Örgütsel Kültürün Dönüşümü
Her toplumda bireyler, örgütler karşılaştıkları her durumu yaşam hedefleri doğrultusunda çözümlemek, geliştirmek ve yaşadıklarından öğrenmek zorundadırlar. Öğrenmeyen canlı varlıklar kendilerini yeni durumlara adapte edemezler.
Kültür yaşayan olgular toplamıdır. Bireyler, toplumlar, örgütler ve devletle içinde bulundukları iç çevre ve dış çevre ile karşılıklı etkileşim içindedirler. Her birisi bir diğerini etkileme, ondan etkilenme, değişme ve değiştirme kapasitesine sahiptir. Kültür, “bir toplumu diğer toplumlardan farklı kılan, geçmişten beri değişerek devam eden, kendine özgü, sanatı, inançları, örf ve adetleri, anlayış ve davranışları ile onun kimliğini oluşturan yaşayış ve düşünüş tarzıdır”. Örgütler de insanların bir araya gelerek oluştuğu biyolojik bir yapıdır. Her canlı varlık gibi örgütler de içinde bulunduğu toplumların kültürel yapılarından etkilenir, o toplumu etkiler ve kendisini de bir kültür ekolojisi olarak görüp kendi kültürünü de yaratır.
Örgüt kültürü ve liderlik, aralarında karşılıklı etkileşimin olduğu bir bağlılık ve etkileşim sürecinin sonucunda oluşur. Örgütler başlangıçta o örgütü kurucusunun değerler, inançlar, varsayımları, kurallar ve uygulamalar sistemiyle var edilseler de örgütün yaşayan kimlik yanı öğrenmesini ve dönüşmesini büyük ölçüde zamanla gerçekleştirir. Hatta örgütsel bazı tutum ve davranışlar bireylerinki gibi kurumsal değerlerin içsel gücünden başlayan bir enerji akışıdır.
Örgüt kuruluşundan itibaren aynı misyon etrafında toplanmış bireylerin oluşturduğu büyük yapıdır. Örgütün kendisi örgüt içindeki en büyük takımı tanımlar. Örgüt aynı zamanda birbiriyle karşılıklı etkileşim halinde olan, anlamlı bir bütünü oluşturan birçok alt takımdan oluşur. Bunlar içindeki her bir bölüm (departman) ve her bir çalışma ilişkisi ile doğmuş yapılardır. Bu sebeple örgüt kültürü her bir alt takımın kültürel değerlerinden oluşur.
Kişisel gelişimin teşvik edilip edilmediği, ediliyorsa bu süreçlerin hangi koşullarla gerçekleşeceği, kişi ayrımı yapılmaksızın herkese eşit davranılan, herkese açık süreçlerin çalıştırıldığı örgüt kültürünün yerleşik sonuçlarıdır. Kurumsallaşmış işletmelerde bu süreçlerin hepsi yazılı kurallarla, o anki yöneticilerin tercihlerine, eğitim alması gereken çalışanlarla ilişkilerine bağlı olmaksızın gerçekleşirken, kurumsal olmayan işletmelerde çoğu zaman otokratik liderliğin temel davranış biçimi olan “her şeyin kendisinden sorulduğu” karar süreçleriyle gerçekleşir.
Her kültürde bireyler birçok konuda çatışma yaşarlar. Bireylerin yaşadığı insan ekolojisinde çatışmaların yaşanmaması, çatışmanın olmadığı anlamına gelmez aksine çatışmanın bir şekilde baskılandığının göstergesidir. Sağlıklı takım çalışmalarında ve kurumsal örgütlerde çatışmalar baskılanmaz.
Örgütler canlı bir sistem olarak düşünüldüğünde, diğer canlı sistemler ve organizmalar gibi canlı varlıklarını sürdürebilmek için iç ve dış çevrelerinde meydana gelen her değişime ayak uydurmak ve uyum sağlamak zorundadırlar. Öğrenme uyum sağlama ve gelişme davranışıdır.
Japonların gündelik yaşamlarında var olan ve toplumsal yapıyı ayakta tutan “Kalite Bilinci” diğer bir deyişle “Daha İyi” veya “Sürekli İyileşme ve GelişmeKAIZEN” yaklaşımının özü olan “BİZ” düşüncesi veya “AİLE YAKLAŞIMI” örgüt kültürünün bir parçası haline getirilmiştir. Bu fikrin temeli aileyi bir arada tutan değerler, işletmeyi de bir arada tutacak ve rekabette başarılı kılacaktır.