Halkla İlişkiler
İlk uygulamalarının 19. yüzyılın sonlarında görüldüğü basın ajansı – tanıtım modelinin ana amacının propaganda ve görünürlük olduğu söylenebilir. Amaçlananın ilgi odağı olmak şeklide ele alındığı modelde, sansasyona dayalı olaylar basına servis edilerek kitlelerin dikkati çekilmeye çalışılır. İletişim neredeyse tamamen tek yönlüdür, dinlemekten ziyade anlatmaya dayalıdır. Doğruluğu bakımından güvenilir olmayan bilginin örgütten hedef kitleye doğru akış içerisinde olduğu, hedef kitleden örgüte doğru ise herhangi bir bilgi akışının olmadığı bu modelde hedef kitleye yönelik araştırmalar yok denecek kadar azdır.
Halkla ilişkilerde kamuyu bilgilendirme modeli 1920’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Amacı; örgüt ile alakalı bilgileri, haberleri ya da faaliyetleri en doğru ve eksiksiz biçimde kamu ile paylaşmaktır.
İki yönlü asimetrik model, halkla ilişkiler faaliyetlerinde örgütün hedef kitle üzerinde ikna argümanları geliştirmesini amaçlayan modeldir. Daha önceki modellerden daha sofistike bir yapıda olan bu modelde iki yönlü iletişim söz konusudur.
Sade bir tanım ile halkla ilişkiler, bir örgütün iletişim içerisinde olduğu ya da iletişim içerisinde olmak istediği bireylerin anlayışlarını, olumlu duygularını ve desteklerini edinmek ve sürdürmek için uyguladığı faaliyetler bütünüdür. İngilizce ‘public relations’ (kısaca PR) olarak ifade edilen halkla ilişkiler kavramı son zamanlarda dilimize de ‘Pi-aR’ şeklinde yerleşmiştir. Halkla ilişkiler kavramı, bir örgütün sahip olduğu imajın sıradan yerine önemli olması için harcanan sistemli çabadır. Kurumsal imaj ise bir örgütün misyon ve vizyonu başta olmak üzere temel değerlerinin çevresine sunuluş biçimi olarak ifade edilebilir.
20. yüzyılın başlaması ile birlikte Amerikan şirketlerinde halkla ilişkiler departmanı neredeyse standart bir bölüm olarak görülmeye başlanmıştır. Nitekim halkla ilişkileri konu alan pek çok çalışmada Amerika Birleşik Devletleri’nde halkla ilişkilerin yerleşme aşamasının 1900’de başladığı ifade edilir. Diğer yandan Avrupa’da modern halkla ilişkiler yaklaşımlarının Amerika Birleşik Devletleri’nden farklı olarak şirketlerden ziyade hükümetlerce benimsendiği görülmektedir.
İnsan ya da insanlar arasında; duygular, düşünceler, bilgiler ya da davranışlara yönelik alışverişlere iletişim denir. Bu alışveriş esnasında bir kaynağın, bir alıcının, bir kanalın ve bir mesajın olması gerekmektedir. Aktarılmak istenen şeyin insanlar arasında ortak bir anlama sahip olmasını sağlama ise halkla ilişkilerin konu alanına girmektedir. İletişimin yapısı, özelliği ve içeriği gibi pek çok değişken toplumsal açıdan farklılık gösterebilmektedir.
Halkla ilişkilerde kullanılan araçlar temelde iç ve dış araçlar olarak tanımlanmaktadır. İç halkla ilişkiler, örgüt yönetimi ve çalışanları arasındaki sağlıklı ilişkinin tesisini amaçlamaktadır.
Halkla ilişkiler, örgüt ile hedef kitle arasındaki iletişimin sağlıklı biçimde olmasını sağlayan yönetimsel bir süreç olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda hedef kitlenin gizli ve açık beklentileri, düşünceleri, davranış tarzları gibi bilgilerin örgüte, örgütün ise misyonu, vizyonu ve çeşitli politikaları gibi bilgilerin de hedef kitleye belirli standartlarda taşınması gerekmektedir.
Halkla ilişkiler modellerinin sonuncusu olan iki yönlü simetrik model, hem örgütün hem de hedef kitlenin etkileşimi karşılıklı değişime açıklık ekseninde değerlendirmesine dayalı oluşu sayesinde en etkili halkla ilişkiler modeli olarak değerlendirilmektedir.
Günümüze gelindiğinde ise strateji kelimesinin askerî bir terimden daha geniş alanlarda kullanıldığını görmek mümkündür. Özellikle yönetim ve organizasyon alanında strateji kelimesinin kullanılmaya başlanmasının ana nedeni, gelişen teknoloji ile birlikte kızışan rekabetin örgütler arasında adeta bir savaşa dönüşmesi olarak değerlendirilebilir.
Örgütsel açıdan değerlendirildiğinde kriz; örgütün öngörüsünün dışında kalan, örgütün geleceğini etkilemesi olasılığı bulunan, ortaya çıktığında yeni kararlar almayı gerektiren ve karar alma süresinin kısıtlı olmasına neden olacak biçimde ani gelişen ve gerilime neden olan durumlara denir.
İtibar kelimesi sözlükte; saygınlık, prestij, değerli ve güvenilir olma durumu biçiminde tanımlanmaktadır. Örgütsel anlamda ise örgütün ilişki içerisinde olduğu tüm çevrelerce pek çok yönden algılanış biçimi şeklinde tanımlanabilir.
Son yıllarda örgütlerin kamu ile ilişki kurma yollarından biri hâline gelen sponsorluk genellikle reklamcılık ile karıştırılan bir kavramdır. Benzer yanları çok olsa da sponsorluk ile reklamcılığın temelde ayrıştığı noktalar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi uygulanış maksadıdır. Reklamcılık; bir marka, ürün ya da hizmetin tanıtımına yardımcı olmak amacı ile kitle iletişim araçlarının kullanılmasıdır. Sponsorlukta ise amaç, hedef kitle ile duygusal bağ kurmak ya da güçlendirmektir. Sponsorlukta da kitle iletişim araçları kullanılabilmektedir; fakat kesinlikle kullanılacağı garanti edilemez. Diğer yandan sponsorluk faaliyetleri kültür, sanat ya da spor etkinliklerinde yürütülür. Dolayısıyla sponsorluk, bahsi geçen etkinliklere destek niteliğindedir ve etkinlik ile birlikte önceden hedeflenen ticari amaçların gerçekleşmesi beklenir. O hâlde sponsorluğu, bir örgütle ilgili tanıtım ve yaygınlaştırma amacıyla bir sanat ya da spor faaliyetine paralı yahut parasız imkanlar sağlanması şeklinde tanımlamak mümkündür.