Ehliyet Teorisi

Ehliyet, ‘Şâri’in şahısta takdir ettiği ve onu şeri hitaba muhatap olmaya elverişli kılan vasıftır.’

Ehliyet, vücûb ve edâ ehliyeti olmak üzere iki kısma ayrılır.

Vücûb ehliyeti: Kişinin haklara sahip olabilme ve borç altına girebilmeye elverişli olmasıdır.

Edâ ehliyeti: Kişinin dinen ve hukuken muteber olacak nitelikte fiiller ortaya koyabilmeye ve hukukî işlem yapmaya elverişli olmasıdır.

Ehliyet açısından insan hayatı: Cenin dönemi, temyiz öncesi dönem, temyiz dönemi, buluğ ve rüşd dönemi olmak üzere dört döneme ayrılarak incelenir.

Cenin dönemi: Cenin, anne karnındaki çocuğa denir. Çocuğun ana rahmine düştüğü andan itibaren doğumuna kadar olan dönem cenin dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde çocuk sadece eksik vücûb ehliyetine sahiptir.

Temyiz Öncesi Dönem: Doğumla temyiz dönemi arasını kaplayan döneme temyiz öncesi dönem denir. Temyiz öncesi dönem doğumla yedi yaş arasını kaplayan dönemdir. Bu dönemdeki çocuğa ‘gayrimümeyyiz çocuk’ denir. Gayrimümeyyiz çocuk tam vücûb ehliyetine sahiptir. Bu nedenle dinî ve hukuki tüm haklara sahiptir. Lehinde ve aleyhindeki tüm haklar sabit olur. Gayrimümeyyiz çocuğun her iki şekliyle eda ehliyeti yoktur.

Gayrimümeyyiz çocuk temyiz öncesi dönemin model şahsiyetidir. Bu döneme ilişkin hükümler onun üzerinden anlatılmakla birlikte akıl hastaları (deliler) da bu grup içerisinde mütalaa edilir.

Temyiz dönemi: Temyiz öncesi dönemle buluğ çağı arasındaki döneme denir. Ulemanın temyiz için kabul ettiği yedi yaşını esas alarak söylersek temyiz dönemi yedi yaşıyla buluğ arasını kaplayan dönemdir. Temyiz döneminde bulunan çocuğa ‘mümeyyiz çocuk’ denir. Bu dönemde çocuk, tam vücûb ehliyeti ve eksik edâ ehliyetine sahiptir. Bu nedenle kendi fiili ve kendi iradesi ile gerçekleştirdiği bazı tasarrufları geçerlidir.

Temyiz döneminin model şahsiyeti mümeyyiz çocuk olmakla birlikte akli melekeleri tam gelişmemiş, bu nedenle de gelgitler yaşayan (ma’tuh) ile mali harcamalarında aklın gereğine göre hareket etmeyip aşırı derecede tedbirsiz davranan (sefih) kişiler de bazı yönlerden bu grupta mütalaa edilirler.

Buluğ ve rüşd dönemi: Buluğ, kişinin çocukluktan çıkıp yetişkinliğe ilk adımını attığı dönemdir. Bu dönemle birlikte kişi artık dinî-hukuki yükümlülüklerin muhatabı olur. Buluğun asgari ve azami yaş sınırları arasında bulunup da henüz kendisinde tabii buluğ alametleri görülmeyen çocuğa erkekse mürâhik, kız ise mürâhika denir. Aksine bir durum söz konusu değilse buluğa eren çocuk aynı zaman akli ve fikrî olgunluk, daha özel bir ifadeyle, mali konularda makul ölçülere göre hareket etmek demek olan rüştüne de ermiş sayılır. Bu durumda olan kişi, tam vücûb ehliyetinin yanında tam eda ehliyetine de sahiptir.

Ehliyeti daraltan veya ortadan kaldıran sebepler, semavî ve müktesep arızalar olmak üzer iki kısımdır.

Semavi arızalar, kişinin seçim ve çabasının olmadığı ârızalardır.

Bunlar: Akıl hastalığı (delilik), bunama, küçüklük, baygınlık, hastalık, uyku, unutma, ölüm, hayız ve nifastır.

Müktesep ârızalar ise kişinin kendisinin veya üçüncü kişilerin seçim ve çabasının olduğu ârızalardır.

Bunlar da: cehalet, sarhoşluk, sefeh, yolculuk, ikrah, hezl (şaka) ve hatadır.