Uluslararası Ticareti Açıklamada Emek Ve Talep Boyutu

Dış Ticaret Teorisi, dış ticaretin nedenlerini, yararlarını, bileşimini ve dış ticaret hadlerini açıklamak üzere belirli varsayımlar altında ortaya atılan teorileri kapsamaktadır. Uluslararası ticaret teorisinin amacı da ülkeler arasındaki ticaretin nedenlerini açıklamaktır. Bu amaç doğrultusunda, Uluslararası Ticaret Teorisi, ülkeler arasındaki mal ve hizmet akımlarını düzenlemektedir.

Klasik iktisat ekolünden önce dünyada etkili olan, 16. Yüzyıldan başlayarak 17. yüzyılın sonuna kadar devam eden ekonomik ve siyasi düşünce akımı Merkantilizmdir. Merkantilizmde dış ticaret politikasındaki temel amaç, ülke hazinesinin altın stokunu artırmaktır. Sistem yoğun bir devlet müdahaleciliğine dayanmaktadır.

A d a m Smith’İn, iktisadın kurucu olarak liberalizme öncülük eden birkaç temel görüşü vardır. Bunlar: Tüm fertler iktisadi açıdan kendi çıkarlarına göre hareket ederler. Devlet fertlerin kişisel girişim haklarını engellememelidir. İktisatta dengeyi sağlayan görünmez bir güç vardır.

Merkantilistlerin iddia ettiğinin aksine A. Smith dünya servetinin sabit olmadığını iddia eder. Uluslararası ticaretin işbölümü ve uzmanlaşma oluşturarak dünya kaynaklarının verimliliğini artıracağını ve bunun sonucunda da dünya üretimi ve refahının yükseleceğini söyler. Sonuçta ticaretten her iki ülkede kazançlı çıkar.

Mutlak üstünlük teorisine göre, ülkeler kapalı ekonomi durumuna göre daha kârlı olduğu için dış ticaret yaparlar. İki ülkeli ve iki mallı modelde, bir ülke bir malı diğer ülkeye göre mutlak olarak daha ucuza üretiyorsa, o malın üretiminde uzmanlaşmalı ve üretim fazlasını ihraç etmelidir. Buna karşılık pahalıya ürettiği malın üretiminden vazgeçerek, ucuza üreten diğer ülkeden bu malı ithal etmelidir.

David Ricardo’ya göre, bir ülke her iki malın üretiminde de diğer ülkeden daha az verimli (mutlak bir dezavantaja sahip) olsa bile, karşılıklı yarar sağlayan ticaret için hâlâ bir temel vardır. İlk ülke, mutlak dezavantajının daha küçük olduğu (karşılaştırmalı üstünlüğünün bulunduğu) malın üretim ve ihracatında uzmanlaşmalı ve mutlak dezavantajının daha büyük olduğu malı ithal etmelidir.

Fırsat maliyeti, Kıt kaynakların kullanımıyla ilgili alınan her kararda, seçilen kararın alternatif maliyeti, seçiminden vazgeçilen karardır. Yani, bir maldan bir birim üretmek için diğer maldan vazgeçilen miktardır. Fırsat maliyeti yaklaşımına göre, Bir malın fırsat maliyeti, söz konusu malın nispi fiyatına eşittir

Üretim maliyetleri ile üretim hacmindeki değişme arasındaki ilişkilerin niteliğinde üç durum söz konusudur. Bunlar: Sabit maliyetler (sabit verimlilik), Artan maliyetler (azalan verimler) ve Azalan maliyetler (artan verimler)’dir. Bir malın üretimi belirli bir birim artırılırken, diğer maldan vazgeçilmesi gereken miktar sürekli aynı kalıyorsa sabit fırsat maliyetleri söz konusudur. Üretim faktörleri bir sektörden çekilip diğer sektöre aktarıldığında, üretime önceki faktörlerden daha az katkı sağlıyorsa artan fırsat maliyetleri ortaya çıkmaktadır. Eğer bir sektörde veya üretim dalında pozitif ölçek ekonomileri geçerli ise üretimde azalan fırsat maliyetleri görülür.

Dönüşüm eğrileri toplumun mevcut üretim faktörlerinin tamamı ve mevcut teknolojisi ile üretebileceği maksimum üretim miktarlarını göstermektedir. Üretim faktörlerinde artış ya da bir teknolojik gelişme olduğunda dönüşüm eğrisi orijinden dışa doğru genişler. Bu durum ekonomik büyümeyi ifade etmektedir. Alternatif fırsat maliyetleri geometrik olarak üretim imkânları eğrileri ile açık bir şekilde gösterilebilir.

Karşılaştırmalı üstünlükleri iki ülkeli ve ikiden fazla mallı modellere uygulayabilmek için, malların iki ülkedeki fırsat maliyetleri karşılaştırılarak, bunun sonucuna göre mallar göreceli maliyetleri en düşükten en yüksek olana doğru sıralanır. Böylece ülkenin göreceli olarak ucuza ürettiği mallar sıralamada başlarda, pahalıya ürettikleri de sonlarda yer alır. Başlarda gelenler ihraç sonlardakiler de ithal edilme durumundaki mallardır.

iki mallı ve ikiden fazla ülkeli modellerde malların yerine ülkeler karşılaştırmalı üstünlük derecelerine göre sıralamaktadır. Bir malda, o malın ihracatçısı olmaya en yakın adaylar, yüksek göreceli verimliliğe sahip ülkelerdir. Sıralamada ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin arasındaki sınırı dış ticaret hadleri belirler.

Uluslararası Ticaret Teorisi, önceki teorilerinde arz yönünden incelenmiştir. Bunun nedeni, uluslararası ticaretin yapısının, malların ülkeler arasındaki üretim maliyeti farklılıkları ile açıklanmış olmasıdır. Bu aç ıklamalarda talep faktörü ya hiç göz önünde bulundurulmamış ya da çok az yer verilmiştir.

Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisinin Ricardo versiyonunun en önemli eksikliklerinden biri arz teorisi olması, talep faktörünü analizlere katamaması idi. Dolay ısıyla dış ticaret hadleri de belirlenememişti. Ricardo, dış ticaret dengesinin ya da dış ticaret hadlerinin iki ülkenin iç maliyet doğruları arasında bir yerde oluşacağını söylemekle yetinmiştir.

Karşılıklı talep kanunu, J. Stuart Mill tarafından ortaya atılmıştır. Mill, dış ticarette talep şartlarına ilk yer veren iktisatçıdır. Buna göre, ülkelerin birbirlerinin mallarına olan karşılıklı talepleri, dış ticaret hadlerini belirler. Bir ülke vereceği belirli bir miktar mala karşılık, diğer ülkenin malından belirli bir miktar talep eder.

Mill dış ticaret hadlerinin belirlenmesi konusunda önemli bir adım atmıştır. Ancak fikirlerini geometrik olarak aç ıklayamam ıştır. Daha sonra Alfred Marshall Karşılıklı Talep Kanununu teklif eğrileri yardımıyla geometrik olarak gösterebilmiş, dış ticaret denge noktasını ve dış ticaret hadlerini belirleyebilmiştir.

Teklif eğrisi, bir ülkenin ithal edeceği mal miktarlarını birer birim artırılırken, her birim için kendi malından teklif edeceği mal miktarlarını gösterir.

Karşılıklı talep kanununun özel bir durumu olarak literatürde küçük ülke avantajı isimli modele yer verilmiştir. Buna göre, büyük bir ülke ile küçük bir ülkenin dış ticaretinde dengeler, büyük ülkenin iç maliyet doğruları üzerinde ise, küçük ülke ticaretten daha kârlı çıkacaktır. Bu dengeler her zaman büyük ülkenin iç maliyet doğruları üzerinde olmasa da, iç maliyet doğrusuna yakın olabilir. Literatürde buna önemsiz olmanın önemi veya küçük ülke avantajı denir.