Problem Çözme ve Kriz Yönetimi

Problem, insan zihnini karıştıran, problemle karşılaşan kişiye bu durumu çözmek için kişinin içinde bir isteği tetikleyen ve özellik olarak kişinin başına ilk kez geldiği için bir çözümü bulunmayan, çözümünün ancak kişinin sahip olduğu bilgi birikimini doğru şekilde kullanması sonucuyla gerçekleşmesi mümkün olan bir yapıya sahiptir.

Problem çözme becerisi ise, kişilerin karşılaştığı güçlüklerin sonucunda ortaya çıkar. Kişiler genellikle yaşamlarının ilk dönemlerinde yaşamsal ihtiyaçları ile ilgili problemler yaşarken, ilerleyen dönemlerinde daha karmaşık olan duygusal ve sosyal problemler yaşamaya başlarlar. Kişiler üstesinden gelebildiği problemlerle birlikte daha kolay bir biçimde hem yaşama uyum sağlar hem de ruh sağlıklarını zorlu yaşamın karşısında korurlar. Özetle problem çözme, bireylerin günlük yaşamları içerisinde toplumsal etkileşim sonucu öğrendikleri sosyal bir yetenektir.

Problemlerin çözümü için aşağıda belirtilen şekillerde çözüme gidilebilir: deneme/yanılma yoluyla, bilimsel yaklaşım ile, geçmiş deneyimlerden yararlanılarak.

Problem çözme aşaması iki açıdan incelenebilir; zihinsel faaliyet becerisi ve eğitim sürecinde bir teknik .

Başarılı bir problem çözümü için ilk aşamada yaşanılan problem doğru bir şekilde tanımlanmalıdır. Bu tanımlama işlemi sayesinde problemin çözümüne dair doğru yaklaşım da beraberinde gelir. Yeterli bilgiye sahip olunması problem ile ilgili olası çözüm etkinliğini arttırır.

Problemler çözümünde duygular, yaratıcı zeka, irade ve eylemler ile birlikte bir bütünü oluşturmaktadır. Bir problemi çözmek beceri gerektirmektedir. Bu becerenin gelişimi için de pratik yapmak problem çözme ile ilgili en önemli unsurdur.

İşletme yönetimi açısından bakıldığında kriz kavramını tanımlamak oldukça zordur. Krizler, işletmelerin farklı seviyelerde karşılaşabileceği önceden tahmin edilmesi olanaksız olan, kimi zaman krizi önleme mekanizmalarının yetersiz kaldığı, işletmelerin amaç ve varlığı üzerinde tehdit oluşturabilen, karar verme yetkisi olan bölümde stres yaratan ve acil müdahale gerektiren durumlardır.

Sağlıklı bir kriz yönetimi süreciyle, meydana gelen bir kriz sonrasında kaynakların ve bu kaynakların kullanıldığı faaliyetlerin gerekli seviyelerde ayağa kaldırılması ve düzen ortamının sağlanabilmesi mümkündür. Bu sebeple, kriz yönetimi hemen hemen tüm kurumlar için hayati öneme sahip bir işlev olarak dikkate alınmaktadır.

Örgütler açısından krizin temel özellikleri şu şekildedir; Kriz durumunun önceden tahmin edilememesi, Örgütün tahmin ve önleme mekanizmalarının yetersiz kalması, Örgütün amaç ve sürdürülebilirliğini tehdit etmesi, Krizi atlatabilmek adına gerekli adımların kararlaştırılması için yeterli bilgi ve zamanın bulunmaması, Acele müdahale gerektirmesi, Karar verme yetkisi olanlarda gerilim yaratmasıdır.

Krizler örgütlerin hem yeni hem de farklı bilgiler edinmesine ve yeni deneyimler kazanmasına olanak sağlar, bunu etkin kullanabilen örgütler krizi fırsata çevirip kendileri açısından bir dönüm noktası oluşturabilirler.

Örgütlerin krizle karşı karşıya kalmasında rol alan faktörler çevresel ve örgütsel olarak iki grupta toplanmıştır.

Günümüzde liderliğe oldukça yoğun bir ilgi duyulmaktadır ve bu ilgi sebebiyle neredeyse tüm durumlara uygun liderlik kuramlarının ortaya atıldığı söylenebilir. Belirli bir vizyona sahip liderlerin kriz durumlarında etkili ve başarılı sonuçlar elde edebileceği ileri sürülebilir.

Kriz yönetim yaklaşımları; reaktif yani tepkici ve pasif, proaktif yani etkici ve aktif ve interaktif diğer anlamıyla etkileşimci yaklaşımlardır.