Çocukluk Döneminin Sosyal Çevresel Yönleri: Aile Çevresi Ve Çocuk
Sosyalleşme, toplum tarafından uygun bulunan davranışları sergilemenin öğrenilme sürecini ifade etmektedir. İnsanın çocukluk evresi sosyalleşme sürecinin en önemli aşamasını oluşturur. Bu süreçte, başta aile ve okul olmak üzere birçok faktör rol oynar.
Aile ortamı kişiler arası ilişki kurma becerilerinin öğrenildiği ve kavrandığı temel ortamdır. Aile üyeleriyle olan ilişkileri, çocuğun diğer bireylere,nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur. Aile aynı zamanda çocuğa, aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temelini atar.
Çocukların sosyalleştirilme sürecinde değişik anne-baba tutumları sözkonusudur. Bu tutumlar; aşırı baskıcı ve otoriter tutum, gevşek tutum, dengesiz ve kararsız tutum, aşırı koruyucu tutum, ilgisiz ve kayıtsız tutum, güven verici, destekleyici ve demokratik tutum şeklindedir.
Anne babalarla çocuklar arasında meydana gelen anlaşmazlıklarda; anne babaların çocuğa kullandıkları dil “sen” dilidir. Bu dil çocuğun olumsuz davranışlarına değil kişiliğine yöneliktir. Bu dilde genel ifade tarzı mevcuttur.
“Sen” dili suçlayıcı ve yargılayıcı bir dildir. “Sen” dili çocuğun olumsuz davranışlarını değiştirmesinde etkili olmaz. Çünkü bu dilde kabul edilmeyen olumsuz davranışın tanımı yoktur. Bu nedenle çocuk kabul görmeyen davranışı bilmemektedir. Çocuk olumsuz davranışı bilmediği için de düzeltmeyi veya anne babası ile iş birliğine girmeyi düşünememektedir.
Aile içi etkileşim kalıpları, boşanma, ailenin sosyoekonomik durumu,annenin çalışma durumu, ebeveynlerin eğitim durumları, tek ebeveynlik,yas ve kayıplar, tek çocuk olma, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olunduğu gibi değişkenler çocuğun gelişimini etkilelemektedir.
Gelişim, çocukla ailesi ve sosyal çevresi ile gerçekleşen deneyimler arasındaki dinamik etkileşim olarak görülür. Bu nedenle ailenin işleyişinive çocuğun gelişimini anlamak için, aileyi sistemler bakış açısı içinde görmek faydalı olacaktır.
Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu kanıtlamıştır. Evlerinde yakın bir ilgi gören çocuklar, en etkin, özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olmaktadırlar. Buna karşılık, daha sert bir denetim altında tutulan ya da eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluk yaşamaktadırlar.
Öğrenme karmaşık bir süreç olduğu için, çocukların bazen öğrendikleri davranışlar anne ve babalarının tercih ettikleri davranışlar olmayabilir. Anne-babalar, çocuklarını belli davranışlara yönlendirirken pekiştireçleri, ödül ve cezaları kullanırlar.
Pekiştireçler iki ana kategoriye ayrılır; birincil ve ikincil. Birincil pekiştireçler diğer pekiştireçler ile hiçbir bağlantısı olmadan kendi başlarına ödüllendirici olanlardır. Bunlar insanların doğal olarak değerli buldukları nesne ve aktivitelerdir. Yiyecek, su, şeker vb. bunun bazı örnekleridir. Bireyler bunların değerlerini öğrenmeden onlara doğal olarak olumlu tepki verirler. İkincil pekiştireçler; materyal pekiştireçler ve yiyecek olmayan tüketilebilir maddeler, aktiviteler, sosyal pekiştireçler ve belirli bir değer ifade eden birimler şeklindedir.