Merkezî Yönetim -Yerel Yönetim İlişkilerine Hâkim Olan İlkeler
Merkezden yönetim ilkesi Anayasal bir ilkedir. İlgili düzenlemeye göre; “İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır”.
Merkezden yönetim ilkesi idare edilenlere (vatandaşlara) sunulacak kamu hizmetlerinin bütün ülkede tek tip ve tek bir merkez kamu tüzel kişisi tarafından yürütülmesini ifade eder.
Merkezden yönetim “devlet ” kamu tüzel kişiliği ile temsil edilir.
Merkezden yönetim bütün ülkede teşkilatlanır.
Tek bir kamu tüzel kişiliğine (devlet kamu tüzel kişisi) sahip olmanın bir sonucu olarak tek bir bütçe (devlet bütçesi) bulunur . Hizmetlerin tek bir elden, yani başkentte planlanması gerekecektir.
İdari teşkilatımıza hâkim olan ilkelerden bir diğeri ise “Yetki Genişliği (Adem -i Temerküz ya da Tevsi -i Mezuniyet) İlkesi"dir. Yetki genişliği ilkesi Anayasa’da “İllerin idaresi yetki genişliğine dayanır.” (mad. 126/2) şeklinde ifade edilmiştir.
Yerinden Yönetim veya Adem -İ Merkeziyet İlkesi kamu hizmetlerinin merkezî idare (devlet kamu tüzel kişisi) dışında kurulan kamu tüzel kişileri tarafından görülmesini ifade eder. Yerinden yönetim idareleri belirli bir coğrafyada yerel ihtiyaç temelli faaliyette bulunma veya hizmet özelinde kurulma çerçevesinde iki türlü kurulabilir.
Yer yönünden yerinden yönetim idareleri, mahâllî idareler veya yerel yönetimler olarak da ifade edilir. Yerel yönetimler, yerinden yönetim ilkesine göre kurulmuş Anayasal kamu tüzel kişilikleridir . Anayasa’mıza göre üç tür yerel yönetim idaresi bulunmaktadır: il, belediye ve köy.
Hizmet yönünden yerinden yönetim idareleri yerinden yönetim ilkesine göre kurulan bir diğer kamu tüzel kişiliği grubudur. Hizmetsel kuruluşların temel karakteristiği konu özelinde uzmanlaşma prensibine göre kurulmalarıdır . Bir hizmetin merkezî yönetim dışında kurulmuş kamu tüzel kişileri tarafından yürütülmesi tercihi hukuki ve idari bir seçim olacaktır.
İdare, parçalı bir yapıyı oluşturmaktadır. Bu parçalı yapı her bir kamu tüzel kişiliği içerisinde görülebileceği gibi merkezden yönetim –yerinden yönetim idareleri arasındaki ilişkide de görülebilir. En nihayetinde her bir kamu tüzel kişiliğinin iç bütünlüğünün sağlanması gerekliliğinin yanı sıra merkezden yönetim ile yerinden yönetim idareleri arasında da bir bütünlük sağlanmalıdır.
İç Bütünlüğünün Sağlanması: Hiyerarşi: Hiyerarşi denetimi de bu astlık - üstlük çerçevesinde sorumlu olma -denetime tabi olma ilişkisinden ortaya çıkan bir denetleme yöntemidir. Hiyerarşi denetimi hem devlet kamu tüzel kişiliğinde hem de yerinden yönetim idarelerinde uygulanır. Hiyerarşi denetimi zincir hâlinde bir denetim olduğu için basamaklanma içerisinde her bir kamu görevlisi üstü tarafından denetlendiği gibi kendisi de astını denetleyebilir.
Hiyerarşi Gücünün Kapsamı ve Sınırı: Hiyerarşi yetkisi astın statüsüne ilişkin olabileceği gibi işlemleri üzerinde de olabilir. Bu çerçevede üstün astı ataması, azletmesi, görevden uzaklaştırması, görevlendirme yapması, disiplin soruşturması açması, disiplin cezası vermesi, görev paylaşımı yapması, emir ve talimat vermesi mümkündür. Hiyerarşi yetkisi çerçevesinde üst asta emir verebilir, talimatta bulunabilir. Ancak emir ve talimat sınırsız bir şekilde verilemez. Hiyerarşi yetkisi işlemler üzerinde ise işlemleri iptal etmek veya düzeltmek şeklinde olabilir. Hiyerarşik amir astın işlemlerini hukuki veya yerindelik gerekçesiyle iptal edebilir veya düzeltebilir. İşlemler üzerinde hiyerarşi yetkisinin sınırı ise “yerine geçip işlem yapma yasağı”dır.
Merkezî Yönetim ve Yerinden Yönetim Arasında Bütünlüğün Sağlanması: İdari Vesayet: İdari vesayet, merkezden yönetimin yerinden yönetim idarelerini denetlemesidir. Ancak yerel yönetimler için öngörülen bu ilkenin idarenin bütünlüğü anlayışı ve idarenin yasallığı ilkeleri gereğince hizmetsel kuruluşlar için de geçerli olacağı kabul edilmektedir.
İdari Vesayet Yetkisinin Uygulandığı Hâller /Statüye İlişkin Denetim: Statü (kişilik) üzerinde idari vesayet yetkisi sınırlıdır. Buna göre iki hâlde statüye ilişkin idari vesayet yetkisinin kullanılması mümkündür. Bunlardan ilki “yerel yönetimlerin (il özel idaresi -belediye) seçilmiş organlarının geçici olarak görevden uzaklaştırılmaları” diğeri ise “meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının geçici olarak görevden uzaklaştırılmaları” dır.
İşlemler Üzerinde Denetim: İşlemler üzerinde idari vesayet yetkisi, yerinden yönetim idarelerinin işlemlerinin merkezden yönetimin farklı adlar ve usuller altında denetlenmesini ifade eder. Denetimin içeriği, şekli, kapsamı kanun ile belirlendiği için bu denetim şekli çok farklı adlar altında karşımıza çıkabilir. İdari vesayet yetkisinin farklı görünümlerine şu örnekler verilebilir: onama yetkisi, iptal yetkisi , izin yetkisi , kararın uygulamasını durdurma , dava açma yetkisi ,kararların tekrar görüşülmesini isteme.
Kamu Tüzel Kişiliği İlkesi: İdare kamu tüzel kişileri bütününden oluşur. Kamu tüzel kişileri merkezden yönetim ya da yerinden yönetim ilkesine göre kurulmaktadır. Merkezden yönetim ilkesini temsil eden kamu tüzel kişiliği devlettir. Diğer kamu tüzel kişiliği grubu ise yerinden yönetim ilkesine göre kurulmuş olan “yerinden yönetim idareleridir”. Bu kamu tüzel kişileri de “mahallî idareler (yer yönünden yerinden yönetim)" ve “hizmetsel kuruluşlar (hizmet yönünden yerinden yönetim)”dir. Kamu tüzel kişiliğinin kurulması : Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur. Ancak en üst norm olan Anayasa ile de kamu tüzel kişiliği kurulmuş olabilir.
İdarenin Kanuniliği İlkesi: “Kanuni idare ilkesinin pozitif temeli 1982 Anayasası’nda yer almaktadır. Anayasa’ya göre “ Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir” ve “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir ”.