Yönetici Asistanlığında Duygusal Zekâ ve Duyguların Yönetimi

Duygu; bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik hâller ve bir dizi hareket eğilimidir. Çevredeki uyarıcıların harekete geçirdiği davranışsal tepkilere yol açan, bilinçli hislerdir.

Duyguların ortak özellikleri şunlardır:

  • Duygular, belirli bir olaydan dolayı açığa çıkarlar.
  • Kısa sürelidirler (saniyeler veya dakikalar boyunca sürerler).
  • Geçicidirler.
  • Olumlu ve olumsuz olabilirler.
  • Doğal olarak belirli ve çok sayıda olabilirler (Korku, üzüntü, mutluluk, iğrenme, şaşırma vb.).
  • Farklı yoğunlukta hissedilebilirler.
  • Genellikle yüzde belirli mimiklere neden olurlar.
  • Genellikle istem dışı oluşurlar.
  • Duyguların fiziksel, bilişsel ve davranışsal bileşenleri bulunmaktadır.

Fiziksel bileşen: Her duygu vücutta farklı fizyolojik tepkiler yaratır. Bunlar kalp atışının hızlanması veya kasların gerilmesi gibi duyguya eşlik eden fizyolojik tepkilerdir.

Bilişsel bileşen: Her insanın zihninde bilişsel faaliyetler gerçekleşir. Bu faaliyetler kişiden kişiye, kültürden kültüre değişir. Bilişsel tepkiler zihinsel değerlendirmelerdir; ne olup bittiğini anlama çabası, duruma dair beklentiler ve bu deneyime dair genel düşünceler gibi. Hissettiğimiz özel duyguyu belirlemeyi içerir.

Davranışsal bileşen: Her duygu farklı davranışsal tepkilere sebep olur. Bu tepkiler vücut dilinden veya yüz ifadesinden anlaşılabilir. Bireyler gülümseyebilir, el çırpabilir veya yanındakilere sarılabilir.

Bireyin duygu kaynakları; kişilik, haftanın günleri ve günün saatleri, hava koşulları, yaşanan stres, sosyal aktivite, uyku, egzersiz, yaş ve cinsiyet olarak ortaya konulabilir.

Temel duygular: mutluluk, üzüntü, öfke, korku, iğrenme ve şaşkınlıktır.

Duygular, olumlu ve olumsuz ile birincil ve ikinci duygular olmak üzere sınıflandırılabilir.

Eğer duygunun ortaya çıkardığı enerji; bireyi ihtiyacını karşılaması için harekete geçiriyor, hareketini sürdürmesini sağlıyor ve hareket üzerine odaklanmasına imkân veriyorsa veya çevreye uyum sağlama fırsatı sağlıyorsa bu duyguya olumlu duygu ismi verilir. Olumlu duygulara memnuniyet, mutluluk ve gurur örnek verilebilir.

Duygunun ortaya çıkardığı enerji; ihtiyaçları karşılamak için bireyi harekete geçirmiyor ve bireyin çevreye uyumunu veya çevreyi değiştirme olasılığını zora sokuyorsa olumsuz duygu olarak isimlendirilir. Endişe, öfke, mutsuzluk, utanma, üzüntü gibi duygular olumsuz duygulara örnek oluşturur.

Birincil duygular; doğumla birlikte gelen ve bireyi çevresel tehlikeler karşısında hazırlıklı hâle getiren duygulardır. Korku gibi bazı duygular insanların çevresel tehlikelerle karşılaşma olasılığını azaltır. Bedeni kaçma veya savaş durumuna hazırlayan bu tür duygular doğuştan kazanılır ve evrenseldir. Başka bir ifadeyle öğrenilmemiştir ve herkes için geçerlidir. Korku, öfke ve iğrenme bu duygulara örnek oluşturur.

İkincil duygular ise; bilinçli ve sistemli bir şekilde sosyalleşme sürecinde kazanılan ve deneyim veya sosyal etkileşim yoluyla öğrenilen duygulara verilen isimdir. Kültüre göre değişebilen ikincil duygulara iyimserlik, umut ve utanma duygusu örnek verilebilir.

Duygusal zekânın altyapısını sosyal zekâ kavramı oluşturmaktadır. Soyut zekâ; sözel ve matematiksel sembolleri anlama yeteneğini, somut zekâ; objeleri anlama ve yönetme yeteneğini ortaya koyar. Bunlara karşın sosyal zekâ, insanların başkalarını anlama ve yönetme kapasitesini ve kişilerarası ilişkilerde bulunma becerisini tanımlar. Altyapısını sosyal zekâ kavramından alan duygusal zekâ, zekâ ve duyguları bir araya getirmekte, bir anlamda akıl ve kalp arasında seçim yapmak yerine, akıl ve kalbi birleştirmektedir.

Duygusal emek; çalışanların hissettikleri duygular yerine kendilerinin ve çalıştıkları birimin amaçlarına uygun ve iş yeri tarafından gösterilmesi istenen duyguları göstermeleri ve uygun duyguyu davranışlarına yansıtmaları için sarf ettikleri çabayı ortaya koyar.