Soğuk Savaş Dönemi (1945-1990)

BM Düzeninin Kuruluşu 12 Haziran 1941’de St. James Sarayı Bildirisi ile başlayan süreç 14 Ağustos 1941’de İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt arasındaki görüşme sonrasında ilan edilen Atlantik Bildirisi ile devam etmiştir. Birleşmiş Milletler Bildirisi (1 Ocak 1942), Moskova Konferansı (30 Ekim 1943), Dumbarton Oaks Konferansı (7 Ekim 1944), Yalta Konferansı (11 Şubat 1945) ve son olarak San Francisco Konferansı (26 Haziran 1945) ile BM’nin kuruluş aşamaları tamamlanabilmiştir.

Batı Blokunun Kuruluşu Soğuk Savaş Döneminin temel özelliklerine bakıldığında; ABD ve SSCB liderliklerindeki Batı ve Doğu blokları arasında gerginlik, rekabet, dolaylı savaş, propaganda, istihbarat ve diplomasi seçeneklerinin ön plana çıktığı göze çarpmaktadır. II. Dünya Harbi sonrasında SSCB’nin, Doğu Avrupa’da ideolojik yayılma hedefi gütmesi, ABD’nin dış politikasında da yeni bir ideolojinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tarihi bir düşman olarak belirlenen antikomünist ideolojiye karşı, ABD her alanda rekabet etme yarışına girmiştir.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) BM Şartı’ndaki “kolektif meşru müdafaa” ilkesine uygun olarak NATO’yu kuran Washington Antlaşması 12 ülke tarafından 4 Nisan 1949’da imzalanmıştır.

Avrupa Konseyi ve Avrupa Toplulukları 8 Nisan 1965 tarihinde imzalanan Birleşme Anlaşması (Füzyon Anlaşması) ile tek çatı altında üç topluluk Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) birleştirilip Avrupa Toplulukları (AT) ismiyle anılmaya başlanmıştır.

Doğu Blokunun Kuruluşu SSCB; Kominform, COMECON ve Varşova Pakt üçlüsünü kapitalist olarak nitelendirdiği Batıya karşı alternatif oluşturabilmek için kurup desteklemiştir.

Bağlantısızlar Hareketi Bağlantısızlık, belli başlı bloklar ile siyasal ya da ideolojik yakınlaşmalardan kaçınma politikası olarak tanımlanabilmektedir.

Soğuk Savaşta Gerilimli Yıllar (1950-1962)

Truman yönetimi, NATO’nun kurulmasıyla birlikte SSCB’nin çevrelenmesi politikasını fiilen hayata geçirmeye karar vermiştir. ABD Ulusal Güvenlik Konseyince kabul edilen NSC-68 belgesinde; SSCB’nin Doğu Avrupa’da mutlak güç kurma peşinde olduğu dolayısıyla komünizme karşı kapsamlı mücadelenin gerekliliği vurgulanmıştır. Kore Savaşı, Nükleer silahlanma, Uzay teknolojisinde rekabet, U-2 uçağı olayı, Küba füze bunalımı, Arap-İsrail Savaşı, Keşmir gibi sorunlar ABD-SSCB ilişkilerinin gergin geçmesine direkt etkide bulunmuştur.

Soğuk Savaşta Détente (Yumuşama) Dönemi (1962-1979)

ABD ve SSCB, Küba Krizi’nden sonra détente (yumuşama) dönemini (1962- 1979) başlatma kararı almışlardır. Çünkü SSCB’nin nükleer kapasitesini artırarak ABD ile rekabet edebilir hale gelmesi sonucunda dehşet dengesi (karşılıklı mahvolma) oluşmuştur. Her iki devlet de doğrudan sıcak bir çatışmanın yaşanmasını engelleyebilmek için çeşitli tedbirlere başvurmuşlardır. Doğrudan haberleşme hattı anlaşması (kırmızı telefon anlaşması), esnek karşılık” stratejisi, nükleer silahları sınırlandırma anlaşmaları, Helsinki Nihai Senedi, Üçgen diplomasisi, Ostpolitik ve Camp David Antlaşmaları gibi yaklaşımlar Batı ile Doğu arasındaki gerginliği eskiye nazaran daha sağlıklı hale getirmiştir.

İkinci Soğuk Savaş Dönemi (1979- 1991)

1979 yılında yaşanan üç önemli gelişme (İran İslam Devrimi, Nikaragua Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi, SSCB'nin Afganistan'ı İşgali) küresel siyaset açısından İkinci Soğuk Savaş Dönemi’nin başlamasına zemin hazırlamıştır.

Resmî adı “Almanya’ya İlişkin Nihai Düzenlemeler Antlaşması” olan 2+4 Antlaşması 12 Eylül 1990’da ABD, İngiltere, Fransa ve SSCB ile Doğu ve Batı Almanya arasında imzalanarak Almanya’nı birleşmesi süreci tamamlanmıştır.

Reagan yönetimi tarafından 1983’te Stratejik Savunma Girişimi adıyla tasarlanan, popüler ismi Yıldız Savaşları Projesi olan planlama kapsamında; uzayda belirli koordinatlarda konuşlandırılacak olan uyduların yönlendireceği güçlendirilmiş lazer ışınlarıyla tehdit yaratan balistik füzelerin uzayda imhası gündeme getirilmiştir. Mihail Gorbaçov, SSCB’nin içinde bulunduğu ekonomik zorlukların temel nedeni olarak, işlemeyen Parti Sistemi’ni gördüğü için Glasnost (Açıklık/Şeffaflık) ve Perestroyka (Yeniden Yapılanma) politikasını başlatmıştır. Ancak iktisadi, siyasi, kültürel ve askerî koşulların etkisiyle 25 Aralık 1991’de Yüksek Sovyet, SSCB’nin varlığının ortadan kalktığını, bu nedenle kendini feshettiğini açıklayan bir bildiri yayınlamıştır.