I Will Call You Only If There Is A Cancellation

Bağlaçlar (conjunctions), kelimeleri, kelime öbeklerini ve cümleleri birbirine bağlayan kelime grubu olarak tanımlanabilir. Bu kelime grubu kelimeler, kelime öbekleri ve cümleler arasında zıtlık veya paralellik gibi bağlantılar kurarak metnin veya konuşmanın daha anlaşılır veya akıcı olmasını sağlayarak hem ifadelerin oluşturulmasında hem de söylenen veya yazılı ifadenin daha kolay anlaşılır olmasında faydalı olabilmektedir. Bağlaçlar sayesinde daha düzenli, anlaşılır ve birbiriyle bağlantılı ifadeler üretilebilmektedir.

Örneğin: I was driving home yesterday. The police stopped me. They wanted to see my driving licence. I had left my driving licence at home. They fined me.(Dün arabayla eve gidiyordum. Polis beni durdurdu. Ehliyetimi görmek istedi. Ehliyetimi evde bırakmıştım. Bana ceza yazdılar. )

Yukarıdaki örnekte de görüleceği üzere, birbirinden ayrı devam eden kısa cümleler hem basitlik hem de sıkıcılık algısı oluşturmaktadır. Anlatımı bu durumdan kurtarabilmek için bağlaçlara başvurulup tekrar eden kısa cümleler yerine daha akıcı ve birbiriyle bağlantılı daha uzun tek bir cümle kurulabilir. Dolayısıyla yukarıdaki cümle şu şekilde ifade edilebilir:

While I was driving home yesterday, the police stopped me and wanted to see my driving licence but I had left it at home, so they fined me.(Dün arabayla eve gidiyorken polis beni durdurdu ve ehliyetimi görmek istedi ama onu evde bırakmıştım bu yüzden bana ceza yazdılar. )

Genel olarak İngilizcede bağlaçlar iki gruba ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi ve günlük kullanımda daha çok rastlanan bağlaçlar olan, coordinating conjunctions diye adlandırılan, kelimeleri, öbekleri ve cümleleri birbirine bağlayan bağlaçlar: and (ve), or (veya, ya da), but (ama, fakat, ancak), so (bundan dolayı, bunun için), for (çünkü, için), yet (ama, fakat, ancak) ikincisi ise correlative conjunctions denilen, çiftli veya iki bölümden oluşan bağlaçlardır: both…and (hem…hem de), either…or (ya…ya da), neither…nor (ne…ne de), not only...but also (sadece … değil, aynı zamanda… de/da).

a) Coordinating Conjunctions:

Mrs.Byron speaks French, Spanish, Portuguese, German, and English. (Bayan Byron Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Almanca ve İngilizce konuşuyor.)

Most of the students understand what they hear in English, but not speak. (Öğrencilerin çoğu İngilizcede duyduğunu anlıyor, ama konuşamıyorlar.)

I didn’t study for the exam, so I failed the class. (Sınava çalışmadım, dolayısıyla derste başarısız oldum.)

People go to touristic places these days, for it is really hot. (Bu günlerde insanlar turistik yerlere gidiyor, çünkü hava gerçekten sıcak.)

He is eighty-five, yet he runs and swims every morning. (Seksen beş yaşında ama yine de her sabah koşuyor ve yüzüyor.)

b) Correlative Conjunctions:

Both Jack and Susan studied at Oxford University. (Hem Jack hem Susan Oxford Üniversitesinde okudular.)

You will either study hard for the exam or study one more year. (Ya sınava çok çalışacaksın ya da bir yıl daha okuyacaksın.)

She drinks neither coffee nor tea. (Ne kahve ne de çay içiyor.)

She is not only clever but also hardworking. (O sadece akıllı değil, aynı zamanda çalışkan da.)