Rönesans Hareketleri
Tam anlamıyla "yeniden doğuş" anlamına gelen Rönesans, başta sanatsal olmak üzere bir çok alanda yeniden doğuşun yaşandığı entelektüel bir harekettir. 19. yüzyılda Burckhardt tarafından sadece sanatta değil bütün alanlarda yaşanan canlanma ve yenilenmeye işaret eden bir tarihsel dönem olarak görülmüş olup bu dönem “Rönesans” terimi ile adlandırılmıştır. Başlangıcı 12. yüzyıla kadar tarihlendirilebilen Rönesans döneminin genel olarak 14. yüzyılda İtalya’da ortaya çıktığı ve 16. yüzyıl boyunca Avrupa’yı da etkilediği kabul edilmektedir. Skolastik gelenek etkisinde şekillenmiş sanat, edebiyat, mimari, bilim ve diğer alanlar Rönesans ile klasik etkisinde gelişen kültürel bir canlanma dönemi yaşamıştır.
Rönesans döneminde bir entelektüel hareket olarak hümanizmin ortaya çıkması dikkat çekicidir. Hümanist düşünce Orta Çağ’a damga vuran kilise kalıplarının dışında doğası gereği özgür, değerli ve potansiyel sahibi bir birey olarak insanı anlamlandırır. Beşeri Bilimleri inceleyen hümanist düşünürler yeni keşfedilen Yunan ve Latin klasiklerinden yararlanmışlardır. Dil bilgisi, retorik, şiir, tarih ve ahlak felsefesi ana konularındandır (Burke: 2017, s.30). Hümanist felsefenin etkisiyle çevrilen ve yeni baskıları yapılan klasik metinler yeniden Yunan felsefe okullarının canlandırılmasında önemli rol üstlenmiştir.
Hümanizm, Katolik Kilisesi'nin rolünün sorgulanmasına yol açmıştır. Matbaanın icadı ve yeni baskı tekniklerinin gelişmesiyle okuyucunun kolayca bilgiye erişebilmesi Avrupa’ya yayılan Rönesans hareketlerine ivme kazandırmıştır. Okuyan, yazan, dünyayı anlama ve yorumlama yetisi gelişen insanlar çoğaldıkça dini bilgileri yakından incelemeye ve eleştirmeye başlamışlardır. Matbaa, kutsal kitap İncil’in ve dini metinlerin çoğaltılmasına, insanların elinde bulundurabilmesine ve okumasına imkan tanımıştır. 16. yüzyılda, Alman keşiş Martin Luther, Katolik Kilisesi'nin endüljans başta olmak üzere birçok uygulamasını ve bunların Kitab-ı Mukaddes’in öğretileriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştır. Luther, “95 Tez” ile kilisede bölünmeye neden olan Protestan Reformu'na öncülük etmiştir. Reform hareketlerinin sonucunda Protestanlık olarak bilinen yeni bir Hristiyanlık mezhebi ortaya çıkmıştır.
Rönesans sırasında, klasik antikite ve felsefeye olan ilgi sonucunda düşünürler klasik fikirleri genişletip yorumlamışlardır. Böylece düşünürler sanatta, felsefede ve bilimde kendilerine ait kültürel bir yol geliştirmişlerdir. Rönesans döneminde Orta Çağ’ın sanat, edebiyat, tıp, coğrafya, astronomi gibi bilim dallarında skolastik anlayış etkisini kaybetmiştir. Bu bakışla rönesans hümanizminin babası olarak Petrarca, Antik Yunan ve Roma'nın "aydınlığına" atfen Orta Çağ’ı tanımlamak için "Karanlık Çağlar" ifadesini kullanmıştır. Nitekim bilimsel çalışmalar sayesinde seküler ve bilimsel tekniklere dayalı bilgilere ulaşılmıştır. Bu yönüyle gelişmiş bilgilere ulaşılması bilimsel devrime yol açmıştır. Genel anlamda Rönesans’ın kültürel, bilimsel ve düşünsel gelişmeleri ve mirası etkisinde modern Avrupa şekillenmiştir.
Akılcılık ve bilimsel bilgi temelinde yeniden doğan Avrupa dinsel kimliğinden ayrılmaya başlamıştır. Hristiyan din kimliği dışında artık Avrupa’da çok boyutlu ve ortak bir kimlik fikri gelişmeye başlamıştır. Bu bağlamda, Avrupa’da Aydınlanma Çağı’nın ve modernleşme sürecinin toplumsal ve düşünsel dinamikleri Rönesans ve Reform hareketleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Modern Avrupa’nın oluşumunda bir başlangıç aşaması olarak düşünülen Rönesans, kültürel birlik ve bütünlüğü sağlayan bir temel teşkil etmektedir.