Hücrenin Yapısı
Hücrenin Şekli ve Yapısı
Hücreler yaptıkları işler ve ya da bulundukları koşular gereği yuvarlak, yassı, kübik, prizmatik, piramidal, iplik ya da yıldız şeklinde olup, fonksiyon durumlarına göre morfolojilerinde değişiklikler görülebilmektedir.
Sitoplazma
Hücrenin çekirdek dışında kalan bölümüne sitoplazma adı verilir. Hücrenin yaşamını sürdürebilmesi için çekirdek ve sitoplazmanın bir arada bulunması gerekir.
Organeller
Hücre zarı, endoplazma retikulumu, Golgi aygıtı, lizozomlar, peroksizomlar ve mitokondriyonlar gibi membranlarla sarılı bu özel sitoplazma bölmelerine membransel organeller denilir. Ayrıca, hücre içinde ona şekil ve desteklik sağlayan, madde iletimi gibi hareketi gerektiren olaylarda görev alan bazı organeller de vardır ki bunlara da ipliksel organeller denilir. İpliksel organeller sentrozom, mekik iplikleri ve mikrofibrillerdir.
Hücre Zarı
Hücreyi saran ve dış ortamdan ayıran çok ince bir zar olup proteinler, lipidler ve az miktarda da karbonhidratlardan yapılmıştır. Hücreler içyapısını hücre zarının özel geçirgenliği sayesinde koruyabilir, madde ve iyon alış verişinde, uyarı iletiminde, hücreye hareket kazandırmada, hücrelerin birbirine bağlanmasında ve hücre metabolizmasında rol oynar.
Endoplazma Retikulumu
Granüllü ve granülsüz endoplazma retikulumu olmak üzere iki tip ER vardır. Fonksiyon ve yapı olarak farklı olan bu ER’ların birbirinin devamı olduklarına inanılmaktadır. Granüllü ER’ın dış yüzü küçük, koyu boyanan ve protein sentezinde görev alan ribozomlar ile kaplanmıştır. Granülsüz ER’de ribozomlar bulunmaz, bu organel yağ sentezi, kalsiyum depolanması, steroid hormon sentezi ve zararlı maddelerin giderilmesinde (detoksifikasyonunda) görev alır.
Golgi Aygıtı (Kompleksi)
Golgi kompleksi yakınında çok sayıda yeni sentezlenmiş protein içeren küçük veziküller GER’den kopar ve ilave işlemler için Golgi kompleksine doğru ilerlerler. Ürünler son hallerini aldıktan sonra, Golgi aygıtı tarafından fonksiyonlarına göre; a) hücre dışına gönderilecekler, b) hücre zarının parçası olacaklar ve c) başka organellerin, özellikle lizozomun, yapımına katılacak olanlar şeklinde üç farklı bölgeye yönlendirilir.
Lizozomlar
Lizozomlar asit hidrolaz denilen çeşitli hidrolize edici ya da sindirim enzimlerini içeren sitoplazmik organellerdir. Lizozomal hidrolazlar GER’de sentezlenir ve değişikliğe uğradıkları ve membranla sarılmış lizozomlar halinde paketlendikleri yer olan Golgi aygıtına gönderilirler. Lizozomların esas fonksiyonu hücre içine alınan maddelerin hücre içi sindirimidir.
Mitokondriyonlar
Hücreler, madde alış verişi, madde sentezlenmesi ve yıkımlanması, hücre bölünmeleri ve hareketleri gibi pek çok olayda enerjiye gereksinim duyar. Mitokondriyonlar, bu ihtiyacı karşılamak üzere hücrelerde enerji (ATP) üreten, çubuk şekilli membransel organellerdir.
Peroksizomlar
Peroksizomlar, lizozomlara benzer görünümlü hücre organelleridir; ancak daha küçüktürler. Peroksizomlar hücre için oldukça zehirli (sitotoksik) olan hidrojen peroksidi oluşturacak olan çeşitli organik maddeleri okside edici enzimler olan oksidazların birçok tipini içerirler.
İpliksel Organeller
Sitosol içerisinde yer alarak hücreye desteklik sağlayan, hareket ve madde iletimi gibi görevler üstlenen ipliksel organeller hücreye şekil vererek hücre iskeletini (sitosikeleton) oluştururlar. İpiksel organeller, sentrozom, mekik iplikleri ve mikrofibrillerdir.
Çekirdek
Çekirdek, kalıtımsal özellikleri barındıran genleri taşıması ve sitoplazmadaki sentez olaylarını yönetmesinden dolayı hücrenin yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. Çekirdeği hasar gören hücrenin yaşaması mümkün değildir ve çok kısa bir sürede ölür. Bir hücrenin çekirdeği, çekirdek zarı (karyolemma), kromatin, çekirdekçik ve çekirdek sıvısı (karyolenf) olmak üzere dört kısımdan oluşur. Bu oluşumların hepsine birden karyoplazma denir.
Çekirdek Zarı (Karyolemma)
Çekirdeği sitoplazmadan ayıran iç içe geçmiş çift katlı bir zardır. İki zar arasındaki genişliğe perinükleer aralık denir. Bu aralık sitosol yoğunluğunda bir madde ile doludur. İçteki zar düz seyirli olup, dıştaki zar yer yer endoplazmik retikulum ile bağlantıdır. Zar üzerinde por adı verilen delikçikler bulunur.
Kromatin
Ökaryotik hücrelerde DNA çekirdekte kromatin şeklinde organize olur. İplik şeklinde olan bu moleküller kromatini oluşturdukları için kromatin iplikleri olarak da anılırlar. DNA molekülü çekirdeğin içine girebilmek için histon moleküllerinden şekillenen ve oktamerler adı verilen oluşumların etrafına sarılırlar. Kromatin ile kromozomlar arasında yakın bir ilişki vardır. Kromozomlar, hücre siklusunun S fazında DNA replikasyonu sonucu hücrelerdeki DNA miktarının iki katına çıkması ve profazın başlangıcında kromatin ipliklerinin kısalıp kalınlaşmasıyla oluşan kondanse kromatindir.
Çekirdekçik (Nükleolus)
Etrafında kendisini saran bir zar yoktur. Çekirdek içinde bir veya birkaç adet bulunan yuvarlağımsı yapıda, RNA (ribonükleik asit) ve buna bağlı proteinlerden oluşan bir organeldir. Bu RNA, sitoplazmaya geçerek ribozomal RNA’yı (rRNA) oluşturur.
Çekirdek Sıvısı (Karyolenf)
Çekirdek membranı, kromatin ve çekirdekçik aras›ndaki alanları dolduran homojen görünümlü, jöle kıvamında bir sıvıdır.
Hücre Siklusu (Hücre Döngüsü)
Hücre siklusu, hücre büyümesi ve hücre bölünmesini kontrol eden bir olaylar dizisidir. Hücre siklusu interfaz ve M fazı (mitoz fazı) olmak üzere iki ana evreden oluşur. İnterfaz G1 fazı, S (sentez) fazı ve G2 fazı olmak üzere üç evreye ayrılır.
Hücre Bölünmeleri
Yaşamın sürekliliği için hücreler kendilerini yenilerler. Bu işi bölünüp çoğalmak suretiyle gerçekleştirirler. Canlılar gençlik döneminde büyümek için, erginlik döneminde ise ölen hücrelerin yerine yenilerini getirmek için bölünürler.