I. Kılıç Arslan Dönemi (1092 -1107)

Süleyman Şah’ın ölümünden sonra Türkiye Selçuklu Devleti büyük bir krize sürüklendi. Süleyman Şah’ın ailesinin Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın kontrolünde İsfahan’a götürülmesi ile İznik’te vekiller dönemi başladı. Ebu’l - Kasım ve sonrasında da kardeşi Ebu’l -Gazi’nin kontrolüne giren İznik şehri, Bizans ve Büyük Selçuklu ordularının saldırılarına maruz kaldı. Ancak bu ordulardan hiçbiri İznik’i ele geçirmeyi başaramadı.

Kılıç Arslan’ın Isfahan’dan İznik’e dönüp sultanlığını ilan etmesiyle beraber devlet düzeni yeniden temin edildi. Kılıç Arslan döneminde ilk olarak Bizans İmparatorluğu ve Çaka Bey ile ilişkiler kuruldu.

Bizans ile barış yapılması, Çaka Bey’in öldürülmesi ve Pierre l’Ermite’in öncülüğündeki Haçlı ordularının mağlup edilmesinden sonra Kılıç Arslan yönünü doğuya çevirdi ve Malatya’ya saldırdı. Şehir şiddetli bir şekilde kuşatılırken büyük Haçlı ordularının başkent İznik’i kuşatması, Kılıç Arslan’ın bütün planlarını bozdu.

Türk ordusu güçlü bir direniş gösterse de hem İznik önlerinde hem de Dorylaion’da Haçlılara mağlup oldu. Bu mağlubiyetlerden sonra kalabalık ve güçlü Haçlı ordularının karşısına doğrudan çıkmanın yanlışlığını anlayan Kılıç Arslan, onlara karşı uzaktan savaş, yıldırma ve yıpratma taktiğini uygulamaya koydu. Bu şekilde yıprattığı Haçlıları Ereğli'de bir kez daha durdurmaya kalksa da başarılı olamadı.

Haçlılar yollarına devam ederek Antakya’yı ele geçirdiler. Sonra güneye inerek Kudüs’ü zapt ettiler (15 Temmuz 1099). Sonuçta biri Kudüs'te, diğerleri de Urfa ve Antakya'da olmak üzere üç Haçlı krallığı kurmuşlardı.

Haçlıların bu başarısının Avrupa’da yarattığı heyecanla birinci Haçlı seferinden çok daha kalabalık bir Haçlı seferi daha düzenlendi. Bu sefer 1101 yılında gerçekleştiği için 1101 Yılı Haçlı seferi adı verildi. Bu yeni Haçlı seferinde, sayıları yüzbinlerle ifade edilen üç Haçlı ordusu katılmıştı. Bizans imparatoru Aleksios, 1101'de İstanbul’a gelen bu Haçlı ordularını, İzmit civarındaki karargâhlara yerleştirdi.

Haçlılar Ankara'ya kadar ilerlediler. Burayı Bizans imparatorunun adamına teslim ettikten sonra 2 Temmuz’da Çankırı önüne geldiler. Türk kuvvetlerinin Çankırı’da toplandığını görünce savaşa girişmeden kuzeye yönelip Bizans’a ait topraklardan Amasya bölgesine ilerlemek istediler. Kılıç Arslan, Haçlıları yol boyunca ani baskınlarla yıpratıp istediği bölgelere çekmeyi başardı.

Ancak böyle bir orduya karşı sadece kendi kuvvetleriyle savaşmasının mümkün olmadığını biliyordu. Bu yüzden Danişmendli Gümüştegin’i durumdan haberdar ederek yeni Haçlı tehlikesine karşı uyardı. Gümüştegin de Selçuklu ordusuyla birleşti. Bunun dışında Kılıç Arslan’ın haber gönderdiği Harran beyi Karaca, Artuklu Belek b. Behrâm ve Halep Selçuklu meliki Rıdvan da yardıma geldi. Bütün Türk kuvvetleri Çankırı’da toplandı. Kılıç Arslan, Ankara’yı boşaltarak ve bölgeyi tahrip ederek Haçlıların önü sıra geri çekilip Çankırı’ya ulaştı.

Kılıç Arslan, 1101 Haçlı seferinin üç ordusundan birincisini Ağustos ayı başlarında Merzifon yakınlarında büyük bir yenilgiye uğrattı. Bunlar Lombardlardan oluşuyordu. Reisleri kabul ettikleri ve o sırada Niksar'da esir bulunan Bohemund’u kurtarmak ve Haçlıların daha önce gitmediği bu bölgeleri ele geçirmek için Niksar’a doğru yürümeye karar vermişler, ancak Kılıç Arslan tarafından kâmilen imha edilmişlerdi.

İkinci ordu Kont II. Guillaume de Nevers komutasındaydı. Bu orduyu da Ağustos ayı ortalarında Konya'da karşılayan Kılıç Arslan, parlak bir zaferle Haçlıları mağlup etti. Bu sırada Akitanya kontu Guillaume ile Bavyera dükü IV. Welf komutasındaki üçüncü Haçlı ordusu da İznik -Akşehir hattında ilerliyordu. Kılıç Arslan, Gümüştegin ve diğer Türk beylerinden aldığı destekle onları Ereğli suyu kıyısında karşıladı ve bu Haçlı ordusunu da yok etmeyi başardı.

Haçlı ordularına geçit verilmemesi İslâm âlemini büyük bir tehditten kurtardığı gibi Türklerin Anadolu’daki konumunu da sağlamlaştırdı. Lakin sonrasında Kılıç Arslan ile Dânişmend Gâzi’nin anlaşmazlıklar yaşaması, iki Türk hükümdarı arasında savaşın patlak vermesine neden oldu. Danişmend Gazi’yi mağlup eden Kılıç Arslan daha sonra Malatya'yı ele geçirerek gücünü artırdı.

Sultan I. Kılıç Arslan, Malatya'yı ele geçirdikten sonra doğuya yöneldi. Meyyâfârikin ve Harran gibi şehirleri ele geçirdi. Daha sonrasında Büyük Selçuklu Devleti’nin iç karışıklıklarından da istifade ederek Musul şehrine hâkim oldu.

Onun bu hareketi Büyük Selçuklulara resmen savaş ilanıydı. Bu yüzden Büyük Selçuklu sultanı Muhammed Tapar’ın Musul valisi olarak atadığı Çavlı ile karşı karşıya geldi. Habur Nehri kıyısında yapılan savaşı kaybetti. Kaçmak için atını nehre sürünce boğularak hayatını kaybetti (1107) .