Ceza Hukuku
İşlenmesi hâlinde ceza gerektiren yasak fiile 'suç' denir.
Klasik dönemde bazı İslam âlimleri suçu ‘Allah’ın had veya ta’zir ile cezalandırdığı yasaklar’ şeklinde tanımlarlar.
Suçun dört temel unsuru vardır: Kanuni unsur, maddi unsur, manevi unsur ve hukuka aykırılık.
Kanunen suç sayılan fiillere kamu otoritesi tarafından uygulanan maddi yaptırıma 'ceza' denir.
Bir cezalandırma eyleminde şu ilkeler esastır: Denklik, şahsîlik, genellik ve kanunilik.
Suç ve cezai müeyyideler, ‘Şâri’ tarafından belirlenip belirlenmeme’ açısından had, kısâs-diyet ve ta’zir olmak üzere üç kısma ayrılır.
Allah hakkı olarak yerine getirilmesi gereken, miktar ve keyfiyeti nass tarafından belirlenmiş cezaî müeyyidelere 'had' denir.
Genellikle had kapsamında sayılan suçlar şunlardır: Hırsızlık, zina, zina iftirası (kazf), yol kesme ve eşkıyalık (hirâbe), içki içme, isyan (bağy). Bunların bir kısmının had mi yoksa ta’zir mi olduğu tartışmalıdır.
Kısas, kasten adam öldürme veya yaralama suçlarında fâilin işlenen fiile denk bir ceza ile cezalandırılmasıdır.
Diyet, bir kişinin haksız olarak öldürülmesi, yaralanması veya sakat bırakılması durumunda suçlu veya suçlu yakınları tarafından ödenmesi gereken malî bedeldir.
Ta’zir, nassla belirlenmeyip miktar ve keyfiyeti yetkili mercilerin takdirine bırakılmış olan cezaları ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Şu üç alanda söz konusu olan cezalar, ta'zir cezalarıdır:
Had ve kısas gerektiren suçların dışında kalan suçlara verilen aslî cezalar,
Nassla belirlenmiş olan cezaların herhangi bir sebeple düşmesi durumunda onun yerine verilen bedel cezalar,
Bazı durumlarda had ve kısas cezaları ile birlikte verilen ek cezalar.
Ta'zir cezaları belirlenirken, kamu yararı, özgürlükleri koruma, adaletten ayrılmama, suç ve ceza arasındaki denge gibi dinin ve aklın gerektirdiği prensipler esas alınır.