Aile Hukuku
Evlenme akdi, aralarında evlenme engeli bulunmayan bir erkek ile bir kadının hayatlarını sürekli bir şekilde birleştirmelerini sağlayan bir akittir.
Nikâh akdi öncesinde tarafları evliliğe götüren iki aşama vardır. Görüşme ve nişanlanma.
Evlenecek çiftlerin birbirlerini görmeleri, açık bir mekânda veya yanlarında üçüncü bir kişinin bulunduğu bir ev ortamında birbirleri hakkında bilgi edinebilmeleri için görüşüp konuşmalarında herhangi bir sakınca yoktur.
Nişanlanma, evlenme değil, evlenme va’didir. Nikâh yapılmamışsa nişanlılar, kendi aralarında birbirlerine namahrem olan kişilerin uymakla yükümlü oldukları kurallara riayet etmek durumundadırlar.
Nikâh akdinin sahih bir şekilde kurulabilmesi ve geçerlilik kazanabilmesi için birtakım unsur ve şartların mevcut olması gerekir.
Nikâh akdinin unsurları; irade beyanı, taraflar ve akdin mevzuudur. Şartları ise; in’ikâd, sıhhat, lüzûm ve nefâz olmak üzere dört kısımdır.
Nikâh akdi, kurulması için gerekli olan şartların bulunup bulunmaması veya eksikliğine göre ‘sahih, bâtıl, fâsit, mevkuf ve gayrılâzım olmak üzere beş kısma ayrılır.
Evlenecek çiftlerin arasında evlenme engelinin bulunmaması gerekir. Evlenme engelleri, daimi ve geçici evlenme engelleri olmak üzere iki kısma ayrılır.
Daimi evlenme engelleri: Kan bağı, evlilik sebebiyle meydana gelen hısımlık ve süt hısımlığı. Geçici olan evlenme engelleri ise şunlardır: Din farklılığı, iddet, eşin hısımı olma, evlilik, dört kadınla evli olma, üç kere boşama…
Sahih olarak kurulan bir evlilikte mehir ve nafaka hakkı doğar. Mehir ve nafaka borçlusu erkek, alacaklısı ise kadındır.
Evlilik şu dört nedenden biri ile sona erer: Boşama, muhala’a, (bir bedel karşılığında anlaşarak ayrılma), tefrik (hâkimin boşaması) ve ölüm.
Boşama, yeni bir akit yapmadan evliliğe dönmenin mümkün olup olmaması açısından ric’î ve bâin boşama olmak üzere iki kısma ayrılır.
Boşama, sünnete uygun olup olmama açısından ise sünnî ve bid’î olmak üzere iki kısma ayrılır.
Muhala’a, tarafların bir bedel mukabilinde evliliğe son vermek üzere anlaşmaya varmalarıdır.
Klasik fıkıh geleneğinde 'hâkimin evliliğe son vermesi veya mahkeme yoluyla boşanma 'tefrîk' kavramıyla ifade edilir.
Mahkeme yoluyla boşanma sebepleri şunlardır: Kötü davranma ve şiddetli geçimsizlik, hastalık ve bedensel kusurlar, kocanın nafakayı kesmesi veya temin edemeyecek duruma düşmesi, kocanın kaybolması veya evi terk etmesi, eşine yaklaşmama yemini (îlâ), mülâ‘ane (zina isnadı sebebiyle lanetleşme)