Türkiye’de Sosyal Hizmetin Profesyonelleşme Süreci Öncesindeki Dönem(1900- 1960)
Sosyal hizmet, bireylerin, grupların ve toplulukların esenliğini, refahını ve korunmasını amaçlayan bir disiplindir. Dünya ve ülkemiz tarihinde, sosyal hizmet uygulamalarına çeşitli şekillerde rastlanmaktadır. Dünyadaki gelişimine bakıldığında, önceleri hayırseverlik anlayışı ile yoksullara yardım etmeyi ve korumayı amaçlayan bir bakış açısından ortaya çıkan sosyal hizmetin, endüstrileşme ve kentleşme gibi önemli sosyolojik değişimlere bağlı olarak meydana gelen korunmaya muhtaç ve dezavantajlı kesimlerdeki artış ve çeşitlenme ile kapsam alanı da genişlemiştir. Bu dönemde bürokrasi, sanayi ve sanayi sonrası toplum, çeşitlenen sosyal sorunlar ve psikolojik hastalıklar, suçluluk, özel yaklaşıma ihtiyaç duyan birey ve topluluklar, insan hakları, çocukların korunması ve toplumsal cinsiyet gibi kavramlar öne çıkmıştır ve ortaya çıkan çok çeşitli sorunlar daha profesyonel bir yaklaşımı gerekli kılmıştır. Bu anlamda, bu gelişim ve değişimler özellikle bu dönem içerisinde sosyal hizmetin çalışma alanlarında, kurumsallaşmasında ve yerelleşmesinde belirleyici unsurlar olmuştur. Ayrıca bu dönem, sosyal hizmet yapılarının insan hakları bağlamında gelişmesi yönünden de önemlidir. Sosyal hizmetin dünyadaki gelişimi açısından, bu dönemin diğer önemli özellikleri ise, sosyal hizmet alanında yaşanan bilimselleşme ve profesyonelleşme hareketleridir. Sosyal hizmet uzmanları, önceleri bireysel ve ustaçırak ilişkisi içerisinde sosyal yardım yapan kişilerken, sonrasında örgün bir eğitim alarak birtakım kamusal politikaların oluşmasında ön ayak olan profesyonellere dönüşüm sürecini yaşamışlardır. Bir diğeri ise, endüstrileşme, kentleşme, suçluluk gibi etkenlerle sorunların çeşitlenmesine bağlı olarak bu durumla karşı karşıya kalan birey ve topluluklara yönelik bilgiyi toplama, işleme ve bir takım çıktıları ortaya koymaya çalışan sosyal bilimler alanının gelişmesidir ki, dünya tarihinde sosyal bilimler alanının gelişimi ile sosyal hizmet biliminin gelişimi de birbiri ile paraleldir.
Kısaca, hayırseverlik faaliyetleri ile ortaya çıkan, sonrasında hayırseverler ile yardıma muhtaçları bir araya getirebilecek teşkilatlar kuran bir yapıdayken, özellikle sanayileşme, kentleşme, savaşlar ve göçler gibi büyük toplumsal değişmelere karşı çeşitlenen sorunlar ve mağdurlarına yönelik yaklaşım şekillerini daha bilimsel ve disiplinel bir yapıya kavuşturan bir alan haline geldiği görülmektedir. Çalışmamızda da görüleceği üzere, hayırseverlik-meslekleşme-bilimselleşme-disiplinel olma-eğitim ekseninde gelişen sosyal hizmet, dünyada hemen hemen 20. yy'ın başlarında bu süreci tamamlarken, ülkemizde bu süreç 1970l'er ve sonrasına rastlamaktadır. Bunda ülkenin sanayileşmesi ve sonrasında yaşanan toplumsal değişimlerin Avrupa'ya göre daha sonra olmasının etkisi aşikardır. 19.yy'ın sonları Osmanlı döneminde genellikle savaşların olduğu yıllardır. Ayrıca bu dönem, pek çok alanda islahatlaşma hareketlerinin yaşandığı da bir dönemdir. Her iki gelişimin bu dönemdeki sosyal hizmet uygulamalarını etkilediği görülmektedir. Bu dönemdeki gelişmelerin Cumhuriyet dönemindeki sosyal hizmet müdahalelerini etkilediği söylenebilir; ancak bu dönemdeki sosyal hizmet uygulamaları, belli bir standarda ve yaygınlaşma konusunda yeterli düzeye ulaşamamıştır. Cumhuriyet döneminin ilk yılları ise savaş sonrası şartlardan ve ekonomik buhranlardan etkilenmiştir. Bu dönemde ise dünya ile paralel olarak, işçi hakları, çalışma koşulları, toplumsal refah vb. kavramlar sosyal hizmet müdahalelerinde belirginleşmiştir. Bu dönemdeki önemli gelişmeler ise çok partili dönem, 61 Anayasası sonrası dönem ve Sosyal Hizmet Enstitüsü'nün kurulmasıdır. Bu anlamda 20. yyda yaşanan bu gelişmeler, sosyal hizmetin profesyonelleşme ve sistemleşme süreçlerine hazırlayıcı unsurlar olmuşlardır.
Ayrıca Osmanlı ile birlikte genç Cumhuriyet çocukların korunması ve bakımını önemsemiştir. Önceleri korunmaya muhtaç çocuklar sahipsiz ve kimsesiz çocuklar olarak görülürken, benzer bir gelişme ile dilenen, sokakta yaşayan ve çalışan, ihmal ve istismara uğrayan çocuk kavramları ile korunması gereken çocuklar tanımı genişletilmiş ve devlet eli ile birtakım tedbirlerin alınma çabaları olmuştur.