İslam Sanatlarına Giriş ve Terminoloji

İslam, sözlükte ‘kurtuluşa ermek, boyun eğmek, teslim olmak; teslim etmek, vermek; barış yapmak’ anlamındaki Arapça silm (selm) kökünden türemiş bir kelimedir.

İslam, Hz. Muhammed’in temel öğreti ve esaslarını vahiy yoluyla Allah’tan aldığı ve ilk uygulamalarını bizzat kendisinin gerçekleştirdiği, zamanla Müslüman toplumlar tarafından insanlığın zihnî ve amelî birikimlerinden de istifade ile geliştirilen din ve dünya görüşünün; insan, toplum, devlet gibi insani konularda kendine has ilkeleri ve felsefesi bulunan tarihî tecrübenin, kültür ve medeniyetin genel adıdır.

Sanat kelimesi, Arapça ‘yapmak, etmek’ anlamındaki san’ (sun’) kelimesinden türetilmiştir. Sana’ “işinde mahir olmak”, san’at ise “yapılan iş, meslek” anlamı taşır.

Sanat kelimesinin farklı tanımları: İnsanın el becerisiyle yaptığı şeyler; gözlem, çalışma veya uygulama yoluyla elde edilen üstün nitelikli öğrenme yeteneği; bir işi belli bir estetik duyguyu yansıtacak biçimde gerçekleştirme tarzı; bir etkinliğin gerçekleştirilmesi veya belli bir işin yapılmasıyla ilgili yöntem, bilgi ve kuralların tamamı.

Tarih, Sâmi dillerinden Akkadçada, Sâbiî dilinde, Habeşçede ve İbranicede “kamer, şehr (ay), zaman” veya “ayı görmek” anlamlarındaki yareah/yerah kelimesinden Arapçaya erreha/verreha şeklinde geçen fiilden türetilmiş bir kelime olup, “aya göre vakit tayin etmek, bir olayın meydana geldiği günü ve yılı, bunların rakamla yazılışını, bir şeyin oluş zamanını ve olaylar dizisini tespit etmek” gibi çok geniş anlamlara gelmektedir.

Hz. Ömer zamanında Hicaz Arapçasına giren tarih terimi, Hz. Peygamber ve dört halifeden sonra seriye ve megâziye dair eserlerle tarih yazıcılığı alanını kapsayan bir bilim dalı hâlini almıştır.

İslam sanatının oluşumuna etki eden başlıca faktörler, İslam dini, coğrafi şartlar ve iklim koşulları ile toplumların gelenek ve görenekleri, yani millî seciyeleridir. İslam dini Mekke’de insanlığa tebliğ edildikten kısa bir süre sonra bir ucu Çin’e, diğer ucu da Fransa’nın Poitier kentine dayanan uçsuz bucaksız bir coğrafyada etkili olmuştur. Dolayısıyla çok farklı milletlere ulaşmış, çok değişik kültürlerle karşılaşmıştır. Ekonomik bakımdan zenginleşen Müslümanlar hemen her bölgede cami, medrese, han, hamam, zaviye, tekke, kale, saray, köşk, çeşme, sebil vs. gibi dinî, askerî ve sivil mimari ile tezyini ve küçük el sanatlarında çok hatırı sayılır eserler meydana getirmişlerdir. Bütün bunların sonucunda ‘İslam Sanatları’ denilen bir alan ortaya çıkmıştır. Bu alanın kendine has terminolojisi de zamanla gelişme göstermiştir.