mar Planlarında Değişiklik Yapılması ve Revizyon İmar Planı
İmar hukukunun kaynakları arasında yer alan Anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelikler değişen koşullara ve yeni ihtiyaçlara uyum sağlamak üzere hem yasa koyucu tarafından hem de yetkili idareler tarafından değiştirilebilmektedir. Hâl böyle olunca imar hukukunun önemli kaynaklarından biri olan imar planlarının da değişen koşullara ve yeni ihtiyaçlara uyum sağlamak üzere değiştirilmesi mümkündür. Ancak bu planlarda yapılacak sık ve zorunlu olmayan değişiklikler imar planları ile ulaşılmak istenen amaca ulaşılmasını engelleyebilmektedir. Bu nedenle imar planlarında değişiklik yapılmaması öncelikli tercih edilen seçenektir. Ancak bazı hâllerde imar planlarının değiştirilebilmesi mümkün olmalıdır. Bu değişiklikler imar planları ile ulaşılmak istenen amaca ulaşılamamış ise, bu amaca ulaşmamayı mümkün kılan değişiklikler olmalıdır. Değişiklik yapılan durumlarda dahi mevzuatta sınırlamalar öngörülmüştür.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine göre “Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki (planların karara bağlanması ve onaylanması) usullere tabidir.”
Toplumdaki gelişmelere paralel olarak anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelikler değişen koşullara ve yeni ihtiyaçlara uyum sağlamak üzere hem yasa koyucu tarafından hem de yetkili idareler tarafından değiştirilebilmektedir.
Benzer şekilde imar planlarının da değişen koşullara ve yeni ihtiyaçlara uyum sağlamak üzere değiştirilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Ancak bu planlarda yapılacak sık ve zorunlu olmayan değişiklikler imar planları ile ulaşılmak istenen amaca aykırılık teşkil eder. Bu nedenle imar planlarında değişiklik yapılmaması temel kural olarak kabul edilmektedir. Ancak değişen koşullara imar planlarının da uygun hâle getirilmesi için imar planlarında değişiklik yapılması gerekebilir.
Kazanılmış hakkın varlığından söz edilebilmesi için
a) düzenleyici işlemin bireysel işleme dönüşmüş olması,
b) kişisel bir kazanım elde edilmiş olması,
c) bu kişisel kazanımın hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
Müesses durum: Bazen hukuka aykırı işlem de kişiler bakımından bazı kazanımlar, ilgilileri lehine hukuki durumlar doğurabilir. Hukuka aykırı bir işlemden dolayı bu hukuki durumlar (kazanımlar) hukuken korunmakta mıdır? Hukuka aykırı olarak elde edildiği gerekçesi ile bu kazanımlar geri alınabilir mi? Geri alınabilir ise hangi süre içerisinde geri alınabilir? Bu soruların cevabının verilmesinde “müesses durum” kavramı karşımıza çıkmaktadır.
Hukuk devleti ilkesinin bir unsuru da “hukuki istikrar ve güven” in sağlanmasıdır. Kişilerin, hukuki durumlarının her an değişeceği endişesi içinde olmamalarını ifade eden istikrar ve güven ilkesi, belli bir süre (dava açma süresi) geçtikten sonra hukuka aykırı işlemin doğurduğu bazı kişisel sonuçların korunmasını gerektirmektedir. Hukuki durumun sonsuza dek tartışılır durumda bırakılması düşünülemez [1]. Nasıl ki hukuka aykırı işleme karşı dava açma süresinde dava açılmadığında, o işlem hukuka uygun kabul ediliyor ve doğurduğu sonuçlara katlanılmak gerektiği kabul ediliyorsa belli bir süre geçince hukuka aykırı işlemin doğurduğu kişisel sonuçların da korunması ve geri alınmaması gerekir [9].