Coğrafi Keşifler
XVI. yüzyılın başlarından itibaren Batı giderek üstünlük kazanmış, Akdeniz’e ulaşan ticaret yollarının güzergâhı yavaş yavaş değişmiş ve bunun sonucu olarak da Doğu ekonomik açıdan güç kaybetmiştir. Bu değişimi hızlandıran unsurlardan birisi kuşkusuz Coğrafi Keşiflerdir.
Avrupalı gemicilerin Avrupa ve Akdeniz dışına yaptıkları keşfe dayalı ve macera dolu yolculukları sonucunda yeni kıtaları bulmalarına Coğrafi Keşifler denilmektedir.
Coğrafi keşiflerin başlamasında birçok neden bulunmaktadır. Bu nedenler içerisinde en önemli sebep kuşkusuz ekonomidir.
Osmanlı Devleti’nin İpek ve Baharat yollarına sahip olması, buralardan getirilen ticari malların Osmanlı toprakların geçmesi ve el değiştirmesiyle fiyatların artmasına neden olmuş ve bunun sonucunda Avrupalı devletlerin Osmanlı’dan ziyade Hindistan’a aracısız ulaşmak istemesi coğrafi keşiflerin başlamasında diğer bir etkeni oluşturmaktadır.
Avrupa’da pusulanın sapma açısının hesaplanması, gemicilik sanatının ilerlemesi, coğrafi bilgilerdeki ilerlemeler keşiflerin başlamasında etkili olmuştur.
Avrupalıların dünyayı tanıma ve Hıristiyanlığı yayma düşünceleri de dini sebepleri oluşturmaktadır.
Coğrafi keşifleri ilk olarak Portekizli gemiciler başlatmıştır. Bunda Gemici Prens Henry'nin çok önemli katkıları bulunmaktadır. 1482 yılında Portekiz adına hareket eden Bartelemau Dias (Bartelmi Diaz) coğrafi keşifler için önemli gelişmeye imza atmış ve Ümit Burnunu bulmuştur.
Ümit Burnu’nun bulunması Hindistan’a giden yolda önemli bir gelişme olmuştur. Kısa zaman içerisinde keşiflere devam edilerek Hindistan’a ulaşılmıştır.
Avrupalı Devletler Hindistan’a ulaşmada farklı yollar da takip etmiştir. Avrupa’nın kuzey doğusu, kuzeybatısı bu güzergâha ulaşılmada denenmiş ancak ciddi bir başarı elde edilememiştir.
Bazı kâşifler dünyanın yuvarlak olduğuna inanarak hep batıya gidilirse doğuya ulaşılacağı kanaatine varmış ve önce Amerika kıtasını keşfetmişlerdir. Daha sonra keşifler devam etmiş ve gerçekten hep batıya giderek doğuya yani Hindistan’a ulaşılmıştır.
Coğrafi keşiflerde İspanyalı kâşifler büyük bir oynamışlardır. Özellikle Amerika’nın keşfedilmesi bu kâşifler sayesinde gerçekleşmiştir. Kristof Kolomb, yanlışlıkla da olsa Bahama Adalarına ulaşmıştır. Yeni bir kıta olan Amerika’ya bu isim Amerigo Vespucci seyahatinden sonra verilmiştir.
Amerika’nın keşfedilmesiyle bu topraklarda yaşayan Aztek ve İnka gibi medeniyetler hakkında bilgi sahibi olunmuştur.
Coğrafi Keşifler XV. ve XVII. yüzyıllar arasında gerçekleştirilmiştir. Bu zaman diliminde kıta, boğaz ve liman gibi pek yer keşfedilmiştir.
Keşfedilen yerler Avrupalı devletler tarafından işgal edilmiş ve bu topraklarda koloniler kurulmuştur. Burada yaşayan yerlilere Avrupalı işgalciler katliamlarda bulunmuşlardır. İşgalci devletler kendi ülkelerinden birçok insanın yeni kolonilere göç etmesini sağlamışlar ve bu sayede Avrupa kültürü de diğer kıtalara yayılmıştır.
Coğrafi keşiflerle eski ticaret yolları değişti. Akdeniz’in doğu-batı ticaretindeki önemi kayboldu. Ancak 1869 yılında Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Akdeniz tekrar önem kazanmıştır.
Avrupalılar, Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan İpek ve Baharat Yolu’na vasıtasız ulaştılar. Böylece ticari değeri olan malların birkaç tüccar eliyle pahalı bir şekilde Avrupa’ya nakledilmesi önlenmiş oldu.
Buradan elde edilen altın ve değerli madenler ile çeşitli baharat ve diğer kıymetli mallar Avrupa’ya taşındı. Avrupa’da ticaretle uğraşan kişiler (Burjuva sınıfı) zenginleşti.
Zenginleşen Avrupalılar kültür ve sanat hareketlerini desteklediler. Böylece Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına zemin hazırlanmış oldu.