Paranın Tanımı ve İlgili Kavramları

Para, satın alınan mal ve hizmetlerin bedelinin ödenmesinde ve borçların ifasında genel kabul gören her türlü unsurdur. Böyle bir tanım içerisine bireylerin ellerinde tuttukları nakitin yanı sıra, üzerine çek yazılabilen mevduat da girmektedir.

Paranın başta gelen fonksiyonu, onun bir hesap birimi veya kıymet ölçüsü olmasıdır. Paranın ikinci fonksiyonu, onun bir mübadele veya ödeme aracı olmasıdır. Paranın diğer bir fonksiyonu da onun bir kıymet deposu olmasıdır. Bu fonksiyon, değer saklama veya tasarruf aracı olma biçiminde de ifade edilir.

İlk Kâğıt Para Olarak Banknotlar

Günümüzde kullanılan kâğıt paraya gelinceye kadar bugün aklımıza gelmeyecek maddeler para olarak kullanılmıştır (örneğin tuğla, pirinç, deniz kabuğu gibi). Para olarak altın ve gümüş gibi değerli madenlerin kullanıldığı döneme metalizm denilir. Altın para sisteminde paranın maden bileşiminin bilinçli olarak düşürülmesi durumu tağşiş olarak adlandırılır.

Bireylerin maden içeriği fazla olan paraları dolaşımdan çekmeleri neticesinde Gresham Kanunu olarak ifade edilen “Kötü para iyi parayı piyasadan kovar.” görüşü ifade edilmiştir.

İlk kâğıt para olan banknotlara geçilmesi sürecinde, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı ülkelerinde yaşanan Sanayi Devrimiyle birlikte ekonomik büyüme ve buna bağlı olarak üretimin artması etkili olmuştur.

Günümüzde kâğıt paraların hiçbir şekilde altın ve gümüş gibi bir karşılığı yoktur. Piyasada dolaşımda bulunan kâğıt paraların üretim maliyetleri paraların temsil ettiği satın alma gücüyle karşılaştırılmayacak kadar küçüktür. Bu şekildeki kâğıt paralara itibari (fiat) para denilmektedir.

Çekle Ödemeler ve Banka Parası

Kâğıt paralar merkez bankaları tarafından basılırken kaydi para veya mevduat parası adı verilen paralar ticari bankalar tarafından üretilmektedir. Kaydi paranın üretilmesi, tasarruf sahiplerinin ticari bankalarda vadesiz hesap açmalarıyla başlar, üzerine yazılan çeklerle, kredi kartı kullanımıyla veya virmanla devam eder. Ticari bankalar kendilerine yatırılan mevduatların tamamını kredi olarak fon ihtiyacı olanlara aktaramaz çünkü bu mevduatlardan belli bir oranı karşılık olarak ayırmak zorundadır. Bankaların ne kadar karşılık ayıracağını belirleyen bu oran merkez bankası tarafından belirlenir ve kanuni (zorunlu) karşılıklar olarak adlandırılır.

Mevduat toplayan kurumların (bankalar) amacı da sunmuş oldukları hizmetlerin karşılığında en yüksek kârı elde etmektir. Böylece, bankalar zorunlu olarak ayırdıkları karşılıklardan sonra geri kalan mevduatı fon ihtiyacı olanlara vererek kâr elde etmek ister. Ne var ki, finansal sistemdeki istikrarsızlığa bağlı olarak zorunlu rezervler dışında fazladan rezerv (serbest veya aşırı rezerv) tutabilir. Özellikle, güvensizliğin arttığı, piyasada bir panik havasının oluştuğu bir dönemde bankalar serbest rezervlerini artırır.

Serbest rezervi belirleyen faktörlerin başında finansal piyasalardaki istikrar gelir. Finansal piyasalarda istikrar arttıkça serbest (aşırı) rezerv miktarı da azalır. Ayrıca, piyasa faiz oranları arttıkça aşırı rezervler de azalır. Bankaların zorunlu rezerve ek olarak fazladan (ihtiyari olarak) bir rezerv tutması kaydi para çarpanını küçülttüğü için kaydi para miktarı da daralmaktadır.