Orta Yaş Döneminin Psikososyal Yönleri

Giriş

35 yaş ile başlayan tıpkı ergenlik dönemi gibi bireyin birçok değişimi yaşadığı ve yaşlılık döneminin başlangıcı olarak kabul gören 65 yaşına kadar olan döneme orta yaş dönemi denmektedir. Bu bağlamda genç yetişkinlik döneminin sonrası ve yaşlılık döneminin öncülü bir dönem olarak orta yaş dönemi açıklanabilir. Orta yaş dönemi öncesinde çocukluk, ergenlik ve ilk yetişkinlik dönemleri tamamlanmış olacaktır. Bireyin yaşamında geçmiş bu dönemlerde gerçekleştirilen eylemlerin sorgulanması ve geri dönüşünün, yansımalarının görüleceği bir aşamaya geçilmektedir. Bireyin yaşadığı kayıplar ve elde ettiği kazanımların bu dönemde değerlendirilmesi söz konusu olacaktır.

İnsan yaşamının çocukluk dönemi, çocuğun aile içinde ve okul ortamında sosyalleşme sürecini; ergenlik dönemi ise birçok değişimi (fiziksel, psikolojik ve sosyal değişimler) yaşadığı ve kimlik kazandığı süreci; ilk yetişkinlik dönemi ise bireyin hayatında önemli başlangıçların (iş ve evlilik gibi) yapıldığı, ciddi kararların alındığı bir dönem olarak kendini göstermektedir. Orta yetişkinlik dönemi de yaşamın belli bir noktaya gelmesi ve zaman zaman sorgulamaların yapıldığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Dönemsel olarak birçok değişimi beraberinde getiren orta yaş dönemi bireylerin psikososyal özelliklerini de belli ölçüde etkilemektedir. Bu bağlamda orta yaş döneminde yaşanan psikososyal değişimlerin kavranmasının sosyal hizmet mesleki uygulama sürecine katkı sağlaması beklenmektedir.

Orta yetişkinlik dönemi yaşamın belli bir noktaya gelmesi ve hayata dair sorgulamaların yapıldığı bir dönemdir.

Kuramsal Yaklaşımlarda Orta Yaş Dönemi

Kuramlar, bilim alanları ve çalışma alanlarıyla ile ilgili olarak genel bir hat ortaya koyarak bazı öngörüleri ön plana çıkarırlar. Sınamalar, deneyler ve gözlemler kuramların ortaya konmasında etkili olan unsurlardır. Orta yaş dönemine ilişkin kuramsal yaklaşımlar da bu dönemin özelliklerini, bu dönemde yaşanacak muhtemel sorunları ve sorunlara dair potansiyel çözümleri ortaya koymaktadırlar.

Orta yaş dönemine ilişkin kuramsal yaklaşımları bilmek, onlar hakkında bilgi sahibi olmak hiç kuşkusuz orta yaş dönemi mesleki müdahale sürecine olumlu katkı sağlayacaktır. Müracaatçının ihtiyaçlarının doğru tespiti etkili bir sosyal hizmet müdahalesinin kilit noktası olabilir.

Bireyin yaşamı içinde her döneme ait gelişim görevleri olduğunu söylemek mümkündür. Gelişim görevi kavramı bireyin içinde bulunduğu gelişimsel dönem içinde kazanması gereken yeterlilikleri ve becerileri, başarması gereken görevleri ve içinde bulunduğu döneme özgü olarak geliştirmesi gereken davranışları tanımlamaktadır. Yani orta yaş dönenimin de gelişim görevleri olduğu söylenebilir. Yani orta yaş dönemindeki bireyden beklenen gelişimleri ve becerilerini ifade eden bir aşamadır. Her yaş döneminde olacağı gibi orta yaş döneminde de bireyin yerine getirmesi gereken gelişim görevlerinin başarılı olması halinde birey odaklı sonucun memnuniyet verici olacağı söylenebilir. Aksi bir durum gerçekleşir ve gelişim görevleri yerine getirilemezse birey odaklı sonucun memnuniyetsizlik ve mutsuzluk ile sonuçlanacağı ifade edilebilir. Havighurst tarafından geliştirilen “Gelişim Görevi Kuramı” çerçevesinde tüm yaş dönemlerine ait gelişim görevlerine yer verilmiştir.

Orta Yaş dönemindeki fiziksel değişimlere uyum sağlama, ekonomik gelir durumu, aile ilişkileri, iletişim ve sosyal çevre bireyin psikososyal durumu üzerinde oldukça etkilidir. Emeklilik ve yaşlılık dönemine götüren orta yaş döneminde bireyin yaşamdan beklentilerinin karşılanması hâlinde psikososyal açıdan iyilik hâlinin artacağı ifade edilebilir.

Emeklilik dönemi ve sonrasında yaşlılık döneminin tatmin edici bir şekilde yaşanması ve geçirilmesi için ele alınan konuların etkilerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Yaşamın her döneminde bireyin istediği olanaklara sahip olması, iyi ilişkilerinin bulunması ve sosyal destek sisteminin aktif olması kişisel iyilik hâlini artıracaktır.

Özetle bireyin kendisine dair farkındalığını oluşturması, bir sonraki yaşam aşamasına geçiş için kendini hazırlaması ve sürecin normal bir seyirde ilerlediğini düşünmesi bireyin psikososyal sağlamlığı açısından son derece kıymetlidir. Bireyin kendini gerçekleştirmesi ve yaşam boyu gelişim sürecine dair farkındalık sahibi olması psikososyal durumu üzerinde olumlu etkiler bırakacaktır.