İslam Hukukunun Kaynakları

Şeri hükümler, sadece “Şâr’î’in tayin ettiği delillerle bilinir ve onlara “hükümlerin asılları”, “hükümlerin şeri kaynakları” veya “hükümlerin delilleri” de denilir. Bu deliller ilgili hükmün şeri olduğunu gösterir; zira şerilik, hükmün ilahi iradeye dayanması demektir.

Delil, sözlükte bir işi, bir hâli, bir durumu gösteren, ona delalet eden, ona ulaştıran her şeydir.

Fıkıh usulü ıstılahı olarak delil; ister kati ister zanni olsun, kendisinden şeri amelî hükmün çıkarıldığı şeydir. Bir başka tarife göre delil: “Üzerinde doğru bir şekilde düşünüldüğünde şeri hükme (matlubun haberi) ulaştıran şeydir.”

Fıkıh literatüründe “delile başvurmak” demek, ilgili hükmün şeri dayanağını aramak demektir. Mesela “Zekâtın şeri delili nedir?” denildiğinde “… Zekâtı veriniz... ” (Bakara: 2/43) gibi ayetler vasıtasıyla ilgili hükmün dayanak noktasını görmeye çalışırız.

Kaynak, bir şeyin ilk çıkış yeri anlamına gelmektedir. Bu manada deliller, hükümlerin aynı zamanda kaynaklarını ifade etmektedir. İslam hukukunun kaynakları derken de işte bu deliller kastedilmektedir.

Deliller, asli ve ferî olmak üzere iki ana kısmı ayrılır.

Her bir şeri meselenin özel deliline tafsîlî delil denilmektedir. Buna ayrıca cüzi delil de denilmektedir. İcmâlî (külli) delil ise bütün şeri delilleri temsil eden, bütün şeri hükümlerin kaynağı konumunda olan, belli bir davranışın hükmüne dair özel delil değil, bir bütün olarak fıkhın kaynaklarına denilmektedir. Kitap, sünnet, icma ya da kıyastan her biri, birer icmâlî delildir.

İslam hukukunun kaynakları yani şeri deliller üzerinde ittifak edilen deliller ve ihtilaf edilen deliller şeklinde iki kategoride değerlendirilmektedir. İlk kategoriyi Kitab, Sünnet, icma ve kıyas oluşturur. Zâhirîler kıyası delil olarak kabul etmezler.

Şeri dellilerden hüküm çıkarılırken söz konusu sıradüzenin gözetilmesi gerekmektedir. Buna göre sıralama Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas şeklinde olmalıdır. Bir meselenin şeri hükmü araştırılırken önce Kitab’a (Kur’ân), onda bulunmuyor ise sünnete, onda bulunamazsa icmaya, orada da bulunamazsa kıyasa müracaat edilir.

Kur'an, Kur’ân -ı Kerim: Allah’ın (c.c.) Hz. Muhammed’e Arapça olarak indirilip bize kadar tevatür yoluyla nakledilen ve Fatiha suresi ile başlayıp Nas suresi ile biten kelamıdır.” şeklinde tanımlanır.

Yapısı bakımından sünnet, kavlî, fiilî ve takriri; rivayet bakımından ise mütevatir, meşhur ve âhâd sünnet olmak üzere üç kısma ayrılır.

İcma, Hz. Peygamber'in vefatından sonra herhangi bir devirde müçtehitlerin şeri bir meselenin hükmü üzerinde ittifak etmeleridir. Sarih icma ve sukûtî icma olmak üzere iki türü vardır.

Kıyas , Kitap, Sünnet veya icmada hükmü bulunmayan meseleye, aralarındaki illet birliği sebebiyle, bu kaynaklardan birinde yer alan meselenin hükmünü vermektir.

Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas asli; asli delillere dayanılarak oluşturulanlara ise ferî deliller denilmektedir.

Farklı ekollerin bakış açılarına göre ferî delillerin sayılarında farklıklar görülmektedir.

Literatürde ferî deliller, istihsan, istıslah, seddu'z -zerai, örf, şeru men kablena, sahabi kavlî ve istıshab şeklinde yer alır