haberleşme bir çeşit devletin memuru olan ulaklarla yürütülmüştür. Bir haber çıktığı noktadan itibaren ulaklarla bir diğer menzile kadar götürülmüş ve burada bir diğer ulağa teslim edilmek suretiyle son menzile ulaştırılmıştır. Gizlilik derecesi olan haberlerin ulaştırılmasında özel ulaklar kullanılmış, ilk menzilden son menzile kadar tel ulak haberi yerine ulaştırmıştır. Menziller haberleşmenin yanı sıra askerî kuvvetlerin seferler sırasında konak mahalli olarak da kullanılmıştır. Osmanlı Devleti'nde bu gayelerle tesis edilmiş menzillerin üzerinde kurulduğu yollar ana ve tali olmak üzere iki kısımda değerlendirilmiştir. Ana yollar Anadolu ve Rumeli^de üçer kol hâlinde uzanmaktaydı.
Devletler, ihtiyaç duyduğu haberleşme için bütün imkânlarını zorlarken halkın haberleşmesini sağlayacak teşkilatı oluşturma sorumluluğunu kendilerinde hissetmemişlerdi. Bu nedenle halk, mevcut şartlar içerisinde haber ve mektuplarını göndermenin yollarını aramıştır. Bu çerçevede tüccarlar, ticaret yolları ve bu yollar üzerinde kurulmuş olan tesisler büyük rol oynamıştır. Osmanlı Devleti ancak 1840 yılında posta teşkilatını kurarak halkın mektup ve emanetlerini taşıma sorumluluğunu üzerine almıştır.
XIX. yüzyılda gazete, telgraf, demiryolu ve telefon gibi teknolojik aygıtların kullanılması hem devlet hem de halkın haber alışverişini hızlandırmıştır.
Haberleşme ağı, toplumlar arasındaki kültürel etkileşimi artırmış ve bu sayede her türden yenilik, buluş, düşünce, gelenek ve sanat modelleri yayılma olanağı bulmuştur.