İslam Hukukunun Gayesi ve Muhtevası

İslam hukukunun genel gayesi; kulların yararına olanı temin etmek, onların zararına olanı da bertaraf etmektir. Bu aynı zamanda dinî hükümlerin konuluş hikmetlerini ifade etmektedir.

Bu maslahatlar dört tanedir:

a) “ed -darûriyyât

b) Hâciyyât

c) Tahsîniyyât

d) Tekmîliyyat

Zarûriyyât (olmazsa olmaz ihtiyaçlar): Bunlar hayatın olmazsa olmaz ihtiyaçları mesabesindedir. Bu ihtiyaçlardan biri veya daha fazlası bulunmadığında toplumsal hayat sarsılır. Düzen bozulur. Kargaşa olur. Hak hukuk ihlal edilir. Bunlar: dinin korunması, canın (nefs) korunması, aklın korunması, neslin korunması ve malın korunması olmak üzere beş kategoriden ibarettir.

Hâciyyât (Hayatı kolaylaştıran ihtiyaçlar): Yukarıda açıklanan bireysel ve toplumsal hayatın olmazsa olmazları olan hususların gerçekleştirilmesini sağlayan vasıtalara yardımcı niteliğinde olan ve onların husulünü kolaylaştıran ihtiyaçlar bu kapsamdadır. Şayet bu ihtiyaçlar temin edilmezse zaruriyattan olan şeylerin tahakkukunda zorluklar ve sıkıntılar meydana gelir. İbadetlerle ilgili olarak meşru kılınan ruhsat niteliğindeki hükümler böyledir. Yolculukta dört rekâtlı namazların iki rekât olarak kılınabilmesi, ramazan ayında hasta veya yolcu olan kişinin isterse –daha sonra kaza etmek üzere -oruç tutmaması ihtiyaç kabilindendir. Bireysel olsun toplumsal olsun, insanların günlük hayatta yaptıkları ve muamelât kavramıyla ifade edilen alışveriş, kira, şirket, hibe, vasiyet gibi sözleşme (akid) ve tasarrufların mubah kılınması ve ilgili hükümler hâciyyat kapsamındaki hükümlerdir.

Tahsîniyyât (Hayata ekstra güzellik sağlayan ihtiyaçlar): Bunlar bireysel ve toplumsal yaşantıda nezaket ve nezâhetin gerektirdiği maslahatlardır. Bu tür hükümlerle örf -âdet ve ahlaki davranışların düzeltilmesi ve güzelleştirilmesi, insani erdemlere yaraşır nitelik kazanması amaçlanmıştır. Bu hükümlerin ihlalinde zaruriyat ve haciyatın yokluğundan doğan sonuçlar oluşmaz. Ancak hem Şari Teâlâ nezdinde hem de insanlar nezdinde, insani olgunluk, erdemler ve ahlaki bakımdan hoş olmayan ve tasvip edilmeyen durumların ortaya çıkması mevzubahistir.

Tekmîliyyat ( Tamamlayıcı hükümler): Zaruriyyât, hâciyyât ve tahsîniyyâttan her birinin olabilecek en iyi seviyede gerçekleştirilebilmesi ve mevcudiyetinin devam ettirilebilmesi için onları tamamlayıcı nitelikteki hükümlere de ihtiyaç vardır. Bu tür hükümler, diğerlerine sızıp onları yıpratarak zaafa uğratacak zararlı etkilere karşı adeta koruyucu bir kalkan mesabesindedir. Bu hükümlerin ihlali bir noksanlık oluşturmaz.

Bu maslahatlar arasında bir sıradüzen vardır. Hâciyyât zarûriyyâtın, tahsîniyyât da hâciyyâtın tamamlayıcısı konumundadır.

Zarûriyyatın ihmal ya da ihlal edilmesi tabii olarak hâciyyât, tahsîniyyât ve tekmîliyyâtın da ihmal ve ihlal edilmesi sonucunu doğurur.

İslami hükümler ve öğretiler insan hayatının ilişkili olduğu her şeyi ve her alanı kuşatıcı mahiyettedir.

Fıkhi hükümler ibadet, muamelat ve ukûbâttan ibarettir.

İslam hukuk ilminin ana dalı mahiyetinde olan hükümlere “furû‘u’l - fıkh/furû -i fıkıh” denilmektedir.

Âlimler benzer meselelerin ortak yönlerini, ana noktalarını, illetlerini ve gayelerini dikkate alarak genel kurallara ve nazariyelere ulaşmak maksadıyla, aynı özellikleri ve gayeleri taşıyan çok sayıda ferî meselenin hükmünü ifade edecek tarzda veciz şekilde ifade ederek adına “kulli kaide” demişlerdir.

Furûk ilmi “fıkhın, dış görünüş bakımından birbirine benzeyen, ancak hüküm ve hukuk değerlendirme açısından farklı olan veya şekil itibarıyla farklı oldukları hâlde aynı hükme tabi meselelerini konu edinen bir ilim dalı" olarak tanımlanır.