İhmal ve İstismar Yaşayan Çocuklar
İhmal ve istismar en sık görülen çocukluk çağı travmalarındandır.
İstismarda aktif eylem söz konusudur ve fiziksel, duygusal, cinsel istismar olmak üzere üç farklı istismar türü tanımlanmıştır.
İhmalde pasif eylemler ya da eylemsizlikler söz konusudur. İhmal çeşitleri içerisinde farklı tanımlamalar olsa da temel kabul edilen iki ihmal türü fiziksel ve duygusal ihmaldir.
Travmayı uygulayan çoğunlukla ebeveynler olmak üzere, çocuğa yakın pozisyonda olan kişilerdir.
Erken dönemde maruz kalınan travmatik yaşantılar çocuğun kimlik gelişimini, dünyayı algılamasını ve dahası bağlanma kalıplarını etkileyeceği için önemlidir.
Erken dönemde travmaya maruz kalan kişilerde duygudurum bozuklukları başta olmak üzere tüm psikopatolojilerin ortaya çıkma riski yükselmektedir.
Fiziksel istismar bıraktığı izler sebebiyle tespit edilebilirliği en yüksek travma türlerindendir.
Duygusal istismarın tespit edilebilirliği daha düşük olmasına rağmen ruhsal yıkım yapma gücü oldukça yüksektir.
İstismar türleri içinde en yaralayıcı olan cinsel istismardır ve bazı durumlarda çocuk bu istismar türünü algılayamayabilir.
Cinsel istismarcı genelde tehditle veya korkutarak mağdurun yaşadıklarını anlatmasına engel olur. Bu sebeple istismar daha uzun süre devam edebilir ve bazen istismarcı başka kişilerin de çocuğu istismar etmesine olanak sağlayabilir.
Cinsel istismar bazen kanunen evlenmesi yasak kişiler arasında da gelişebilmektedir ve bu durum ensest olarak adlandırılır.
İhmal daha pasif bir süreç olsa da bıraktığı fiziksel ve ruhsal etki oldukça yıkıcıdır.
Çocukluk çağı travmaları her toplumda ve kültürde yaygın olarak görülmektedir. Ancak gerçek yaygınlığı tespit edebilmek oldukça zordur.
İhmal ve istismar türlerinin yaygınlık oranlarını tespit edememenin en önemli sebeplerinden bir tanesi bazı toplumlarda çocuğun disipline edilmesi veya terbiyesinde kullanılan bir yöntem olmasıdır. Toplum bu uygulamayı normal olarak değerlendirdiği için çocuğun travmatize olabileceğini gözardı etmektedir.
Erken dönemde yaşanılan travmalar çocuklarda bilişsel yıkıma sebep olmaktadır.
Çocukken ihmal ya da istismara maruz kalmak yetişkin dönemde psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkması riskini artırmaktadır.
En sık görülen ruhsal hastalıklardan bir tanesi depresyondur. Geçmişinde travma öyküsü olan yetişkinlerde depresif epizodların sayısı ve semptomun şiddeti belirgin olarak artmaktadır.
Çocukluk döneminde yaşanan travmalar çocuğun bağlanma kalıplarını bozar.
Çocukluk döneminde yaşanan travmalar çocuğun güvenlik algısını zedeleyeceği ve ilişki kurma sorunları ortaya çıkaracağı için kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.
İhmal ve istismar yaşayan çocuklar duygularını tanımakta ve ifade etmekte zorlanırlar. Bu sebeple yaşadıkları sorunları ifade edemez ve daha çok somatik yakınmalar dile getirebilirler.
Travmalardan sonra ortaya sık çıkabilen psikiyatrik durumlardan bir tanesi travma sonrası stres bozuklukları ve disosiyatif bozukluklardır.
Şizofreni ve bipolar bozukluk gibi daha biyolojik temelli patolojilerin gelişmesinde yaşanılan travmaların etkisinin olmadığı bilinmektedir. Ancak travmanın varlığı hastalıkların daha erken dönemde ortaya çıkmasına, semptomların daha şiddetli seyretmesime veya tedaviye cevabın daha kötü olmasına sebep olabilir.
Çocukluk çağı travmalarının varlığı insanlık tarihi kadar eskidir. Travmaları tamamen önleyebilmek oldukça güç görünmektedir. Ancak travmaları ortaya çıkaran risk faktörlerinin farkında olmak ve bunları düzeltmeye yönelik yapılacak çalışmalar travmaların oluşumunu azaltacaktır.