Yerel Yönetim Kavramı ve Yerel Yönetimlerin Tarihsel Gelişimi

Kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde sunulabilmesi için bu hizmetten yararlananlara en yakın birimlerden olan yerel yönetimler, önemi her geçen gün artan ve ülkelerin gelecek hedeflerine ulaşmasında vazgeçilmez aktörler olarak görülen kurumlardır. Bir ülkede yaşayan uyruklara sunulacak tüm kamu hizmetlerinin sadece merkezî yönetim tarafından sunulabilmesinin imkânsızlığı bu vazgeçilmezliğin temelini oluşturmaktadır.

Yerel yönetimlerin, yerellik ilkesi gereği halka yakın idari birimler oluşturmak, uzayan bürokratik işlerin önüne geçilmesini sağlamak ve belki de en önemlisi merkezî idarenin demokrasi ilkesine uymayan özelliğini ortadan kaldırmak gibi amaçları olduğu belirtilmektedir. Bu amaçlardan hareketle yerel yönetimlerin varlık nedenleri, siyasal, yönetsel, toplumsal ve ekonomik nedenler üzerinden ele alınabilir.

Bununla birlikte yerel yönetimler ülkelerin demokratik gelişimleri ve demokrasi geleneklerin sürdürülebilmesi için anahtar kurumlar arasında başı çekmektedirler. Hatta bazı düşünürlere göre, yerel yönetimler bu konuda demokrasi okulu olarak görülmüşlerdir.

Dünyada yerel yönetimlerin tarihsel olarak ortaya çıkışı hakkında kesin bir bilgi verilemese de kökenin Eski Yunan ve Roma’ya kadar gittiği ifade edilebilir. Antik Yunan'da "site" yapılanmaları ve Ortaçağ'da yükselen "komün" ler günümüz modern yerel yönetim yapılanmasının ortaya çıkmasında önemli aşamaları ifade etmişlerdir. Tarihsel süreçte Avrupa'da merkezî krallıklar güç kazanırken yerel yönetimler ara kurumlar olarak ve hatta bazı düşünürlere göre gereksiz yapılanmalar olarak görülse de Sanayi Devrimi sonrasında bu durum tersine dönmüştür. Çünkü devrim ile birlikte ortaya çıkan hızlı kentleşme olgusu karşısında kentlerde artan nüfusun idaresi ancak iyi işleyen ve kendisine gereken değerin verildiği yerel yönetim kuruluşlarıyla söz konusu olabilecektir.

Osmanlı’da Tanzimat öncesi dönemde, Batılı anlamda bir yerel yönetim kuruluşunun varlığı söz konusu olmamıştır. Bununla birlikte, bu demek değildir ki kentlerde ya da kırsal alanlarda yaşayan insanlarının hizmet taleplerine cevap verebilecek başka da bir yapı yoktur. Aksine, Tanzimat Öncesi Dönemde veya bir diğer adlandırmayla klasik dönemde kentsel hizmetler, kadılık müessesesi, vakıflar ve loncalar gibi geleneksel kurumlar tarafından yürütülmüştür. Özellikle Osmanlı’da bugün için modern belediyelerin yerine getirdiği birçok yerel nitelikteki hizmet vakıflar tarafından yerine getirilmiştir.

Tanzimat’tan sonraki reform hareketleri içinde il özel yönetimleri ve belediyeler Fransız yönetim sisteminden esinlenilmiş olmasına rağmen, Osmanlı’da köy yönetimleri, Türk toplumunun siyasi, sosyal ve idari gereksinmelerinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca köy yönetimleri, Türk yerel yönetimleri içerisinde Tanzimat’tan önce ortaya çıkan ilk yerel yönetim birimleridir.

Türkiye'de yerel yönetimlerin ortaya çıkışına ilişkin gelişmeler ise Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki Batılılaşma hareketleriyle başlatılır. Dolayısıyla yerel yönetim birimleri olan belediye, il özel idaresi ve köylerden ilk ikisi Cumhuriyet’e büyük ölçüde Tanzimat sonrası yapılan reformlarla birlikte aktarılmıştır. Cumhuriyet'le birlikte ise gerek tüzel kişiliklere sahip olmaları gerekse idari ve mali anlamda özerklik alanı elde etmeleri uzun yıllar sürecek reformlarla aşamalı olarak söz konusu olmuştur. Yine de yerel yönetimlere ilişkin reformların geçmişte olduğu gibi gelecekte de süreceği açıktır.