Havacılık Güvenlik Yönetimi

Havacılık Güvenliği

Havacılık güvenliği, 1960’lardan itibaren devletlerin ve uluslararası otoritelerin, havacılık emniyetiyle beraber en çok önemsediği birkaç konudan bir tanesidir. Doğrudan havacılık güvenliği ile alakalı ihtiyaçları konu alan konvansiyonlar, çalışmalar ve sözleşmeler 1960’lı yıllarda yapılmaya başlanmıştır.

11 Eylül 2001’de gerçekleşen terör saldırıları sonrasında ise tüm dünyada havacılık güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik geniş kapsamlı ve küresel bir stratejiye olan ihtiyaç ortaya çıkmıştır.

Saldırılar sonrasında havacılık güvenliği ile ilgili olarak Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne (ICAO) üye olan devletlerin, ICAO’nun belirlediği güvenlik standartlarına uyma taahhütleri yeniden ele alınmıştır. Bu doğrultuda Evrensel Güvenlik Denetim Programı (USAP) kurulmuştur.

Uluslararası çabaların yanı sıra devletler de kendi önlemlerini almak için çalışmalar yürütmüşlerdir. Ülkemizde İçişleri Bakanlığı ve SHGM’nin bağlı olduğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın iş birliği ile Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı, 24 Aralık 1996 senesinde yürürlüğe girmiştir. Bu programın hedefi, sivil havacılık güvenliğini sağlamak üzere, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC) gibi uluslararası otoritelerin belirlediği standartlar ve kurallar çerçevesinde alınacak önlemlerin belirlenmesi olmuştur.

Havacılık Güvenliği Yönetimi

Chicago Konvansiyonu’nu imzalayan bir taraf devlet olarak ülkemizin birçok görevleri ve sorumlulukları bulunmaktadır. Bu görev ve sorumluluklardan bir tanesi ise ulusal sivil havacılık güvenlik yönetim sisteminin kurulması ve yönetilmesidir.

Bu konuda ülkemizin sivil havacılık otoritesi olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün attığı ilk adım ICAO’nun yayınlamış olduğu Gözetim El Kitabı Kısım C- Devlet Havacılık Güvenlik Gözetim Sistemi Kurulumu ve Yönetimi başlıklı DOC 9734-Part C dokümanının Türkçeye çevrilmesi olmuştur. Bu çeviri 2010 senesinin Nisan ayında yayınlanmıştır.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne (ICAO) üye olan tüm devletler, güvenlik ile ilgili belirlenen standartları yakalamak zorundadır. Bu standartları yakalamayan devletlere karşı, standartları sağlayan ve koruyan ülkelerin havacılıkla alakalı yaptırım hakları mevcuttur. Hava sahasını kullandırmama, söz konusu ülkeye kayıtlı uçakların ve hava yolu şirketlerinin havalimanlarına inişine izin vermeme vb. haklar ülkelere verilmiştir.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne (ICAO) üye bir devlet, özellikle güvenlik alanındaki yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirebilmek için, havacılık güvenlik mevzuatı olarak adlandırılabilecek, uluslararası standartlara uygun bir yasal çerçeve oluşturmalıdır. Havacılık Güvenlik Yönetimi ise bu yasal çerçevenin bir parçası olarak devletlerin oluşturması istenen bir yapı olmuştur.

Havacılık İşletmeleri Güvenlik Yönetim Sistemi (SeMS) Talimatı (SHT-17.3)

Havacılık güvenliği, havacılık sektöründe olan tüm kurum ve kuruluşların işletme politikalarında önemli bir husus olarak yer almak zorundadır. Bu kurum ve kuruluşlar, havacılık güvenliğinin sürekliliğini sağlamak için gerekli tedbirleri zamanında almalıdır.

Havacılık İşletmeleri Güvenlik Yönetimi ve Organizasyonu başlıklı sivil havacılık talimatı olan SHT-17.3, ilk olarak 2010 senesinde yürürlüğe girmiştir. Ancak 2014 senesinin aralık ayında talimat güncellenerek, yenilenmiş hâli yürürlüğe girmiştir.

Talimatta belirtildiği üzere, sivil havacılık işletmeleri ve hava alanlarında görev yapan özel güvenlik şirketleri bünyelerinde, genel müdürlüğe bağlı bir Güvenlikten Sorumlu Yetkili Yönetici (GSYY) bulundurmak zorundadırlar. İşletmelerin güvenlik organizasyonu, GSYY liderliğinde oluşturulur.

İşletmelerin güvenlik teşkilatında çeşitli birimler, ilgili mevzuatın 20. maddesinde verilen görevleri yapmak üzere oluşturulmalıdır. Oluşturulan birimler ve üstlendikleri görevler, işletmenin yapı organizasyon şemasında yer alacaktır.

Bir güvenlik yapılanmasına sahip her kurum/kuruluş, güvenlik planı hazırlamak ve onaylanması için havaalanı otoritesine sunmak ile sorumludur. Birden fazla havaalanında görev yapan işletmeler, görev yaptığı her havaalanı için bu planı ayrı ayrı hazırlamalıdır.

Güvenlik denetimi, prosedürler ve kuralların uygulama esnasında istenen standartlara ulaşıp ulaşmadığının ölçülmesi ve doğrulanması hususunda oldukça önemlidir. Bu denetimler ile elde edilen verilerle, işletmelerin kuralları uygulama ve standartları yakalama hususunda ölçülmesinin yanı sıra, belirlenen kural ve standartların pratikte uygulanabilirliği de ölçülmektedir.

Güvenlik sisteminde gerçekleştirilen denetimin asıl amacı, öncelikli olarak güvenlik sisteminin etkinliğini araştırmak ve sorgulamaktır. Buna ek olarak güvenlik ile ilgili tanımlanan politika, güvenlik eğitimi ve güvenlik operasyonu arasındaki uyumu artırmak ve sistemin sürekliliğini sağlamak hedeflenmiştir. Bu sebeple denetimlerin hazırlanışı ve denetim sonrası yapılması gereken şeyler dikkatlice belirlenmektedir.

Talimatta belirtilen hususlara uyulmasının, havacılık sektöründeki tüm işletmelerin sorumluluğudur. Bu sorumluluğun yerine getirilmemesi durumunda idari ve cezai yaptırımlar uygulanmaktadır.

Güvenlik Yönetiminin Geleceği

Dünyadaki hemen her sektörde olduğu gibi güvenliğe bakış açısı, her döneme özgü şartların oluşturduğu çerçeveler etrafında belirlenmiştir. Dünya savaşlarının meydana geldiği dönemde güvenlik kavramı daha genel olarak ele alınıp ülke güvenliğini korumak üzerine odaklanmıştır. Hava yolu taşımacılığının hızlı bir şekilde gelişmeye ve büyümeye başladığı soğuk savaş döneminde ise ülkelerden ziyade bireyleri ve iktisadi işletmeleri hedef alan terör saldırıları neticesinde güvenlik sağlama kavramı şekil değiştirmiştir.

Günümüzde devlet üstü bir sektör hâlini alan havacılıkta ise sektörel büyümenin sağlanması, karlılığın devamı ve bu sektöre yatırım yapan devletlerin itibarlarını korumaları maksadı ile güvenlik, emniyet ile birlikte en önemli faktörlerden biri olmuştur.

Günümüzde ise teknolojinin sağladığı olanakları kullanmanın yanı sıra havacılık güvenliğinin bir kültür olarak oluşturulması ve benimsenmesi üzerinde durulmaktadır. Bu sayede havacılık güvenliği, sistemin açığını bulan kişiler tarafından gerçekleştirilen istenmeyen saldırılar sonrasında sistemi sağlamlaştırmak yerine, her an kendini geliştiren bir sistem olarak varlığını sağlayabilecektir.