İmar Planlarının Yargısal Denetimi
Tüm idari işlemler gibi imar planları da yargısal denetime tabidir. İmar planlarını nazım imar planları ve uygulama imar planları olarak ayırabiliriz.
Nazım imar planı; Varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak hâlihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.
Uygulama İmar planı ise uygulama imar planı; tasdikli hâlihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır.
İdari işlemler beş unsurdan oluşur. Bu unsurlar sırasıyla yetki, şekil, sebep, konu, amaç unsurları olarak 5'e ayrılırlar. Bu unsurların bazılarına aykırılık idari işlem için iptal edilebilirlik neticesi doğururken bazılarına aykırılık idari işlemi batıl hale getirir.
İdari işlemler, tek yanlıdır. Tek yanlı işlemlerin özelliği, muhatabı olan kişilerin rızalarını ve irade beyanını dikkate almadan zorla kendilerine uygulanmasıdır.
İdari işlemler, icraidir. İdari işlemlerin tamamlandığı anda uygulanabilir olması ve kişilerin hakları üzerinde etki doğurabilmesi icrailik özelliğini ifade etmektedir. Örneğin ruhsatsız yapı hakkında yıkma kararı verildiğinde, idare yapıyı yıkabilir. Tüm tek taraflı idari işlemler, icrai nitelikte (hukuki etkiye sahip olma)değildir.
İdari işlemler, hukuka uygunluk karinesinden faydalanır. İdari işlemler yapıldığı anda hukuka uygun kabul edilir. Aksi ispatlanıncaya kadar hukuka uygun olduğu varsayılır. Hukuka aykırı olduğu ise ancak idari yargıda iptal davası açılarak ispatlanabilir.
İdari işlem, kanunda gösterilen yetkili kişi ya da makamlarca yapılmalıdır. Bir irade açıklaması olan idari işlem, idare adına yetkili bir kişi ya da makam tarafından tesis edilmelidir. İdari işlemin özünü oluşturan irade açıklamasının kim veya kimler tarafından yapılacağı sorunu o işlemin "yetki unsurunu" oluşturur.
İdari işlemler, çeşitli amaçlarla, özellikle idare edilenlere güvence sağlamak amacıyla, kanunda gösterilen şekil ve usul kurallarına uygun olarak yapılmalıdır. İmar planları, kişilerin haklarını özellikle mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendirdiğinden, kanunda öngörülen usul ve şekillere uygun olarak yapılmak zorundadır. Kanunda öngörülen usul ve şekil kurallarına uyulmamış ise plan hukuka aykırı olur ve dava açıldığında mahkemece iptal edilir.
İdareyi işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiilî etkenlere idari işlemin sebebi denir.. Örneğin idareyi imar planı yapmaya veya planda değişiklik yapmaya sevk eden etken, o yerdeki nüfus artışı olabilir.
İdari işlemlerin doğuracağı hukuki sonuç, işlemin konu unsurunu oluşturur. Konu unsurunun da hukuka uygun olması gerekir. Bu bağlamda, kanunun yasakladığı bir konuda işlem yapılması, işlemin konusunun gayrimeşru olması, işlemin geçmişe etkili olarak yapılması işlemi konu unsuru yönünden sakat hâle getirir.
İdari işlemin subjektif, manevi unsurudur. İdari işlemlerin yöneldiği yegâne amaç, kamu yararının sağlanmasıdır. İşlem yapılırken birilerine yarar sağlamak, birilerine zarar vermek veya siyasi bir amaç güdülerek hareket edilmesi işlemi hukuka aykırı kılar.
İdari işlemlerin idari yargı denetimine tabi olduğunu söylemiştik. İdari yargı da görev yapan mahkemeleri; İdare, Vergi, Bölge İdare, Danıştay olarak dörde ayırabiliriz. Bu mahkemelerden Danıştay, Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde belirtilen durumlar dışında ilk derece mahkemesi olarak yargılama yapmaz.
İdari yargıda görev yapan bu sayılan mahkemelerin bakacağı davaları ise iptal ve tam yargı davaları olarak sınıflandırabiliriz. Tam yargı davaları idari işlemden doğan zararların tazminine yönelikken iptal davaları mevcut idari işlemin yapıldığı andan itibaren ortadan kaldırılmasına yöneliktir.