Reform Hareketleri

16.yüzyılda Alman ilahiyatçı ve reformcu Luther bildirgesi ve eylemleri ile Hristiyan öğretilerinin belirli temel ilke ve kurallarını yeniden yorumlayarak formüle ederken, aslında Hristiyanlığın iki mezhep arasında bölünmesiyle sonuçlanan bir hareketi hızlandırdı. Katolik Kilisesi ve Protestan inanç ve geleneklerini değiştirerek kendinden Lutheranizm oluşurken, kendinden sonraki reformcuların söylemleri ile Kalvanizm, Aglikanizm gibi yeni reform akımları ortaya çıktı. Aslında Kilise tarihindeki Reform hareketi ilk kez 12. Yüzyılda Batı Avrupa’da Petruz Valdus’un vaazlarında Kilise uygulamalarının Kitâb-ı Mukaddes’e dayalı olması gerektiğini savundu. Daha sonrasında Kiliseyi uygulamalarını reforme etme fikriyle ortaya çıkan John Wcyliffe ve Jan Huns’ın ardından Martin Luther ve diğer reformcular Hristiyanlığın bölünmesine ve yeni mezheplerin oluşmasında etkili olan hareketi başlattılar.

Martin Luther tarafından başlatılan Reform Hareketi 1512 yılında Almanya Köln Diet’inde resmen “Alman Halkının Kutsal Roma İmparatorluğu” adıyla ortaya çıktı ve hızlı bir şekilde gelişme gösterdi. Martin Luther’in 1517 yılında yayınladığı 95 maddelik Disputation for Clarification of the Power of Indulgences (Endüljansların Kudretinin Açıklanmasına Dair Münazara) adlı tezi ortaçağ Avrupa'sında önemli etkiler bıraktı. Luther Kilisenin endüljans uygulamalarına karşı özellikle de Papalığın Tanrı’nın ölülere endüljansı satmasını eleştirmek üzere manifesto yaptı. (Erbaş,2002:201).

Bildirisinde yüksek din adamlarının istikrarsızlığı, diplomatik faaliyetler, papazların cehaleti, Kilise menfaatlerinin kötüye kullanılması, papa ve din adamları arasında otorite çatışmaları, endüljanlardan kurtulma çareleri yer almaktaydı (Aydın 2000: 247; Esen,2017: 115). Ayrıca Hıristiyanlara; fakirlere hibe yada muhtaçlara yardım etmekle, bağışlanma belgesi satın almaktan daha hayırlı bir şey yaptığının öğrenilmesi; Kilise’nin hakiki hazinesi Tanrı’nın ihtişam ve inayetine dair en Kutsal İncil olduğunu, endüljans hazinelerinin ise servet sahiplerini avlamak için kullanılan ağlar olduğunu, ölmüşler adına kurulan vakıfların kapatılmasını, Aziz Petrus Kilisesi’nin inşasında kullanılan paranın fakir insanların parası ile yapıldığı gibi diğer maddelerde de olduğu üzere aslında Luther Papa’nın endüljanı tek başına kendi tekeline alması ve yetki alanının genişlemesini, bazı durumlarda kralların bile yetkilerini kısıtlamasını eleştirmekteydi (Erbaş,2015: 43-52).

Luther’in başlattığı Reform hareketinin sonuncunda Almanya’da Köylü İsyanları başladı ve Thomas Münzer liderliğinde yayınladıkları bildirgede Luther’in kişisel özgürlük unsuru üzerinden kendi papazlarını seçebilme hakkı, gerçek İncil’in anlatılması, vergide düzenleme yapılması, avcılık ve balıkçılığın soyluların tekelinden alınması gibi dini ve ekonomik düzenlemeler talep edip, kanlı eylemler yaparak prenslere karşı ayaklandılar. Bu kez Luther köylülerin çok ileri gittiğini düşünüp, kendi söylemlerinin sadece dini açıdan eleştiri olduğunu iktidara karşı gelinmemesini, Kitab-ı Mukaddes’in emirlerini uymaları gerektiği, şiddetten uygulamalarını eleştirdi.

1531’de Luther’i destekleyen prensler, imparatora karşı Schmalkalden Birliği oluşturuldu ve direnişe geçtiler. Fakat bu sıralarda Türklerin Avrupa içlerine doğru ilerlemesi, İmparatorun endişelenmesine neden oldu ve taraflar 1532’de Nürnberg Barış Anlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı (Kaya, 2020:179).

1546 yılında Luther’in vefatından on yıl sonra 25 Eylül 1555 yılında İmparator ve prensler ve reformcular arasında imzalanan Augsburg Din Barışı ile dinsel bölünme resmiyet kazandı ve Protestanlık resmen tanındı. Bu anlaşmadan dolayı krallar ve yöneticiler mezhep seçimlerinde özgürlük tanınırken, yerel halka kendi bölgesinden sorumlu olan prenslerin benimsediği mezhebe bağlı olmakla yükümlü tutuldu.

Reform hareketlerine öncülük eden Martin Luther’in (1483-1546) gayretleri ile oluşan dini ve siyasi süreci iyi değerlendiren Jean Calvin, reformun başarıya ulaşmasında ve Protestanlığın geniş halk kitlelerince benimsenmesinde etkili oldu.

Reform Hareketleri Avrupa’ya siyasi, sosyal ve dini açıdan değişime uğrattı ve 30 yıl savaşları yapıldı. Hristiyanlık mezheplerine Protestanlık, Angilikanizm, Kalvenizm gibi yeni mezhepler eklendi. Din adamları itibarlarını kaybederken, papa ve kilisenin mallarına ve topraklarına el konuldu. Avrupa’da siyasal parçalanmalar başladı. Avrupa coğrafyasını belirleyen siyasal ve dini sürecin başlangıcı Reform Hareketi Hristiyanlık tarihinin dönüm noktası oldu (Erbaş, 2001:206).