Gönüllü Turizmi

Gönüllülük, kâr amacı gütmeyen ve kişinin yakın çevresi dışındaki bireyler, topluluklar ya da çevre için fayda sağlamak amacı ile maddi bir karşılık beklemek ve almaksızın yaptığı faaliyetlerdir.

Gönüllülük esasına dayalı faaliyetlerin geçmişi oldukça eskiye dayanmaktadır. İnsanlar eğitim, sağlık ya da manevi hizmet sağlamak adına çeşitli kuruluşlar aracılığıyla zaman zaman yurt dışına gönderilmiştir. Özellikle yoksulluğu yok etmek ya da yoksul çocukların eğitimine katkıda bulunmak amacıyla misyonlarına uygun olarak kiliseler gönüllülük faaliyetlerine büyük önem vermiştir. Bu tarz gönüllülük faaliyetleri günümüzde de devam etmekte olup, bu faaliyetlere katılan bireyler “kilise gönüllüleri” olarak adlandırılmaktadır.

Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da ve Türkiye’de sosyokültürel düzeyi yüksek birçok kadın gerek cephede gerekse cephe gerisinde yaralılara yardım etmek amacıyla gönüllü hasta bakıcılık yapmıştır. Türkiye’de özellikle Balkan Harbi ile birlikte kadınlar gönüllü olarak hastanelerde çalışmaya başlamıştır. İlk Türk hemşiresi olarak bilinen Safiye Hüseyin Elbi de açılan kurslara katılarak Balkan Savaşı’nda gönüllü hemşire olarak çalışmıştır.

Birinci Dünya Savaşı ardından gelen İkinci Dünya Savaşı ile birlikte birçok hükümetin desteğiyle gönüllü faaliyetlerinin yürütüldüğü kuruluş sayısında önemli bir artış yaşanmıştır.

Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı olumsuz yöndeki fiziksel ve psikolojik etkiler gönüllü turizminin ortaya çıkmasına önemli bir zemin hazırlamıştır.

Bireylerin belirli zamanlarını ayırarak, ikamet ettikleri bölgenin dışında, isteğe bağlı olarak maddi gelirlerini kullanarak ihtiyacı olan kişilere yardım etmek amacıyla seyahat etmeleri gönüllü turizmi olarak tanımlanmaktadır.

Gönüllü turizminin ana konusu, toplum ve çevre şartlarının iyileştirilmesidir. Bu kapsamda bireyler toplum refahının artması için iyi niyet etkinliklerine katılır. Ayrıca, yerel halk ile ziyaretçilerin turizmden eşit fayda sağlamaları ve doğal kaynakların kalitesinin artırılması için sürdürülebilir turizm gelişimi stratejilerinden biri olarak da değerlendirilebilir.

20. yüzyılda ivme kazanan gönüllü turizmi, akademik açıdan ilk defa 1970’li yıllarda Amerika ve Avrupa’daki araştırmacılar tarafından ele alınmıştır.

Günümüzde dünya genelinde birçok gönüllü kuruluş bulunmakta ve bu kuruluşlar çok çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Ancak özellikle küçük gönüllü kuruluşları yaptıkları faaliyetlere ilişkin veri paylaşmadığı için, genel anlamda gönüllü turizmi pazarına ilişkin tam bilgi elde edilememektedir.

Gönüllü turizmi alternatif bir turizm türü olması yanı sıra, diğer turizm türlerinden oldukça farklıdır. Özellikle çok çeşitli faaliyetleri kapsaması, bireylerin diğer turizm faaliyetlerinden çok daha uzun zaman ayrılması, gönüllülük esasına dayalı olsa da katılım ücreti alınması gibi bir takım nitelikler sebebiyle ayrışmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucu bu turizm türüne katılanlara ilişkin bir profil çıkarılmıştır. Öncelikle gönüllü turizmi öğrencilerden emeklilere kadar çok geniş bir yelpazeye hitap etmektedir. Ancak genç bireyler büyük çoğunluğu oluşturmaktadır. Özellikle boş yıl öğrencileri, üniversite öğrencileri ya da yeni mezunlar ve lise son sınıf öğrencileri hedef kitleyi oluşturmaktadır.

Gönüllü turistleri etkileyen ya da motive eden unsurların başında fedakârlık gelmektedir.

Gönüllü turizmi hem bireye hem de topluma önemli faydalar sağlayan alternatif bir turizm türüdür.

Tüm dünyada adından sıklıkla söz ettiren, bireylere ve toplumlara fayda sağlama amacı önde gelen gönüllü turizmi faaliyetleri Türkiye’de henüz yeterli düzeyde değildir. Yasal olarak sadece sekiz organizasyon ve toplamda 17 gönüllülük programı bulunmaktadır.