Hayvancılık Sorunları

Hayvancılık işletmelerinde asıl amaç yüksek verimli hayvanlardan kaliteli hayvansal ürünler elde ederek ekonomik anlamda kazanç sağlamaktır. Günümüzde artık verimliliğin yanında biyogüvenlik uygulamaları, çiftlikten sofraya güvenli ürün elde etmek, çevreyi korumak ve hayvan refahına gereken önemi vermek gibi hususlarda oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca güncel bir konu olan küresel ısınmayla birlikte hayvancılık sektöründe meydana gelebilecek muhtemel etkiler öngörülmeye başlanmıştır.

AB ülkeleri ve gelişmiş ülkeler hayvansal üretimde ve ticarette hayvan sağlığı yanında hayvan refahı açısından da standartlar getirmiştir.

Türkiye’de yetiştirilmekte olan tüm hayvan varlığımızın ihtiyaç duyduğu kaliteli kaba yem ihtiyacı 83,9 milyon ton, kaliteli kaba yem açığı ise 30.2 milyon ton olarak hesaplanmıştır. Son yıllarda entansif hayvansal üretim ekstansif hayvancılığa göre 6 kat kadar daha hızlı gelişmiştir. Hayvansal üretimin entansifleşmesi sonucunda hayvancılık işletmelerin arazileri hayvanları beslemek için yetersiz hâle gelecektir.

Hayvancılığımızın gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri hayvan ithalatıdır. Yurtiçi talebi karşılama ve yurtdışına arz doğrultusunda belirlenmiş bir üretim planlamasının uygulanmasında yaşanan sorunlar ve ithalat gibi geçici çözüm arayışları yerli üreticiyi haksız rekabet ile karşı karşıya bırakmakta ve geleceğe yönelik ciddi endişelere sevk etmektedir.

Türkiye’de sürü sağlığı, salgın hastalıkların teşhis ve tedavileri konusunda yeterli sayıda eğitim kurumu, teknik personel ve önemli bir bilgi birikimi olmasına rağmen ciddi bir mali yükü olması nedeniyle hayvan hastalıkları hâlâ önlenememiştir.

Türkiye’de, yapılan ıslah çalışmaları ve hayvan ithalatı ile geçmiş yıllara kıyasla hayvancılıkta önemli derecede genetik ilerleme sağlanmıştır. 2002 yılında büyükbaş kültür ırkı hayvan varlığımız %18,97 oranındayken, bu oran 2017 yılının 1. döneminde %47,76’ya yükselmiştir. Bugüne kadar yapılan ıslah çalışmaların değerlendirildiğinde elde edilen sonuçlar proje amaçlarının gerisinde kalmıştır.

Türkiye’de özellikle büyük çaplı modern işletmelerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Ancak tüm koruyucu hekimlik önlemleri alınsa da fiziki şartların yeterli olmaması nedeniyle buzağı ölümlerini istenilen düzeylere indirmek zor olacaktır. Bu nedenle özellikle küçük aile tipi işletmelerin modernizasyonuna verilen destek artarak devam etmek zorundadır.

Entansif işletmelerde atıklarının en önemli kısmını gübre oluşturmaktadır. Ortalama bir sığırın günlük 50 kg gübre ürettiği düşünüldüğünde orta ölçekli bir işletmenin yıllık gübre üretimi önemli boyutlara ulaşmaktadır.

Türkiye’de son yıllarda uygulanan hayvancılık politikalarının bir sonucu olarak hayvan varlığının genetik kapasitesinin iyileşmesi, yetiştirme, bakım, barındırma ve sağlık hizmetlerinde, besleme ve yemleme koşullarında önemli iyileşmeler sağlanmışsa da, yine de birçok eksiklikler vardır. Türkiye’de hayvan beslemede yaşanan sorunlar hayvancılığımızın gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir.

İşletme başına düşen hayvan sayısının az olması hem elde edilen gelirin azalmasına hem de ürün fiyatlarının artmasına neden olmaktadır. Ancak büyük işletmelerin sayısının hızla artması ülkenin bütün coğrafyasında mera ve kaba yem üreten küçük işletmelerin rekabet güçlerinin azalmasına neden olacaktır. Bulunduğu yerlerde yaşayamayan insanların büyük kentlere göç etmesi sosyal sorunların ve işsizliğin artmasına neden olacaktır. Ayrıca bu alanlardaki üretim potansiyeli kullanılamayacaktır.