Tasarımda Kadraj

Sanatta eserin dengeli bir bütün içinde aktarılması, biçimlendirilmesi yani kompozisyon en temel amaçlar arasında yer alır.

Kompozisyon kurmak her şeyden önce sınırlı bir alan içinde kurgulama yapmaktır.

Farklı çerçeveleme anlayışlarıyla görüntü her seferinde değişebilir ve yeni yeni anlamlar ortaya çıkabilir.

Sanatçı ya da tasarımcının görüntüyü seçmesinde estetik ve işlevsel kaygılar rol oynamaktadır.

Kadraj

Kadraj, kompozisyona ait ögelerin sınırları belirli olan bir alan içine yerleştirilmiş biçimi, kadraj alma da dış alanda devam eden görüntü etkisi içinden belirli bir alanı seçme olarak tanımlanabilir.

Görme ile seçilen, çerçeve içine alınan görüntü, algılanma yoluyla belirlenmiş olarak bir mekâna dönüştürülür.

Sanat ve tasarımda gerçeğin temsiline dayalı her bir çalışma aslında görüntünün bir çerçeveleme alanı içinde belirlenmiş yorumudur.

Çerçevelenmiş olan alanın dışı, çalışmanın içeriğine dair izleyiciyi daha geniş düşünmeye iten bir unsurdur.

Kadrajla tespit edilen nesne, durum ya da kurgu burada konunun odak noktasını oluşturmaktadır.

Kadraj yüzey veya mekana dair kurgu çalışmalarında boşluk, derinlik, hacim gibi diğer unsurlar birlikte devreye giren teknik bir unsur olarak görülebilir.

Kompozisyon ve Kadraj

Kompozisyon kurma, müzikten görsel sanatların tüm alanlarına kadar geniş bir yelpazede kullanılan “bir araya getirme” eylemi olarak tanımlanmaktadır.

Kompozisyon içinde bağımsız olarak ele alınan herhangi bir figür genel dengeyi bozacaktır.

Tasarıma ait ögelerin öncesinde belirlenen kadrajın sınırları içinden çıkmaması, önemli ögelerin daha çok merkeze taşıma anlayışının hakim olması “Kapalı Kompozisyon”, dışına çıkma eğilimindeki düzen anlayışları ise “Açık Kompozisyon” çalışmalarını göstermektedir.

Eşitliğin hakim olduğu simetrik ya da vurgunun öne çıktığı asimetrik düzenleme anlayışları bu alanda öncelikle dikkat çeken kavramlardır.

Bununla birlikte hakim bir ögenin öne çıkması, odak noktası olarak belirginleştirilmesi ve bu amaç doğrultusunda bir düzenleme yapılması da yaygın kullanımlardandır.

Tasarım ögelerinin önem sırasına göre, kadraj dikkate alınarak yerleştirilmesi, gözün bu alan içinde rahatlıkla dolaşmasını ve içeriğe dair bilginin de kolaylıkla aktarılmasını sağlamaktadır.

Temel kompozisyon uygulamalarında biri olan “Altın Oran” kuralı gerçeklik ve onun yansıtılması üzerindeki ideal oranlar üstüne geliştirilmiştir.

Özellikle fotoğraf alanında da sıklıkla kullanılan bu kompozisyon kuralı “1/3 Kuralı” olarak da ifade edilmektedir.

Kompozisyonda boş alanların bilinçli kurgulanması, anlamın net biçimde algılanmasını, seçilmesini sağlayan yöntemlerden biri olduğu unutulmamalıdır.

Sanat Tarihinde Kadraj Yaklaşımları

Rönesans döneminde merkezi ağırlıkta, primidal (üçlü) bir yapıda, arkada yatan geometrik bir düzende oluşturulma mantığı vardır (Kapalı Kompozisyon).

Kapalı kompozisyon anlayışı Barok sanat ile kırılmaya başlanmış ve görsel elemanların belirli kısımları nihayetinde kadrajın dışına çıkmaya başlamıştır.

Leonardo de Vinci’nin “Mona Lisa” adlı eseri Altın Oran ile örneklendiren Rönesans Döneminin önemli çalışmalardan biridir.

Barok sanatçı Rubens’in “Lanetlilerin Düşüşü” adlı eseri açık kompozisyona ait örneklerden biridir.

17. Yüzyıl Barok sanatçılarından Vermeer’in çalışmalarında fotoğrafın habercisi olan Camera Obscura aracının etkileri görülür.

Niépce’nin 1826 yılında yaptığı görüntü aktarımı sayesinde anlayışları tümüyle etkileyecek bir devinime yol açmıştır (İlk fotoğraf).

Fotoğrafın keşfi devamında sinemanın ortaya çıkmasını da tetikleyecektir.

19.yüzyılın hemen başından itibaren fotoğrafın keşfi ile birlikte sanat dönüşüm geçirir.

Modern sanat akımları ile birlikte görüntüye adına çeşitlilik artacaktır.

20. Yüzyıl sanat akımlarından Soyut Dışavurumculuk Akımı ile bu akıma tepki ile doğan Minimalizm akımı geleneksel anlayıştan kopuşun en belirgin dönemleridir.

Post modernist akımlara doğru izlenecek olan yolda kadrajın anlamını genişlemeye ve sanat alanında kadraj ile eş anlamlı kullanılabilecek “mekan” kavramının ortaya çıkması sağlanmıştır.

Tasarımda Kadraj Uygulamaları

Tasarımda kadraj, estetik kurguyu belli etmenin yanında odak noktanın yerini konumlandıran temel bir özelliği de temsil etmektedir.

Görsel iletişimde tasarımcının bilgiyi doğru bir biçimde aktarması için bilinçli bir düzen oluşturması ve izleyeni yönlendirmesi öncelikli kaygılardan biri olmalıdır.

Gözün tasarım alanı içinde istenilen şekilde dolaşabilmesi “Görsel Hiyerarşi” ile mümkün olur.

Grafik tasarımda kadrajı belli eden kullanımlardan biri yayıncılık alanında sıklıkla duyduğumuz “kenar boşluğu” (Marj) kullanımıdır.

Tasarımda taşma olarak ifade edilen görselin dışarıda devam etmesi ilkesi önemlidir. Bazen “kısmi” ya da “yarım” taşma şeklindeki görüntülerin kadraj içinde kullanıldığı da görülmektedir.

Tasarımda kadraj ve etkili kompozisyon kurma ilişkisindeki önemli kullanımlardan biri de “beyaz boşluk” kullanımıdır.

Örnek Kadraj Çalışmaları

Ekranların kağıt yerine geçmeye başladığı günümüzde “kullanıcı arayüz tasarımı” uygulamaları ortaya çıkmış, ekranın tümü bizzat kadraj olarak değerlendirilebileceği için kadrajın stabil yapısı bir nevi değişime uğrayıp kullanıcı ile etkileşim içindeki “değişken kadraj” algısını gelişmiştir.