Rasyonel Bekleyişler ve Para
Bu bölümde rasyonel bekleyişler teorisi, yeni klasik görüş ve para politikasının etkinliği üzerinde duruldu. Ayrıca, yeni Keynesgil görüşün para teorisi ve politika etkinliğina dair iddialarına yer verildi. Ardından reel konjonktür teorisinin iktisadi yaşamı nasıl açıkladığına değinildi.
Rasyonel bekleyişler teorisine göre iktisadi karar birimleri geleceğe yönelik kararlarında rasyoneldirler, dolayısıyla sadece geçmiş bilgi setini değil, mevcut tüm malumatı kullanarak herhengi bir değişkenin gelecekteki değerine ilişkin tahminde bulunurlar. Karar birimlerininin geçmiş tecrübeleri kullanarak iktisadi değişkenlerin alacağı değerleri tahmin etmeleri durumunda, uyumcu bekleyişler (adaptif bekleyişler) geçerliyken aynı iktisadi ajanların gelecek hakkında geçmiş ve mevcut tüm bilgi setini kullanmaları ve bu anlamda ekonominin yapısı ve davranışı hakkında model yapacak kadar bilgi sahibi olmaları hâlinde ise rasyonel bekleyişler durumu söz konusu olacaktır.
Yeni klasik iktisat rasyonel bekleyişler görüşüne dayanır ve dört temel varsayıma dayanır:
(1) Ücret ve fiyatlar önemli ölçüde esnektir,
(2) bekleyişlerin oluşturulmasında hâlihazırda mevcut tüm bilgilerin kullanılması anlamında bekleyişler rasyoneldir,
(3) kamu otoritelerinin tepki hızı, en az özel sektör aktörlerinki kadardır,
(4) hükümetler bilgiye ulşamada imtiyazlı lmayıp diğer özel katılımcılarla ortak bir bilgi setini paylaşır.
Yeni Keynesgil iktisatçılar piyasa temizlenmesi varsayımına dayanan esnek ücret ve fiyat modellerinin kısa vadeli iktisadi dalgalanmları açıklayamadığına inanmaktdırlar. Yeni Keynesgil iktisatçılar ücret ve fiyat yapışkanlıklarını işgücü sözleşmeleri, sendikal ücret tespitleri, zımni sözleşmeler, mönü maliyetleri, ücret ve fiyat ayarlamalarının zamana yayılması, koordinasyon başarısızlığı, etkin ücret hipotezi, hysteresis etkisi gibi modellerle açıklamaya çalışmaktadırlar. Yeni Keynesyen iktisatçılar ücret ve fiyat yapışkanlıklarının iktisadi dalgalanmalarda önemli bir rolünün bulunduğuna inanırlar.
İktisadi dalgalanmaların nedenlerine açıklamaya çalışan diğer bir yeni klasik yaklaşım ise reel konjonktür teorisidir. Bu yaklaşıma göre tesadüfi teknolojik şoklar ve verimlilikte ki tesadüfi değişmeler iktisadi dalgalanmaların nedenidir. Reel konjnktür teorisi nominal değişkenleri dikkate almamaktadır.
Reel Konjonktür Teorisi: Teorinin iki temel varsayımı, teknik değişmenin iktisadi şokların en önemli kaynağı olduğu ve bu teknik şokların tam rekabetçi piyasalarda ortaya çıktığıdır. Bu varsayımlardan ikincisi Lucas’ın eksik bilgilenme yaklaşımı ile örtüşürken birincisi böyle değildir. Reel konjonktür teorisini ortaya atanlar, iktisadi dalgalanmaların temel kaynağının talep şoklarında veya politika şoklarında aranması gerektiği görüşünü açık bir şekilde reddeder.
Reel konjonktür teorisi, en yeni iktisadi dalgalanma teorisidir. Teoriye göre iktisadi dalgalanmaların temel kaynağı, esas olarak tesadüfi teknoloji şoklarından kaynaklanan verimlilikteki tesadüfi değişmelerdir. Verimlilik değişmelerinin nedenleri arasında, teknolojik değişme hızındaki dalgalanmalar yanında uluslararası rahatsızlıklar, iklim değişmeleri, doğal âfetler ve maliye politikası değişmeleri sayılabilir.
Reel konjonktür teorisinin menşeinin R. Lucas’ın başlattığı rasyonel bekleyişler devrimine, hatta J. Schumpeter’in fikirlerine kadar uzandığı söylenebilir. Schumpeter’e göre kapitalizmin temel özelliği, devamlı olarak yeni teknolojilerin ortaya çıkmasının, mevcut firmaları sürekli olarak ekonomi dışına attığı “yaratıcı imha” dalgalarına sahip olmasıydı. Reel konjonktür teorisine göre devresel dalgalanmaların kaynağı tesadüfi teknoloji şoklarıdır.