İslam ve Diğer Dinler
İslam, ismini kutsal kitabından alan, Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği ilahi kaynaklı bir dindir. Günümüzde de başta Asya, Afrika olmak üzere dünyanın bütün kıtalarında yaklaşık iki milyar Müslüman yaşamaktadır.
İslam'ın Doğuşunda Arap Toplumunun İnanç Yapısı
İslam Öncesi Hicaz Bölgesinde Tevhit Anlayışı:
İslam öncesi Hicaz bölgesinde tevhit anlayışını esas alan inanç grubu olan Hanifler bulunmaktaydı. Hanif kavramı özellikle Hz. İbrahim tarafından tebliğ olunan dine isim olarak kullanılmıştır. Hicaz bölgesinde İslam öncesi dönemlerde tevhit anlayışının temsilcisi olarak Hz. İbrahim diğeri ise Hz. İsmail öne çıkmaktadır.
Hz. İbrahim Hz. Nuh’un torunlarındandır. Mezopotamya’nın Ur kentinde kavminin putlara ve gök cisimlerine taptığına karrşı çıktığı için zamanının Nemrutu olan I. Sargon (yaklaşık MÖ 2350) tarafından ateşe atılmakla cezalandırılmıştır. 86 yaşlarında iken karısının cariyesi Hacer’den olan oğlu İsmail, 100 yaşlarında da karısı Sara’dan İshak doğdu. Hz. İbrahim, dini tebliğ amacıyla oğlu İsmail’i ve annesini alarak Mekke bölgesine geldi ve oğluyla Kâbe’nin duvarlarını yükseltti. Hz. İsmail ve annesini Mekke’de bırakarak oradan ayrıldı. Hz. İbrahim 175 yaşlarında vefat etti.
Hicaz Bölgesinde Putperestlik
İslam’dan önceki Hicaz bölgesi Arapları arasında Yahudilik, Hristiyanlık, Mecusilik, Sabiîlik ve Haniflik gibi farklı inanışlara rastlansa da, en yaygın dinî inanç tanrısal varlıkların çeşitli figürlerle sembolize edildiği putperestlikti. Müşrik Araplar, Allah’la beraber Lât, Menat, Uzza, Hübel ismini verdikleri ilahların putlarına da tapıyorlardı. Cahiliye Araplarının putları için sanem ve nasb kavramları kullanılmaktadır. Sanem “heykel”in karşılığıdır. Nasb ise “dikili taş” anlamına gelmektedir.
İslam'a Göre Dinlerin Tasnifi
İslam âlimlerince dinler, “hak” ve “batıl” olarak iki kısımda ele alınmaktadır.
Hak Dinler:
Bu gruptaki dinler ilahi menşeli dinlerdir. Yahudilik ve Hristiyanlık, esaslarında ve kutsal kitaplarında tahrifat bulunsa da kaynağı itibarıyla, ilahi din olarak nitelendirilmektedir. İslam bilginleri hak dinler için “Milel” kavramını kullanmaktadırlar.
Batıl Dinler:
Batıl dinler, kaynağı itibarı ile vahye dayalı olmayan inançlardır. İslam âlimleri batıl kabul ettikleri dinleri “Nihal” kavramı ile ifade etmektedirler.
İslam Öncesi ve Hz. Muhammed Döneminde Ehlikitap
Ehlikitap:
Kur’an’da dinlerin tasnifinde dikkati çeken bir diğer kavram Ehl-ikitap kavramıdır. Bu kavram kendilerine kitap verilenler anlamına gelmektedir. Kur’an ayetleri kitap ehlini müşrik, münafık ve benzeri nitelikteki diğer inanç gruplarından ayırmıştır.
Kur’an, Yahudilik ve Hristiyanlığı ehlikitap olarak kabul ettiğinden onların peygamber kabul ettiği kimselerin, İslam’ın değer verdiği, kabul ettiği peygamberler olduğunu vurgulamıştır.
Yahudiler
Yahudiler için Beni İsrail, Yahûd gibi kavramlar kullanılır. Kur’an’da Yahudilerden bahseden ayetlerin sayısı oldukça fazladır. Bu ayetlerde Yahudilerin ataları olarak gördükleri Hz. İbrahim’den ve Yahudi tarihinde yer eden birçok peygamberin hayatından, özelliklerinden ve prensiplerinden bahsedilir.
Hz. Peygamber başlangıçta Medine’deki Yahudiler ve diğer dinden olanlarla mümkün mertebe iyi ilişkiler içinde olmuş; Yahudilerin kendisine ikram ettiği İslam’a aykırı olmayan şeylerden yemiş; onların cenazelerine saygı göstermiş, Yahudi kökenli bir kadınla evlenmiştir. Dahası Hz. Muhammed Medine’de Yahudilerin de içinde bulunduğu diğer din mensuplarıyla “Medine Vesikası” denilen anlaşmayı imzalamıştır. Yahudilerin Mekkeli müşrik ve Medineli münafıklarla Müslümanların aleyhine iş birliği içine girmeleri, onlara cesaret vermekten geri durmamaları, Müslümanlara ihanet etmeleri sonucu anlaşma bozulmuştur. Bu husus onların Medine’den çıkarılmalarıyla neticelenmiştir.
İslam ve Diğer Dinler Arasındaki Farklılıklar
Müslümanlar İslam dininin, Allah’ın bütün insanlara gönderdiği en son ve en mükemmel din olduğuna inanırlar. İslam’ın gelmesiyle Yahudilik ve Hristiyanlık gibi eski dinlerin hükmü sona ermiştir. İslam dini evrensel karakteriyle bütün insanlara hitap etmektedir. Kur’an, Allah’ın özel koruması altına alınmıştır. Kur’an-ı Kerim, ilk gününden bugüne kadar hiç değişmeden gelmiştir.