Dokuma ve Ahşap Sanatı
Giriş bölümünde bahsedildiği üzere insanoğlunun var olduğu andan itibaren yüzleştiği ve karşılamak zorunda olduğu gereksinimlerinin başında beslenme ve barınma gelmektedir. Özellikle dokuma ve ahşap sanatı ile ilintili olarak barınma ihtiyacı göze çarpmaktadır. İnsan ister ilkel dönemlerdeki mağara vb. barınaklarda olsun ister kendi eliyle inşa ettiği meskenlerde olsun isterse de günümüzdeki gibi modern binalarda olsun barındığı mekânda hem işlevselliğiyle hem de süs unsuru olarak dokuma ve ahşabı kullanagelmiştir. Tarih öncesi çağlardan başlayarak maddi kültür kalıntıları incelendiğinde dokuma ürünlerin daha çok halı-kilim vb. gibi yaygılar hâlinde vücud bulduğu, ahşap malzemenin ise gerek yapısal gerekse de bezemesel olarak kullanıldığı görülmektedir.
Türk sanatı içerisinde erken dönemlerden itibaren örnekleriyle karşılaşılan dokuma ve ahşap örnekler önceleri ihtiyaca cevap vermek üzere işlevsellikleriyle ön plandayken zaman içerisinde yaşadığı çevrenin ve inancın da etkisiyle teknik, konu ve kompozisyon gibi kendine has özellikler edinerek gelenekli sanatlar içerisinde ayrıcalıklı bir yer edinmeyi başarabilmiştir. Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılarla kurganlardan çıkarılan dokuma ve ahşap sanatına dair buluntular, Türk el sanatlarının en eski eserleri olmakla beraber aynı zamanda Türklerin bu sanatlarda ne denli köklü bir geçmişe sahip olduklarını da gözler önüne sermektedir. Kullanım amacına hizmet etmelerinin yanında saygınlık göstergesi de olan dokuma ve ahşap sanatı, göçebe yaşantı sürdüğü dönemlerden günümüze değin Türk kültürünün en önemli unsuru olarak hâlen önemini korumaya devam etmektedir.
Sözlükte “iplikleri bez, kumaş vb. ürünlere dönüştürme işi” ve “bu işin sonunda elde edilen ürünlerin genel adı” olarak tanımlanan dokuma, Türk sanatı içerisinde yaygı vb. amaçlarla çeşitli tekniklerle meydana getirilmiş olup zaman içerisinde estetik kaygılar yüklenerek başlıbaşına bir sanat dalı hâline gelmiştir. Özellikle yaygılarda düz dokuma adı verilen teknik yaygın olarak kullanılmıştır. Düğümsüz ve havsız olarak görülen düz dokumalar içerisinde kilim, cicim, zili vb. yaygılar sıkça yer almaktadır. Bu yaygı türleri kendi içerisindeki teknik farklılıklara bakılmaksızın çoğunlukla kilim olarak adlandırılmıştır. Düğümlü ve havlı olarak dokunan yaygılar ise halı olarak adlandırılmaktadır. Halı ve kilim grubu arasındaki temel farklılık düğümlü olup olmaması ve havlı olup olmamasıdır.
Türkistan’ın batı ucundan Moğolistan sınırına kadar uzanan bozkır bölgesi halının anayurdu olarak kabul edilmektedir. Bu halı dokumalarda dünya literatürüne de aynı adla geçen Türk (Gördes) düğümü kullanılmıştır.Günümüze ulaşmış en eski Türk düğümlü halı Pazırık Halısı olarak bilinen örnektir. Pazırık, günümüzde Kazakistan sınırları içerisinde kalan Altay Dağları’nın doğu kesiminde, Büyük Ulagan Irmağı’na açılan vadide yer alan bölgeye verilen isimdir. Pazırık Halısı da bu bölgede aynı adla anılan bir kurganda Rus arkeolog S. I. Rudenko tarafından 1947-1949 yılları arasında yapılan kazılarda bulunmuştur.
Ahşap kelimesi, Arapça ağaç ya da kereste anlamına gelen “haşebin” kökünden türetilmiş ve bu kelimenin çoğulu olarak kullanılmıştır. Ahşabın süslemede kullanılmaya başlaması özellikle mimaride yapı malzemesi olarak değerlendirilmesiyle başlar.
Pazırık Kurganı dokuma sanatında olduğu gibi ahşap sanatında hakkında da önemli bilgilerin edilmesini sağlayan bir merkezdir. Kurgandan çıkarılan arkeolojik buluntular arasındaki lahit ve at koşum takımları gibi ahşap parçalar, Türk ahşap süslemeciliğinin ilk örnekleri arasında kabul edilmektedir. Böylesine köklü bir geçmişi olan bu sanatın Türklerin Müslüman olmasıyla da etkisini devam ettirmiş olması gayet tabiidir. Türk İslam sanatının bu anlamdaki ilk örnekleri ise yapı malzemesinin yanında minber, kürsü, rahle, Kur’an-ı Kerim mahfazası, çekmece ve sanduka gibi eserlerin süslemesinde kündekâri, oyma/kabartma (rölyef), şebekeli oyma ve boyama teknikleriyle ahşabı kullanan Selçuklu Dönemi ile birlikte görülmektedir. Bununla birlikte İslami dönemde cami mimarisinde Türklerin ahşabı yapısal olarak da kullandıkları bilinir.