Örgütlerde İş Doyumu

İş doyumu işverenin sürekliliği için önemli bir durumdur. İşveren için, işgörenlerin icra ettiği çalışmalardan ve iş gördükleri yerlerden hoşnut kalmalarını temin etmek, mal ve/veya hizmet üretmek ile aynı öneme sahiptir. Bu konuda yürütülen araştırmalar yüksek düzeyde hissedilen bağlılığı, genellikle daha fazla sorumluluk sahibi olma, daha fazla sadakat ve daha yüksek verimlilikle beraber olduğuna işaret etmektedir. İşgörenin çalıştığı örgüt ile bütünleşip örgütün genel politika ve amaçlarını içselleştirmesi, örgütsel kazanımlar için gayret göstermesi, iş ve iş yerine sadakati kişisel ve örgütsel faktörlerle belirlenmektedir.

İş doyumunun yüksekliği performansın bireysel artışıyla beraber örgütsel düzeyde artışına da fayda sağlar. Bu da iş yerinin/kurumun genel başarısının yükselmesi demektir. İş doyumsuzluğu ve örgüte uzaklaşma paralel seyretmekte olup işine ve iş yerine yabancılaşan bireyler işlerini hayatlarının bir parçası olarak algılamamakta, kendilerini iş yerlerinin bir parçası gibi görmemekte, daha da ileri gidip uzaklaşarak kendilerini ortamlarından çektikleri anlaşılmaktadır.

Rekabetin çok yoğun olarak hissedildiği günümüz iş ortamında hayatta kalabilmek için örgütlerin değişime açık, güdülenebilen ve üretken işgörenlere olan ihtiyaçları her geçen gün daha da fazlalaşmıştır. Örgütlerin bol kazanç elde edebilmeleri için o örgütlerinde emek sarf eden personellerinin iş doyumları daima yüksek olmalıdır. Bu durum yöneticilere sürdürülebilir bir örgüt kurma ve verimliliği artırmak gibi önemli görevler yüklemektedir. Fakat içinde bulunulan süreçte birçok iş yerinde personelin iş doyumu ve motivasyonları iyi denilebilecek seviyede değildir. Çalışanların iş yerlerine olan tepkileri olarak da anlaşılan iş doyumunu etkileyen maaş, yükselme şansı, sosyal haklar ve sosyal statü, mesai arkadaşları ve üstlerle olan iletişimler, güvenlik, verimlilik, ödül, şirket politikaları ve uygulamaları, deontolojik ilkelere bağlılık ve ahlak değerleri, işin doğası ve çalışma şartları gibi faktörler yöneticilerin iş doyumu hususunda oldukça duyarlı olmalarını gerektirmektedir.

Örgütsel davranışı ve örgüt performansını önemli ölçüde etkilemeleri sebebiyle iş doyumu, yönetim açısından önem taşır. Yöneticiler çalışanların iş doyumunu, dolayısıyla davranışlarını etkileyerek örgüt içindeki sorunları ve başarıları ortaya çıkarırlar.

Bireyin yaptığı işten ve işle ilgili konulardan aldığı hazzın ve mutluluğun göstergesi iş doyumudur. Başka bir deyiş ile iş doyumu, çalışanın işiyle ilgili duygusal tepkilerinin bütünüdür. Locke iş doyumunu bir kişinin mesleği ile ilgili onu memnun eden olumlu duygusal durumu sağlaması olarak ifade etmektedir. Barutçugil iş doyumunu “bir çalışanın yaptığı işin ve elde ettiklerinin ihtiyaçlarıyla ve kişisel değer yargılarıyla örtüştüğünü veya örtüşmesine olanak sağladığını fark etmesi sonucu yaşadığı bir duygu” olarak açıklamaktadır.

İş Doyum(suzluğ)unun Sonuçları

İş doyumsuzluğu yaşayan bireylerde bariz olarak görülen tutum ve davranışlar vardır. İşinden hoşnut olmayan i gören, çalıştığı kurumdan istifa edip ayrılmayı, farklı iş imkânları bulmayı tercih edebilir. İşten ayrılmak yerine aktif ve yapıcı bir şekilde bazen de kimi çalışanlar sesini duyurmayı tercih edebilir. Bu tür tepkiler mevcut durumu düzeltmek adına olumlu sayılan davranışlardır. İş yerindeki sorunlara yaklaşım tarzını belirleyen çözüm önerileri ve önerileri yönetimle ortaya koymak olumlu davranışlardır. Bir başka belirti de işgörenin mevcut şartları olumlu bir tavırla aktif olmadan kabul edip beklemesidir. Çalıştığı yerin yönetimine güvenerek buraya yapılan olumsuz eleştirilere karşı savunucu bir tutum sergilemek şeklinde gözlemlenebilir. İş doyumsuzluğu sebebiyle devamlılık arz eden işi aksatmalar, mesaiden kaçmalar, mesaiye geç gelmeler, verimsizlik gibi durumlar, eklenecek diğer belirtiler arasındadır.

İş yerlerinde çalışma şartlarının kötüleşmesi ile iş doyumu arasında ters orantı vardır. Yöneticiler bu şartları düzeltme yoluna gitmezlerse gelişen iş doyumsuzluğun işgörenlere ve işletmeye verdiği zarar büyük olur. Böyle durumlarda iş yerinde faaliyetler randımanlı olmaz, verim düşer ve çeşitli disiplinsizlikler görülür. İş doyumsuzluğu sonucunda ortaya çıkan kurumsal sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

Devamsızlık: Yaptığı işten ve iş yerinden memnun olmayan işgören işinde devamsızlık gösterir. Devamsızlık, işgörenin çalışma saatleri içinde bulunması gereken yerde yapması gerekeni yapmamasıdır. İş tatminsizliğinin yüksekliği sonucu yapılan devamsızlık iş yerindeki diğer personelin moralini bozar, iş yerine negatif etki eder.

Personel devri: Örgütlerde işgörenlerin değişimi demek olan personel devri ile tecrübeli, iş ve iş yerini tanıyan personel örgütlerden ayrılır ve yeni personeller gelir. Bu devir emeklilik, ölüm gibi doğal sebepler olabileceği gibi istifa, disiplinsizlik sebebi ile işten atma şeklinde de olabilir. Örgütsel davranışın dışa ifade edilmesinde ve örgüt kimliği anlayışının gerçekleştirilmesinde önemli rol alan personelin devri, kurum ve çalışanlar için olumsuz etkilere sebep olur.

Yabancılaşma: İşgörenin çalıştığı örgüte karşı hissettiği samimi bağın kopup yerine olumsuz duyguların gelmesi olarak ifade edilebilen soğuma sonucu, birey kendisini işten çekmeye başlar. Bu durumda motivasyonunda eksilme, stres ve kuruma karşı sadakatini kaybetme oluşur.

İş doyumsuzluğu örgütlerde işgörenlerin yaşam kalitesini düşürür. Yaşadıkları stres fiziksel, davranışsal ve psikolojik olarak çeşitli rahatsızlıkları beraberinde getirebilir. Bu sıkıntılar:

tansiyon yükselmesi, sindirim bozukluğu, terleme, nefes darlığı, baş ağrısı, yorgunluk, alerji, mide bulantısı gibi fiziksel rahatsızlıklar

uykusuzluk, uyuma isteği, iştahsızlık yada yeme alışkanlığında artış, sigara ve alkol kullanımı gibi davranışsal rahatsızlıklar

gerginlik, geçimsizlik, işbirliğinden kaçma, sürekli endişe, yetersizlik duygusu ve yetersiz telaş gibi psikolojik rahatsızlıklar