Yönetici Asistanının Kriz Yönetim Becerisi

Günümüzün küresel rekabet ortamında örgütlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri her geçen gün gittikçe zorlaşmaktadır. Yeni ve küresel rakiplerin ortaya çıkması, ham madde fiyatlarının döviz kurlarına bağlı olarak değişmesi, borsada yaşanan anlık değişmeler, teknolojinin baş döndürücü bir hızda gelişmesi, çalışanların isteklerinin ve çalışma şekillerinin değişmesi, müşteri sadakatinin azalması açık sistem olarak kabul edilen örgütleri derinden etkilemektedir.

Eskiden bir ülke ya da bölgenin sınırlarına sıkışmış olarak varlığını sürdüren örgütler bilgi teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde dünyanın her yeri ile bağlantı kurarak faaliyette bulunabilmektedir. Ülkeler arasındaki sınırlarının öneminin azalması, farklı ülkelerle ekonomik, turistik, kültürel ve eğitime ilişkin alanlarda kurulan ilişkilerin güçlenmesi örgütleri farklı ülkelerden gelecek olumlu ya da olumsuz etkilere açık hâle getirmiştir.

Krizler günümüzde örgütlerin sürekli yüzyüze olduğu bir durumdur. Değişen ve gelişen dünyada işletmeler küresel rekabet ortamında ayakta kalabilmek için her geçen gün daha da zorlanmaktadırlar. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için krizi önceden algılayan sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır.

Krizleri normal durumlardan ayıran bazı özellikler mevcuttur. Bunlar; rutinin dışında, kritik ve örgüte zarar vermeye yönelik tehditler olarak özetlenebilir.

Kriz yaşamamak ya da krizden en az kayıpla çıkabilmek için kriz algılama sistemlerinin kurulmasına ihtiyaç vardır.Kriz algılama ve yönetim sistemleri hem içsel hem de dışsal kriz faktörlerini ayrı ayrı analiz edebilmeli, geçmiş tecrübeleri doğru okuyabilmelidir.

Genellikle içsel faktörlere müdahale etmek daha kolay olurken dışsal faktörleri doğru okuyabilmek ve önceden tedbir alabilmek daha önemlidir. Krizleri iyi yönetemeyen örgütler ya büyük kayıplar verir ya da yaşamları sona erer.

Krizlerin iyi yönetilmesi durumunda ise örgütler çevresel şartlara daha iyi uyum sağlayabilir, krizden çıkarılan dersler sonucunda daha iyi stratejiler belirleyebilir ve daha da önemlisi rakiplerinin bir adım önüne geçebilir.

Bazı durumlarda yöneticiler yoğun iş temposunda farklı meselelerle uğraşırken bazı kriz uyaranlarını gözden kaçırabilir. Burada devreye hiç şüphesiz yöneticilerin "sağ kolu" olarak nitelendirilen yönetici asistanları girecektir.

Yönetici asistanları örgütlerde üst pozisyonlardaki görevler için birer potansiyel aday olduklarının farkında olmalı ve özellikle kriz ortamlarının deneyim ve yeteneklerini ortaya koymak için bir fırsat olduğunun farkında olmalıdır.

Yönetici asistanı pozisyonundaki çalışanların yöneticilerin “sağ kolu” oldukları bir gerçektir. Yöneticilerin tecrübelerinden en fazla faydalanma şansına sahip olan yönetici asistanları, diğer çalışanlara nazaran krizlerle karşılaşma olasılığı daha yüksek kişilerdir. Bu oranın yüksekliği yönetici asistanlarının da kriz tecrübelerinin daha fazla olmasına neden olmaktadır. Burada yönetici asistanın yaşadığı bu tecrübeleri sonucu önemli çıkarımlar yapması onun örgütün vazgeçilmez bir çalışanı olmasını sağlayabilmektedir. Burada yönetici asistanın yaşadığı bu tecrübeleri sonucu önemli çıkarımlar yapması onun örgütün vazgeçilmez bir çalışanı olmasını sağlayabilmektedir. Yönetici asistanı, yöneticisi ile katıldığı toplantıları bir yönetici kadar dikkatle dinlemelidir. Yönetici asistanları kendilerini örgüt içinde sıradan bir çalışan gibi görmemeli ve sürekli gelişmeye odaklanmalıdır.