Yaşlılık Dönemi ve Kuramları

Ortalama yaşam beklentisinin artması; birçok insanın yetişkinlikten sonra uzun bir süre daha yaşamda kalacağı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla belirtilen gelişmeler ile paralel hızda, yaşlı nüfusun ve yaşlılık olgusunun, ekonomik, kültürel, siyasi ve sosyal boyutlarıyla birlikte artarak toplumların gündemine gelmiş ve geliyor olması kaçınılmazdır. Yaşlılık nasıl tanımlanırsa tanımlansın, yaşandığı ülkeye özgü bir olgu olma özeliğine sahiptir. Yaşlılık döneminin yaşanma sürecinin bireyden bireye değiştiği gibi kültürden kültüre dolayısıyla toplumdan topluma da değiştiği noktasında ortak bir görüş vardır. Dolayısıyla yaşlılığı anlamlandırmada ve kavramsallaştırmada yardımcı olacak olan yaşlılık kuramlarının ele alınması ve kavranması önemlidir.

Yaşlanma (aging), canlının doğumu ile başlayan ve biyolojik ve fizyolojik işlevlerin gün ve gün azalması anlamına gelen bir süreçtir. Yaşlanma süreci, yaşam döngüleri içerisinde fizyolojik, ekonomik, psikososyal vb. gibi farklı boyutlarda kendini göstermektedir. Yaşlanma doğumdan ölüme değin bir büyüme ve gelişme sürecidir.

Yaşlılık ise fizyolojik bir olgudur ve bu süreç içerisinde kendini gerçekleştirme ve olgunlaşmanın ardından özgün değişimlerin yaşandığı son aşamadır. Yaşlılık dönemi; kronolojik, biyolojik, psikolojik ve sosyal yaşlanma süreçlerini içermektedir. Bu süreçlerde kişinin yaşamında ortaya çıkan değişimler yaşlılık dönemini oluşturur.

Yaşlılık kuramları literatürde “Demografik ve Ekonomik Kuramlar” ile “Psikolojik, Sosyolojik ve Siyasal Kuramlar” olarak iki farklı başlık altında incelenmektedir. Yaşlanma dönemini ve yaşlılık sürecini demografik ve ekonomik bir bakış açısıyla ele alan teorik modellerin çok önemli olan bazıları; yakınsama kuramı (convergence theory), yaşam döngüsü kuramı (life cycle theory) ve kuşaklar arası varlık akışı kuramı (intergenerational walth flows theory)’dır.

Yaşlılık sürecini psikolojik, sosyolojik ve siyasal açıdan ele alan kuramların çok önemlilerinden bazıları ise; yaşamdan kopma/ilişki kesme (disengagament) kuramı, etkinlik/aktivite (activity) kuramı, süreklilik kuramı, modernizasyon teorisi, söylem analizi ve rol kuramıdır. Yaşlılık döneminin özellikleri, sorunları ve yaşlılığa ilişkin demografik değişmelerin açıklanmasında ve anlaşılmasında yaşlılığa ilişkin kuramlar önemli rol oynamaktadır.

Sosyal hizmet mesleği açısından bakıldığında ise; hizmet verilen tüm müracaatçı gruplarının olduğu gibi yaşlıların da işlevselliğini arttıracak değişiklikleri planlamak ve uygulamaya geçirmek için gerekli olan bireysel ve toplumsal faktörler arasındaki etkileşimin öneminin bilincindedir. Meslek elemanları, mesleki roller ve becerileri çerçevesinde bu etkileşimi kurmak ve sürdürmek çabası içindedir.

Kentleşme, küreselleşme, yaşanan göçler, teknolojide her geçen gün meydana gelen hızlı değişimlerin bireylerin yaşamlarında meydana getirdiği zorluklar vb. yaşlılık dönemindeki bireylerin sorunlarının artmasına ve çeşitlenmesine neden olduğu önemli bir gerçekliktir.

Genelci yaklaşımın temel dayanaklarından birisi, insan davranışının kaçınılmaz olarak fiziksel ve sosyal çevre ile ilişkili olduğudur. Buradan hareketle yaşlı nüfusun yaşlanma süreci boyunca karşılatığı ve başa çıkmak zorunda kaldığı yetersizlikler, sorunlar, başarısızlıklar vb.nin sebebi yalnız yaşlı bireylerin kendi yetersizlikleri değil en temelde toplumun yaşlıya bakış açısıdır.

Toplumda yaşlanma sürecine girmiş olan bireylerin sorunlarına yönelik doğru toplumsal bakış açısı, doğru ve nitelikli hizmet üretimi ,ihtiyaç duyulan sosyal politikaların üretilmesi ve hayata geçirilmesi var olan ve ortaya çıkabilecek yaşlılık dönemi sorunların önlenmesinde anahtar adımlardır.