Kalkınma Planları Çerçevesinde Sosyal Hizmetlerin Tarihsel Gelişimi
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra ortaya çıkan ekonomik ve sosyal gelişmeler sosyal hizmetlerle ilgili yeni kanuni ve idari nitelikte tedbirlerin alınması sonucunu doğurmuştur. Kalkınma planlarında ise her alanda olduğu gibi sosyal hizmet alanında da birçok hedef ortaya konulmuş, dönemin ekonomik şartları doğrultusunda belirlenen “sosyal ve kültürel” kalkınma hedeflerinin realize edilmesi amaçlanmıştır.
Toplumun; iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmasını kalkınma planları vasıtasıyla sağlamaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti bu amaca yönelik olarak 10 adet, 5 yıllık plan hazırlamış ve bu planları uygulamaya geçirmiştir. Kamu için zorlayıcı özel sektör ve Sivil Toplum kuruluşları için rehberlik edici yönü bulunan bu planların uygulanması 1963 yılında başlamıştır. İlk planın ana ilkelerinde sosyal hizmetin amacı, “çeşitli çevrelerde ortaya çıkan sosyal düzensizlik ve bozuklukların giderilmesi” olarak tespit edilmiş ve böylece sosyal hizmet alanına yönelik planlamalar başlatılmıştır.
İlk planlama döneminde, sosyal hizmetler alanında yetişmiş personel olmadığından, personel yetiştirilmesine önem verecek ve kurulmuş bulunan Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu’nun geliştirilmesi, memur ve işçi dışında kalan yurttaşlar için sosyal sigorta kurulması ile ilgili imkânların araştırılması öncelenmiştir. İlk üç plan dönemde aile ile ilgili olarak ortaya konulan temel ilke “Aile Planlaması “ olup, ana çocuk sağlığının korunması, nüfusun yapısının iyileştirilmesi, nüfus artış hızının iktisadi gelişme üzerindeki baskısının azaltması hedeflenmiş olduğundan aile planlaması programı uygulanması gündeme alınmıştır.
1980 yılı ve sonraki dönemlere ait planlarda ise “kalkınmanın yüklerinin ve nimetlerinin topluma hakça ve dengeli biçimde yansıması, toplumsal gelişme ve değişmenin, Anayasada öngörülen sosyaldevletvesosyaladaletilkesineuygunolarakgerçekleştirilmesi, toplumsal gelişme ile ekonomik büyümenin birlikte ve dengeli olarak yürütülmesi temel ilkedir.” İfadesi kalkınma- toplumsal gelişme paralelliği kurması açısından önemli bir ilke olarak benimsenmiştir.
Sekizinci, Dokuzuncu ve onuncu planlama döneminde özellikle aile, çocuk, yaşılar ve engelliler üzerinde daha etkili sosyal hizmet oluşturmayı amaçlayan devlet, korunmaya muhtaç çocuklara yönelik sevgi evi ve çocuk evi modellerine geçilmiş, engellilere yönelik evde bakım ve eğitim desteğinin kapsamı genişletilerek, istihdam teşvikleri getirilmiştir. Sosyal hizmet ve yardımlar alanında hizmet standartlarının oluşturulması, nitelikli personel istihdamı ve denetimin geliştirilmesi, korunmaya muhtaç çocuklara yönelik kurum bakımı dışında, alternatif modeller geliştirilmesi yanında fiziki çevre şartlarının engellilere uygun hale getirilmesi, engellilerin eğitime ve iş gücü piyasasına katılımının artırılması ve bakım hizmetlerinin niteliğinin yükseltilmesi, artan yaşlı nüfusa yönelik hizmetlerin çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması ihtiyacı bu dönemde de önemini korumaktadır.
Kalkınma planlarında sosyal hizmet alanı merkezi idarenin yanında yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının da çeşitli roller üstleneceği ve özellikle sosyal yardımlar bağlamında etkin aktörler olarak sistemin içerisinde yer alacağı hemen her dönemde ifade edilmiştir. Merkezi idarenin sosyal hizmet ve yardımlar alanındaki faaliyetleri eşitlik, sosyal adalet, etkinlik ve etkililik ilkelerini gözeterek, sistemden yararlanacak kişileri belirlemede ortak bir veri tabanı oluşturulması ise son dönemlerdeki planlarda ortaya konulan çalışma konularından birisidir.