II. Meşrutiyet Döneminde Osmanlı Devletinde Yönetim 1908-1918
Siyaset-Yönetim-Reform
23/24 Temmuz 1908 tarihinde Anayasa’nın ilanı sonrasında yaşanan siyasi istikrarsızlık; güçlü, uzun süreli ve geniş desteğe sahip hükûmetlerin kurulmasını engellemiştir.
Meşrutiyetin ilk uzun süreli (!) hükûmeti Kamil Paşa tarafından kurulmuştur (6.5 ay). Önceki dönemin sivrilen memurlarının ihracı, önemsiz teşkilat reformları, maddi imkânsızlıklar ve toprak kayıpları neticesinde parlameto tarafından el çektirilmiştir.
Hüseyin Hilmi Paşa kabinesi mali merkezileşme yönünde adımlar atmıştır. 31 Mart olayı sonrasında İttihatçı partinin meclis içindeki desteğini kaybetmesiyle Anayasa maddeleri değiştirilmiş, önemli yetkiler yine Sultan’a devredilmiştir.
İç politik krizler sonucunda Hilmi Paşa yerine Hakkı Paşa kabinesi kurulmuştur.
Hakkı Paşa'nın “adalet ve ihsan” sloganıyla özetlediği programı evvela ülke içinde asayişi, siyasette barışı, maliyede istikrarı getirmeyi hedeflemiş; dış politikada ise İtalyanlara karşı zafer müjdesi taahhüt etmiştir.
Vergi artışının bayındırlık çalışmalarına yansıması ve memurların siyasetten ayrıştırılması kayda değer işlerdendir. Ancak İtalyanların Trablusgarb’ı işgal etmesi üzerine Hakkı Paşa sadaret makamını Said Paşa'ya bırakmak zorunda kalmıştı.
Said Paşa hükûmeti bir savaş kabinesiydi. Savaş koşulları idari reforma fırsat bırakmasa da mahkeme süreleri ve medrese müfredatında yapılan düzenlemeler dikkat çekmiştir.
Merkezi İdare
Sultan
1909 tarihli Anayasa değişikliğiyle Sultan meclis denetimine alınmıştır. Yasaya bakıldığında başkomutanlıktan genel affa kadar yetkileri hayli genişçe tanımlanan sultan son aşamada meclis tarafından sınırlandırılmıştır.
Sadaret – Nezaret
Sadrazam ve nazırlar önceki dönemden farklı olarak istişari değil icrai makamlar hâline gelmiştir.
Bakanlıklar yani nezaretler dairelerden, daireler şubelerden, şubeler kalemlerden, kalemler kısımlardan, kısımlarsa masalardan oluşurdu.
Sadrazam’ın kırtasiye yükü başında bulunduğu Sadaret dairesi tarafından yürütülürdü.
Vükela’nın en önemli bakanlıklarından birisi Maliye Nezareti idi. Mali merkezileşme politikası doğrultusunda Rüsumat (gümrükler) Posta ve Defter-i Hakani (tapu) gibi kurumlar Maliye çatısı altında birleştirilmiştir.
Diğer nezaretlerde olduğu gibi Maliye’de de personel ve teşkilat reforma tabi tutulmuştur.
Nitelikli personel eksikliği devrin en tartışılan konusuydu. Maliyeciler çözümü kurum bünyesinde bir Maliye Mektebi açmakta bulmuşlardı.
Ayrılıkçı hareketlerle sarsılan buna rağmen devletin belki de en fazla mesai yapan bakanlığı Dâhiliye Nezareti’ydi. Dönem boyunca bitmeyen asayiş sorunlarıyla Yemen ve Arnavutluk’taki rahatsızlıklar Dâhiliye bürokratlarını her daim meşgul etmiştir.
Muhaberat İdaresi hızlı haber akışını sağlamak, Matbuat İdaresi ise ülke içi ve dışı yayın faaliyetlerinin kontrolü ve devlet politikalarının propagandasını yapmak için yeniden örgütlenmişti.
Oldukça dar bir kadro ile çalışma hayatına atılmış olsa da Heyet-i teftişiye riyaseti, bilhassa vilâyetlerin kontrolü için çok etkin bir çalışma yürütmüştü
Mülki İdare
Osmanlı taşrası, 1864 ve 1871 tarihli nizamnamelere göre düzenlenmişti. Söz konusu yasalar 1913 tarihinde ilga olunarak yeni vilayet nizamnamesi uygulamaya konmuştur.
Personel
Mülki yapının en tepesinde vali bulunuyordu. Valilerin çok geniş bir sorumluluk alanı mevcuttu.
Kanun ve nizamların vilayette tamamen uygulanmasına, vergi düzeninin korunmasına, jandarmalarca güvenliğinin sağlanmasına ve gelirlerin zamanında toplanması bunlardan bir kaçıydı.
Vilayet Nizamnameleriyle valinin işlerine yardımcı olması amacıyla bir kadro oluşturulmuştu. Kadronun en üstünde vali muavini vardı. Valinin yerine makama geçer, idare meclisini yönetir, yazışmaları yönlendirirlerdi. Evrak odası aynı zamanda özel kalem vazifesi de gören tahrirat müdürlerinin sorumluluğundaydı. Defterdar; merkez tarafından çıkarılan iktisadi tedbirleri, yenilikleri duyurur, uygular ve buna karşı hareketlere girişenleri valiye bildirirdi.
Vilayetteki diğer görevliler; hâkim, müftü, bidayet, ceza ve istinaf mahkemelerinin reisleri, defter-i hakani müdürü, maarif müdürü, posta ve telgraf müdürü, nafia müdürü, orman sermüfettişi, duyûn-ı umûmiye ve reji nazırları, sıhhiye müfettişi, vilayet mühendisi ve vilayetteki askeri teşkilatın en rütbeli memuru alaybeyi idi.
Vilayet Meclisleri
Vilayet İdare Meclisi; vali, hâkim, müftü, defterdar, mektupçu ve ruhani reislerden oluşan doğal üyeler ve yarısı Müslim, yarısı gayrimüslim dört seçimli üyeden oluşurdu.
Vilayet İdare Meclisi’nin görevleri yol yapımı, okul, hastane, ıslahhane gibi kamu binalarının inşaası, bataklıkların kurutulması, pazar-panayır alanlarının tespiti olarak özetlenebilir.
Vilayet Genel Meclisi, ikisi Müslim ve ikisi gayrimüslim olmak üzere her livadan seçilmiş üyelerden oluşuyordu. Meclisin başkanı valiydi.
Üyeler sancak, kaza veya köylerine ait şikâyetleri dile getiri;, kendilerine verilen dilekçeleri Vali’ye sunarlardı. Yıllık toplantıda alınan kararların takibi yine meclis tarafından tayin edilen “vilayet encümeni”nce yerine getirilirdi.
Belediye
Meşrutiyet Dönemi'nde ilk defa belediye üyelerini seçmek için sandığa gidilmişti.
Yeni yasa taksimat ve teşkilat konularında ayrışmıştır.
Belediyelere bütçe oluşturma, mukavele akti, borçlanma, vergi tahsil etme gibi işlevleriyle tüzel kişilik tanınmıştı.
Teşkilat açısından 20 olan daire sayısı 9'a indirilmiştir.
Cemiyet-i Umûmiye-i Belediyye’nin 40 olan üye sayısı, 54'e çıkarılmıştı.
Yeni Kanun gereğince iki yıllığına seçilecek 8-12 arasında değişen belediye dairelerindeki heyetlere herhangi bir sorumluluk tanınmamıştı.
Belediye dairelerinin reisleri ise eskisi gibi atamayla makama gelmiştir.