Çocuk Suçluluğu

Çocuğun suça sürüklenmesinde pek çok faktör bulunmaktadır. Çocuklar önce aile, daha sonra arkadaş, okul ve toplumsal çevreden etkilenerek suça sürüklenmektedir.

Çocukların cinsiyete göre suça yönelme düzeylerinde farklılık bulunmaktadır. Erkek çocukları kızlara oranla daha çok suç işlemektedirler. Erkeklerin hafif suçlar ile suç davranışını öğrendiği ve suç işleme davranışının orta ergenlikte tepe noktaya eriştiği görülmektedir.

Çocukların suça sürüklenmesinde düşük sosyoekonomik düzey önemli bir risk faktörüdür. Maddi açıdan düşük seviyede bulunan ailelerde çocukların eğitim hayatı sekteye uğramakta ya da sonlanmaktadır. Çocuk aileye katkı vermesi için yasal olmayan şekilde çalışmakta ve yaşına uygun olmayan ortamlara girerek suça yönelebilmektedir.

Çocuğun suça sürüklenmesinde en önemli faktörlerden biri de ailedir. Aile ilişkilerinin katı veya esnek olmasına göre çocukların, sokak yaşamına alışmasında önemli bir tetikleyici olan evden uzaklaşma davranışları gösterdikleri görülmektedir.

Bununla birlikte çocuğun arkadaş etkisi ile de suç işlediği bilinmektedir. Özellikle okul çağı döneminde aile yerine arkadaş çevresi önem kazanmaktadır.

Arkadaş çevresi ile bağlantılı bir diğer faktör ise okuldur. Çocuğun okula bağlı olma, okulun geleceği için önemli olduğuna inanma durumu suça yönelme davranışını azaltmakta, düşük akademik beklenti, okula uyum sorunları ise suça yönelme davranışını artırmaktadır.

Çocuk okulu bırakma davranışı ya da olumsuz okul yaşantılarından kaynaklı suça sürüklenme davranışı göstermeden önce eğitim sistemi içinde çocuğun bireysel ve çevresel ihtiyaçlarının tespit edilerek karşılanması çocuk suçluluğunu önlemede önemli bir konudur.

Çocuğun içinde bulunduğu yaş dönemine özgü bilişsel gelişim özellikleri dikkate alındığında yaptığı davranışın sonuçlarını kavrayabilecek ve analiz edebilecek bilişsel düzeye sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Çocukların suça yönelme nedenleri incelendiğinde bir gruba dahil olma, suçu oyun olarak algılama, can sıkıntısı nedeniyle suç işleme gibi faktörler karşımıza çıkmaktadır.

Korunma ihtiyacı olan (Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocukları) veya suça sürüklenen çocukların korunması amacıyla 03.07.2005 tarih ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunda yer alan danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbiri kararları ile çocuğun suça sürüklenmesinin önüne geçebilecek çeşitli önlemler alınmaya çalışılmaktadır.

Ülkemizde uygulanan tedbirlerden en belirgini olan bakım tedbiri kapsamında, suça sürüklenen ya da suç mağduru olan çocuklar, Çocuk Destek Merkezlerine alınmaktadır. Bu merkezlerin amacı, suça sürüklenen veya ceza infaz kurumundan salıverilen çocukların rehabilitasyonunu sağlamaktır.

Yukarıda bahsedilen faktörler sonucunda suça sürüklenen çocuklar için gelişmiş ülkelerde özgürlüğünden yoksun bırakmayan, çocuğun tekrar suça yönelmesinin önüne geçmeyi hedefleyen modeller geliştirilmiştir. Türkiye’de ise bu çocuklar için geliştirilen hizmetler son derece yetersizdir. Çocuklar ceza infaz kurumlarında cezalarını tamamlamakta, yeni suçlar için sosyal çevre oluşturmakta ve suç alanında profesyonel olmaktadırlar.