Kamu Yönetiminde Reform

Reform Kavramı

Reform kelime anlamı olarak eksiklerin ortadan kaldırılması, düzeltilmesi anlamına gelirken kamu yönetimi açısından üzerinden konsensüs sağlanan bir tanım yoktur.

Reform bir tanıma göre, yönetim sisteminin yapısında, hizmet tercihlerinde, personel rejiminde, iş görme zihniyeti ve yöntemlerinde, karar verme sürecinde, siyasal sistemle olan ilişkilerinde ve sistemi harekete geçiren dürtülerde köklü değişikliklerdir. Başka bir tanıma göre “idarenin ulusal amaçların gerçekleştirilmesine yardımcı olacak şekilde süratli, tasarruf sağlayıcı, verimli ve kaliteli hizmet görmesini sağlayacak bir düzene kavuşturulması ve bu düzen içerisinde iş görmesini sağlamaya yönelik çabalardır.

İdari reform kamusal örgütlerin birleştirilmesi, ayrıştırılması gibi idarenin yapısında söz konusu olacağı gibi, idarenin işleyişinde ve kullanılan teknik ve metotlarda değişiklik bağlamında yönetim tarzlarında da söz konusu olabilir.

Türkiye’de Kamu Yönetimi Reformu’nun Tarihçesi

Türkiye’de kamu yönetimi reformunun ihtiyaç olarak ortaya çıkması Osmanlı dönemine kadar geriye gitmektedir. Özellikle Tanzimat döneminde yapılan birçok reformist çalışma içerisinde kamu yönetimi reformun da yer aldığını görmekteyiz.

Türkiye’de 1980 öncesinde birtakım rapor ve araştırmalar ekseninde gelişen, bütüncül bir anlayıştan yoksun ve dış dünyadaki gelişmelere kapalı şekilde ele alınan reform girişimleri söz konusu olmuş ve bu girişimlerden genel hatları ile başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fakat 1980 sonrası reform hareketlerini daha dışa açık, bütüncül, uluslararası beklentilerin belirleyici olduğu, teorik bir alt yapısı olan hareketler oluşturmuştur.

Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türkiye’de Kamu Yönetimi Reformu

Türkiye’de 1990’lı yıllardan itibaren reform çabalarında uluslararası birtakım örgütlerin ve özellikle de Avrupa Birliği’nin (AB) çok önemli bir etkisi vardır.

Türkiye-AB İlişkilerinin Ortaya Çıkışı

Türkiye, kurucularının tarihteki en büyük barış projesi olarak nitelendirdiği Avrupa entegrasyonu girişiminin de içinde olmak amacıyla, 31 Temmuz 1959’de bu hareketin en önemli örgütlenmesi olan Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET, bugünkü adıyla Avrupa Birliği’ne) başvurmuştur.

12 Eylül 1963’te Ankara’da bir anlaşma imzalanmış ve tarafların iç hukuklarında onaylanması ve GATT izninin alınmasının ardından 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmiştir. Böylece Türkiye, Yunanistan’ın arkasından Topluluk ile ortaklık kuran ikinci ülke olmuştur.

1963’ten günümüze kadar taraflar arasındaki ilişkilerde iniş-çıkışlar yaşanmış olsa da Türkiye, 1995’te Gümrük Birliği’ne girmiş; 11-12 Aralık 1999 Helsinki Zirvesi ile Türkiye’nin adaylığı ilan edilmiş ve 16-17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi ile AB’ye üyelik müzakerelerine başlamıştır.

AB ve Türkiye’de Kamu Yönetimi

Türkiye’de 1990’lı yılların sonlarından itibaren girişilen reform hareketlerinin arka planındaki temel motivasyon AB adaylığıdır. AB tarafından hazırlanan ‘yol haritaları’, ‘ulusal program’ ve ‘ilerleme raporları’, Türkiye’de reformu önceleyen, devletin verimli çalışmasını tavsiye eden belgelerdir.

AB’nin hazırlamakta olduğu İlerleme raporlarında Türkiye’nin hâlâ yol kat etmesi gerektiği AB yetkililerinin defaten altını çizdiği bir konu olarak kalmaktadır. Yine de, süreç içerisinde Türkiye’nin reformu uygulamak için göstermiş olduğu çaba ve yapmış olduğu değişiklikler de yadsınamaz.

Dünyada Kamu Yönetimi Reformu Örnekleri

ABD, Avustralya, Yeniz Zelenda, İngiltere, Fransa, Danimarka ve Malezya gibi ülkeler 1980 sonrası yeni kamu işletmeciliği modeli çerçevesinde önemli reform girişimlerinin ve reformların yaşandığı ülkeler olmuşlardır.

Amerika Birleşik Devletleri

Piyasalaşmayı öne çıkaran ve özel sektör tarzı yönetim tekniklerinin kamu yönetiminde kullanılmasını öngören yeni kamu işletmeciliğinin uygulanabilirliği açısından, ABD elverişli bir yönetsel kültür ve idari reform geleneğine sahiptir.

Avustralya

Avustralya yeni kamu yönetimi düşüncesini ilke temelinde kamuoyunun gündemine yerleştirmeye dönük çalışmalar yapan bir ülkedir.

Yeni Zelanda

Yeni Zelanda, yeni kamu işletmeciliği anlayışı doğrultusunda önemli ve dikkat çekici idari reform çalışmalarının gerçekleştirildiği bir başka ülkedir. Yeni Zelanda’da, 1980’den itibaren gerçekleştirilen idari reformlar, o kadar ilginç ve özgündür ki, bu reformlar yeni kamu işletmeciliğinin Yeni Zelanda versiyonu veya idari reformda Yeni Zelanda stili ya da modeli olarak görülmektedir.

İngiltere

İngiltere, kamu yönetimi reformunun 1979 yılı itibariyle yoğun yaşandığı ülkelerden birisidir. Reformlar temel olarak sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelere cevap vermek amacıyla başlatılmıştır. Bu kapsamda siyasi tercih ve yönelimler reformların arka planını oluşturmuştur. Siyasi tercihler değişse bile reformların genel olarak pragmatik bir yaklaşımla yürütülmekte olduğu ve birbirini tamamlayan unsurlar taşıdığı söylenebilir.

Fransa

Fransa, merkeziyetçi ve hiyerarşik bir yönetim yapısına sahiptir. 1980’den günümüze kadar gelen her hükûmet Fransız kamu yönetimini modernleştirmeye çalışmıştır. Fakat Fransız idari sisteminin devlet müdahaleciliği, merkeziyetçilik ve hiyerarşik yapı, üst düzey sınıfların sahip oldukları sosyal ve politik statü gibi özellikler üzerine temellendirilmiş olması mevcut yönetim geleneğinin ve sisteminin reformlara direnç göstermesine sebebiyet vermiştir.

Danimarka

Danimarka, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması sürecini, “Modernleşme Programı” adı altında 1983 yılında başlatmıştır. Bu program kapsamında kamu çalışanlarının odağa konulduğu, sözleşmecilik yöntemlerinin kullanıldığı, kamu sektöründe performans yönetimine ve şirket modeline geçildiği göze çarpmaktadır.

Malezya

1980’li yıllardaki kamu yönetimi reformu dünyanın çeşitli ülkelerinde de ilgi görmüştü. Bu bağlamda, Güneydoğu Asya ülkeleri kamu yönetimi reformunu gerçekleştirme çalışmaları başlatmak noktasında oldukça girişimcidirler. Özellikle Malezya, yeni kamu işletmeciliği reformlarını en kapsamlı şekilde uygulayan ve nispeten başarılı olan ülkelerden biridir.