Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı
Bu bölümde öncelikle Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın tarihsel süreç içerisinde gelişimi üzerinde durulmuş ve bu sürecin metin üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Bu noktada demokratik Avrupa ideali ve ülkelere göre esneklik talepleri ön plana çıkmıştır. Sonrasında ise, Şart’a neden ihtiyaç duyulduğu, özerk yerel yönetimler ve hizmette yerellik ilkelerinden hareketle açıklanmıştır.
Buna göre yerel demokrasinin hayata geçirilmesi için özerk yerel yönetimlerin güçlendirilmesi olmazsa olmaz bir unsur olarak ortaya konulmuştur. Daha sonra ise Şart’ın biçimsel ve içerik yönünden incelemesi yapılarak Şart’ın genel felsefesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Böylece bahsedilen ilkelerin Şart’taki yansımaları, unsurları ve hayata geçirilme biçimleriyle ele alınmıştır. Şart’ın kastettiği özerklik anlayışı, bölgeci eğilimleri anımsatır bir şekilde, bir ülke içerisinde farklı bölgeler oluşturma anlamına gelmemektedir. Özerk yerel yönetimler kavramı, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı tarafından yerel makamların, “kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkânı” olarak belirtilmiştir. Özerk yerel yönetimler kavramı, idari ve mali yönleri ile bir bütündür. Biri olmadan ötekinden de bahsedebilmek mümkün değildir. Bu nedenle ilgili düzenlemelerde her iki durum da yerel yönetimlere sağlanmış olmalıdır.
Şart’ın dayandığı bir diğer temel ilke, hizmette yerellik (subsidiarite) olarak belirtebilir. Hizmette yerellik ilkesi felsefesi, hizmetlerin sunumunda önceliği yerel yönetimlere vermektedir. Hizmette yerellik ilkesinin, bir hizmetin yerel tarafından görülebildiği takdirde merkezin sürece müdahil olamamasında negatif birleşen ve yerelin söz konusu hizmeti gerçekleştiremediği durumlarda merkezin müdahil olarak hizmeti yerine getirmesinde görülen pozitif birleşen olmak üzere iki birleşeni bulunmaktadır. Bu birleşenler, hizmetlerin yerine getirilmesinin en önemli amaç olduğunu, bu amacın gerçekleştirilmesinde ise vatandaşlara en yakın yönetim birimi olan yerel yönetimlere güvenildiğini ortaya koymaktadır.
Avrupa Konseyinin bir üyesi olan Türkiye, 1988 yılında Şart’ı imzalamış, 1991 yılında 3723 sayılı Kanun ile onaylamıştır. Her ne kadar Şart'ı onaylarken bazı çekinceler koysa bile (Şart, çekince koyma sistemini olası kılmıştır) bu çekincelerin konulduğu yıldan günümüze doğru gelindiğinde, mevzuatımızda çekince konulan bazı durumlara yer verilmeye başlandığı görülmektedir. Örneğin, 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 74. maddesine göre, İçişleri Bakanlığından izin alma şartına bağlı olsa bile Belediyeler, belediye meclisinin kararına bağlı olarak görev alanıyla ilgili konularda faaliyet gösteren uluslararası teşekkül ve organizasyonlara, kurucu üye veya üye olabilmektedir.
En sonunda ise yerel demokrasinin güçlendirilmesine Avrupa Konseyinin verdiği önem, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Ek Protokolü nezdinde ele alınmıştır.Bu ek protokolün asıl amacı, yerel yönetimlerin çalışmalarına katılım hakkının özendirilmesi ve daha önceki uygulamaların bir özetini sunmaktadır. Bu yönüyle Ek Protokol, özerk yerel yönetim ilkesini güçlendirici hükümler içermektedir. Çünkü yerel demokrasiden bahsedilebilmesi için, yerel haklın katılımıyla güçlendirilmiş yerel yönetimlerin söz konusu olması gerekir.