Eylemcilik
Eylemcilik, çoğu zaman bir sorun olarak algılanan belli bir konu hakkında benzer düşüncelere sahip bir grup insanın sorunun çözümü için bir araya gelip çeşitli türlerde eylemde bulunmalarıdır.
Halkla ilişkiler alanında ise eylemcilik, eğitim, uzlaşma, ikna, baskı teknikleri veya güç kullanımı gibi çeşitli eylemler aracılığıyla başka bir kamu veya kamuları etkilemek amacıyla örgütlenmiş iki veya daha çok insanın oluşturduğu topluluk tarafından gerçekleştirilen çabalar olarak tanımlanmaktadır.
Eylemciliğin dört bileşeni söz konusudur: gayrıresmî bir iletişim ağı, paylaşılan ortak inançlar ve dayanışma, tartışmalı konular etrafında şekillenen kolektif bir eylem ve sosyal yaşamın rutini dışında ortaya çıkan eylem.
Eylemci grup veya örgütlerin nasıl ortaya çıktığı ve geliştiğine ilişkin makro düzey, kamular ve gelişimsel olmak üzere üç temel yaklaşım söz konusudur.
Makro düzey yaklaşım, eylemci grupların oluşumunu ve gelişimini teşvik eden koşulları açıklamaya yöneliktir. Bir ülkedeki eylemciliğin düzeyini ortaya koyan iki temel boyut söz konusudur. Eylemciliğin derinliği olarak adlandırılan ilk boyut bir ülkede herhangi bir sorunla ilgili olarak yapılan eylemlerin ne oranda şiddetli ve yoğun olduğuna işaret etmektedir. İkinci boyut ise eylemciliğin genişliği olarak adlandırılmaktadır ve bir ülkedeki tartışmalı konuların sayı ve çeşitliliğiyle ilgilidir. Bir ülkedeki eylemciliğin düzeyi politik bağlam, ekonomik bağlam, medya bağlamı, kültürel bağlam ve örgütsel bağlam olmak üzere beş sosyokültürel değişken tarafından belirlenmektedir. Eylemciliğin oluşumu ve gelişiminde ikinci yaklaşım olan kamular yaklaşımı, bir sorunun farkına varan ve bu sorunun çözümü için eylemde bulunan insanların (kamuların) örgütlerle olan iletişim sürecine odaklanmaktadır. Kamular yaklaşımının kökeninde Durumsal Kamular Kuramı bulunmaktadır. Kuram kapsamında genel halk, aktif ve pasif iletişim davranışları bağlamında kurumsal davranışlarla ilgili bir ya da daha fazla konuyu gündeme getirme ihtimali olan kamulara (eylem grupları) ayrılmaktadır. Gelişimsel Yaklaşım ise eylemci grupların ister bir grup içerisinde isterse bir örgüt bağlamında olsun sorun algısı aşamasından eylem aşamasına nasıl gelişim gösterdiklerini açıklamaya yöneliktir.
Eylemci gruplar tipik olarak iki temel amaca ulaşmak üzere örgütlenirler. Bu amaçlardan ilki bir sorun olarak algıladıkları durumu veya koşulları düzeltmektir. İkinci amaç ise eylemci grubun varlığının devam etmesini sağlamaktır. Eylemci gruplar belli sorunların çözümü konusunda örgütlerle kurmuş oldukları iletişim sürecinde “kamu”, grup olarak varlıklarının devamı için kendi üyeleriyle olan etkileşimlerinde ise “kamu iletişimcisi” rolünü üstlenmektedirler. Eylemci gruplar basın bülteni yazmak, basın toplantıları düzenlemek, lobi çalışmaları yapmak, kamuya açık forumlar düzenlemek, imza kampanyaları organize etmek, boykot ve oturma eylemleri yapmak, yürüyüş veya gösteri düzenlemek gibi çeşitli taktiksel eylemlerde bulunurlar.
Eylemcilik genellikle halkla ilişkiler mesleğinin gelişiminde bir katalizör işlevi görmüştür. Eylemciliğin artış gösterdiği zamanlarda halkla ilişkiler de bu durumla baş etmek üzere daha sofistike yöntemler uygulamak durumunda kalmıştır. Dolayısıyla eylemci grupların varlığı her ne kadar örgütler için bir tehdit oluştursa da esasında halkla ilişkilerin gelişimi için büyük fırsatlar sunmaktadır. Eylemci grupların baskılarına karşı örgütler tarafından benimsenen kabullenmek, ödün vermek, kaçınmak, meydan okumak ve manipüle etmek gibi çeşitli stratejiler söz konusudur. Örgütlerin hangi stratejiyi ve buna bağlı olarak hangi taktiksel uygulamayı seçtikleri baskının/tepkinin nedeni, değişimi isteyen unsurların sayısı ve niteliği, talep edilen değişimlerin içeriği, baskının uygulandığı araçlar ve taleplerin dile getirildiği çevresel bağlam olmak üzere çeşitli etkenler çerçevesinde değişebilmektedir.