Tarihsel Süreçte Uluslararası Ekonomi

İlk çağlarlardan beri etkileşim içinde olan insanlar ihtiyaç duydukları malları birbirleriyle olan ticari ilişkileri sayesinde elde etmişlerdir. Başlangıçta takasa dayalı olarak yürütülen bu ticaret, paranın icadı ile gelişim göstermiştir. Özellikle Roma, Bizans, Osmanlı ve diğer Avrupa devletlerinin döneminde ticari faaliyetler artmıştır. Coğrafi keşiflere bağlı olarak ticaretin hacmi ve boyutları artmış, ticaret rotaları değişmiştir. Sanayi Devrimi ile birlikte artan üretimine sömürge‐pazar ilişkilerini artırmış büyük şirketlerin doğmasına yol açmıştır.

Küreselleşme kavram ı ilk olarak 1833 de, İngiliz iktisatçı W. Foter tarafından dünya üzerindeki kaynakların paylaşımı ve kullanımı konulu makalede yer almıştır. Birinci Küreselleşme dalgası 1870‐1914 yıllar ı arasındaki dönemi kapsamaktadır. Küreselleşme süreci içinde değişim ve yayılma çok hızlı gerçekleşmiş ve ekonomik kazançların artırılması hedeflenmiştir. İletişim ve ulaşım alanında (telgrafın icadı, denizcilik alanında daha hızlı gemilerin yapılması ve demiryolu endüstrisindeki gelişmeler) ilerlemeler sonucu Avrupa ve Amerika’nın dünyanın geri kalan ı üzerindeki ekonomik, siyasal, askeri ve ticari etkisi artmıştır.

Tarihsel süreç incelendiğinde, İlk Çağ toplumlarından itibaren insanların ve toplumların karşılıklı etkileşim içinde oldukları görülmektedir. Antik Mısır’da Nil nehri ekonomik hayatta önemli bir konumda bulunmaktadır ve Nil’in sağladığı yüksek verimli üretim Mısırlıların ihtiyaçlarından daha fazlasını elde etmesine ve diğer toplumlarla ticari faaliyetlerde bulunmalarına olanak sağlam ıştır. Orta‐Asya, Çin ve Hindistan bölgelerinde de ilk çağlardan itibaren ticari faaliyetlerin yapıldığı ve karşılıklı ekonomik ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. İpek, Baharat ve Kürk yollarının ilk çağlar itibaren varlığı bunun en önemli kanıtlarındandır.

Avrupa’da feodal sistemin çözülmeye başlamasında nüfus art ışının büyük etkisi olmuştur. Artan gıda talebi ve fiyatlar bu malların ticaretini de körüklemiş ve ticaret ağının genişlemesini sağlamıştır.

Özellikle Rönesans sonucu ortaya çıkan özgür düşünce ortamı reformist hareketlerin gelişmesini sağlamış ve dinsel özgürlükler ile coğrafi keşiflere temel sağlam ıştır. Özellikle Çin ve Hindistan’a ulaşmak amacıyla Atlas okyanusu ve Afrika kıtasının etrafından dolaşmak söz konusu yolların zaman içinde önemini azaltmıştır.

Yapılan coğrafi keşiflerin başarıya ulaşması ve deniz yolu ticaretinin artması ticareti yapılan malların hacmini artırmış; bileşimini ise herkesin tüketebileceği temel tüketim malları olmasını sağlam ıştır. Bu dönemde mısır, patates, tütün, kakao ve şeker gibi ürünlerin Amerika’dan getirilmesi sonucu Avrupa bu ürünlerle tanışmış ve bu ürünlerin bazılarının üreticisi konumuna geçmiştir. Ayrıca ticaretin büyük ölçüde Atlas okyanusuna kayması, Akdeniz’deki ticaretle uğraşan devletlerin zayıflamasına ve böylece İspanya, Portekiz, İngiltere, Hollanda gibi ulusların yükselişine yol açmıştır.

Sanayi Devrimi sonrasında Merkantilist düşünceler giderek daha fazla sorgulanır olmuştur. Özellikle David Hume tarafından yapılan merkantilizmin eleştirisi büyük dikkat çekmiştir. Sanayi Devrimin destekleyen dinamikler ise şu şekilde sıralanabilir;

  • Avrupa sömürgecilik faaliyetleri sonunda akan altın ve gümüşün sermaye birikimini desteklemesi,
  • Piyasa ekonomisinin ve alt yapılarını oluşturması,
  • Faizlerin düşmesi ve yatırımların artması,
  • Teknik icatlar, tarımsal fazla oluşumu ve şehirlere akan büyük miktarda nüfusun oluşturduğu ucuz iş gücü kaynağı,
  • Madde ve paraya yönelme ile rasyonalizm ve bireyciliğin öne çıkması.

İkinci Küreselleşme dönemi 1950’lerden itibaren kendisini göstermeye başlamıştır. 1947’de kurulan GATT ile dünya genelinde ülkelerin gümrük tarifeleri ve kotalar ı kaldırılarak serbest ticaret yoluyla uluslararası ticaretin artırılması amaçlanmaktadır. GATT zaman içinde gelişim göstererek günümüzde Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO) dönüşmüştür. Ağustos 1971’de Bretton Woods para sisteminin çökmesiyle birlikte dünya genelinde dolara bağlı olan sabit kur sistemi terk edilmiş ve ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya’nın aralarında bulunduğu pek çok ülke sermaye hareketleri üzerindeki kısıtlamaları kaldırmıştır.

Üçüncü Küreselleşme dalgasında üç olayın önemli etkileri bulunmaktadır. Bunlar; 1970’lerden itibaren çok uluslu şirketlerin dünya ekonomisinde artan ağırlıklar ı, 1980’lerde telekomünikasyon ve diğer iletişim araçlarında (bilgisayarların, uyduların) yaygınlaşması ve insanların dünyadaki ekonomik sosyal ve siyasi gelişmeler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalar ı. Sonuncusu ise özellikle 1990’ların başında Sovyetlerin dağılması ve soğuk savaşın sona ermesi, tüketim kalıplarındaki değişimler ve başta internet olmak üzere pek çok yeni teknolojinin insanlar arasında kullanımının yaygınlaşması ve gelişimleri (e‐ticaret sitelerini kurulması, sosyal medya siteleri vb.).

Uluslarararasılaşmanın ekonomik sonuçlar ı incelendiğinde, uluslararası sermaye akımlarının kaynak dağılımında etkinliği sağladığı görülmüştür. Özellikle son 30 yıllık süreç incelendiğinde, dünya ekonomisinin daha hızlı büyüdüğü ve dünya ticaret hacminin daha hızlı arttığı görülmektedir. Rekabet ve verimlilik art ışının sağlanması, ticari engellerin azaltılması, dış finansmana ulaşmadaki kolaylık, bankacılık sistemine ilişkin düzenlemeler, mevduata kamu garantisi, piyasa disiplini, finansal araçların ve piyasaların gelişimi ve maliyetlerdeki düşüş küreselleşme sürecini destekleyen olgular olarak sayılabilir.