Küreselleşme Ve Türkiye
Küreselleşme; insanların, nesnelerin, sermayenin, bilginin ve hatta mekanların büyüyen çok yönlü dolaşımı ile bunların karşılaştığı ve yarattığı yapıları da içeren gezegen çapında bir süreçtir .
Çok katmanlı bir içeriğe sahip olan küreselleşmenin en belirgin özelliği, ortak bir dünyaya yaptığı vurgudur. Buna göre küresel dünyamız, iyi-kötü hepimizin paylaştığı, “dışarısının olmadığı” bir dünyadır.
Küresel (global) kavramının kökenini 400 yıl öncesine kadar götürülebilsek de küreselleşme (globalization) sanıldığından daha yeni bir kavramdır. İlk olarak 1960'larda kullanılan küreselleşme kavramının sıklıkla kullanılmaya başlandığı tarih ise 1980 sonrasıdır. 1990 ve sonrasında ise küreselleşme herkes tarafından kullanılan bir kavram olmuştur.
1950’lerin başından beri genel oy prensibine dayalı çokpartili siyasal sistemle, yani demokrasi ile yönetilen Türkiye, NATO, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı), Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlara üyedir. Türkiye ayrıca 1999 yılından itibaren AB’nin resmî üyelik başvurusunu kabul ettiği tek Müslüman ülkedir .
Türkiye’yi gezegen ölçeğindeki büyük dönüşüme, yani küreselleşme olgu ve süreçlerine dâhil eden liberal ekonomi politikalarının başlangıcı tarihe 24 Ocak Kararları olarak geçen ekonomik yapılandırmadır.
20. yüzyılın sonuna gelindiğinde Türkiye’nin dünya ekonomisine yön veren 20 ülkeden (G-20) biri olduğunu görüyoruz. Öyle ki Türkiye bugün, gerek stratejik öneme sahip jeopolitik konumu gerekse gelişen, büyüyen ekonomisiyle küresel politikaların belirlenmesinde ve sürdürülmesinde etkili olan ülkelerden biri durumundadır.
Küreselleşme süreçleri verdiklerinin fazlasını da geri alan bir özelliğe sahiptir. Bu gerçeklikten hareketle, Türkiye’nin küreselleşme olgu ve süreçleri ile ilişkisini ortaya koyabilmek adına başvurulabilecek yöntemlerden biri de Türkiye’nin koşulları ve olanakları ile küreselleşme ile ilgili mevcut sorunları bir arada değerlendirmektir.
Türkiye sadece avantajları ile değil, dezavantajları ile de küreselleşmeden nasibini almıştır ve almaktadır. Bu bağlamda, sadece küresel terör,;küresel sağlık salgınları değil, göçmenler, insan ticareti, gelir dağılımındaki dengesizlik, çalışan çocuklar, küresel kirlilik, gıda güvenliği ve küresel ısınma gibi pek çok alanda Türkiye küreselleşmenin dolaysız sonuçlarıyla baş etmeye çalışmaktadır.