Çağdaş Dini Hareketler
Din duygusu fıtri olduğu için, geçmişte olduğu gibi günümüzde de insanlar çeşitli dinlere inanmaya devam etmektedirler. Yeni dinî hareketler, genellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan dinî cereyanları ifade etmektedir. Bu hareketlerin büyük çoğunluğu Hıristiyan Batı’da, bilhassa ABD’de, ortaya çıkmaktadır. Öyle ki, ABD günümüzde âdeta bir “dinler marketi” hâline dönüşmüştür. Zira orada pek çok yeni dinî hareketin varlığından söz edilmektedir. Ayrıca dünyanın çeşitli bölgelerinde de yeni dinî hareketler ortaya çıkmaktadır. 1950’li yıllardan sonra ortaya çıkan yeni dinî hareketlerin çoğunun hedef kitlesi 15- 25 yaş arasındaki gençler olduğu için bu kabîl dini hareketler, “gençlik dinleri” veya “Gençlik tarikatları” olarak da tanımlanmaktadır.
Yeni dinî hareketler, bilhassa Batı’da çok farklı şekillerde isimlendirilmektedir. Genel olarak ana Hıristiyan grupları ifade etmek için “confession/konfession” (mezhep) veya “Church/Kirche” (kilise) kelimeleri özenle kullanılmaktadır. Bazen de “bağımsız kilise”(Baptistler, Methodistler, Mennonitler vb.) gruplar için kullanılır, “farklı dinî grup” (Yedinci Gün Adventistleri, Philedelphia hareketi vb.) için kullanılır ve “denomination” (mezhep) ki, bu kavram sadece ABD’de ortaya çıkmış olan Protestan grupları ifade etmektedir. “Ezoterik ve Yeni Gnostik Dünya Görüşleri ve Dinleri” (Teosofi, Antroposofi, Spiritizm, Gül Haçı vb.) için söylenmektedir. “PsikoOrganizasyonlar” (Scientoloji, Friedrichshof Hareketi vb.) gibi akımları ifade için kullanılmaktadır. “Doğu’nun Misyoner Dinleri veya Gençlik Dinleri” (Transandantal Meditasyon, Hera Krishna, Brahma Kumarsi vb.) hareketler için kullanılmaktadır. “Yeni Dinî Hareketler veya Gençlik Dinleri” (Moonculuk, Children of God vb.) gibi grupları ifade etmektedir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nde bu gibi akımları ifade etmek için “cults” veya “destructive cults” (Yıkıcı Dinî Cereyanlar) tabiri de kullanılmaktadır. Keza “Yeni Dinler” veya “Yeni Dinî Hareketler” kavramları da kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra Avrupa’da mezhepleri ve dinî grupları ifade etmek için “cemaat”, “cemiyet” ve “topluluk” gibi kavramlar da kullanılmaktadır.
Din bilimleri açısından bir dinin din olabilmesi için taşıması gereken temel şartların en önemlilerini bu akımlarda göremiyoruz. Mesela orijinal olması, hiçbir din veya sistemden kopya edilmemiş olması, siyasi, ekonomik ve dünyevi menfaat gayesiyle kurulmamış olması gibi gerekli temel şartları taşımamaktadırlar.
Dolayısıyla bunlardan bazıları tarikat veya mezhep özelliği taşımalarına rağmen, hiçbiri başlı başına din özelliği taşımamaktadır. Biz bu akımları Dinler Tarihi bilimi açısından “Yeni Dini Hareketler” olarak isimlendiriyoruz.
Amerika Birleşik Devletleri’nde bu gibi akımları ifade etmek için “cults” veya “destructive cults” (yıkıcı dinî cereyanlar) tabiri de kullanılmaktadır. “Yeni Dinler” veya “Yeni Dinî Hareketler” kavramları da kullanılmaktadır.
“Okültizm” ve “ezoterik”, “gnosis” ve “spritizm” gibi terimler çağdaş dinî hareketlerin en temel kavramlarındandır. Bilhassa ezoterik, yeni dinî hareketleri ifade için kullanılır.
Batı’da “Gençlik Dinleri” kapsamında değerlendirilen Uzak Doğu kökenli dinî hareketlerden bazıları şunlardır: Hera Krishna, Ananda Marga, Transandantal Meditasyon, Divine Light Mission, Brahma Kumaris ve Osho Hareketi. Gençleri hedef almakla birlikte yetişkinlere yönelik faaliyetleri bulunan gençlik dinlerinin önemli bir kısmı Hinduizm’den kaynaklanmaktadır.
Çağdaş dinî akımların ortaya çıkını hazırlayan birtakım sebepler vardır. Bunları; sekülerleşme, sübjektivizm, kayıtsızlık, aşınmışlık, bireycilik, hazcılık, küreselleşme, çoğulculuk ve hızlı değişim şeklinde sıralamak mümkündür. Ayrıca bu kabil hareketlerin kutsal üstat, kurtarıcı reçete, kıyametin yaklaştığı beklentisi vb. pek çok müşterek tarafı da mevcuttur. Bu tür dinî gruplar, insanların her türlü sınırlandırmalardan, baskılardan, kısıtlamalardan ve hava egemen dinlerin boyunduruğundan kurtulması gerektiğini savunmaktadır. Bu temel çağrı ve iddialarına rağmen onlar, kendi mensuplarının iradelerini kendi tekellerine almakta ve adeta insanları kendilerine köle hâline getirmektedirler. Taraftarlarını kendilerine bağımlı ve hatta köle hâline getirebilmek için beyin yıkama, ferdî ve grup terapileri, psikoterapiler, uyuşturucu bağımlılığını yaygınlaştırma, gençliğin cinselliğe olan zaafından yararlanma ve eğlenceyi teşvik etme gibi yöntemlerden yararlanmaktadırlar. Komün hayatların yaygınlaştırılarak ailelerin yok edilmeye çalışılması, toplumsal açıdan en dikkat çeken zararlarıdır. Bunun dışında da pek çok zararlarından söz edilebilir.
Her zevkin ve eğlencenin bir bedeli vardır. Bu gruplara iştirak eden kişiler büyük miktarda maddi bedel ödemelerinin yanında ahlaki, manevi ve hatta hayati bedeller de ödemektedir. Bilhassa intiharı özendiren grupların üyelerinin bir kısmı, ölüm hazzını hissedebilmek için intihar etmektedirler. Ancak gençlerin tercih ettiği bu intihar olayını yalnızca haz duygusuyla sınırlandırmak doğru olmaz. Bilhassa zararlı dinî cereyan olarak isimlendirilen gruplara iştirak eden gençler içine düştükleri açmaz ve çıkmazdan kurtulabilmek için de ölümü bir çözüm olarak görebilmektedirler.