İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Yönetim

Türkiye Cumhuriyetinin yönetim anlayışı ve yapısını tam manasıyla anlayabilmek, Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk dönemden itibaren ortaya koydukları yönetim anlayışı ve yönetim felsefesini bilmekten geçer. Çünkü Türklerin ilk ana yurdu olan Orta Asya coğrafyasının iklim özellikleri Türklerin aile ve toplum yapısının gelişiminden, devlet anlayışları ve teşkilatlanmalarına kadar her alana tesir etmiştir. Bu sebeplerle bu ünited Türk adı, Türklerin ana yurdu, burada kurdukları ilk devlet konusu işlendikten sonra devleti meydana getiren unsurlar bakımından bu dönem ele alınmıştır. Sonrasında toy, devlet teşkilatlanması ve devlet idarecileri, Türk hâkimiyet anlayışı, ordu ve adli teşkilat hakkında bilgi verilecektir.

Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışları

Türk Adının Anlamı

Türk kelimesi tarihte “miğfer”, “güç -kuvvet”, “olgunluk çağı” anlamlarında kullanılmıştır. Araştırmacılar da Türk adına farklı anlamlar vermişlerdir. Bunlardan “güç kuvvet” anlamı ve “türemek, doğmak ve çoğalmak” anlamı genel olarak kabul görmüştür.

Türklerin Ana Yurdu: Orta Asya

Yapılan son araştırmalarla, Türklerin ana yurdunun, Altay -Sayan Dağları'nın kuzeybatısı, Tanrı Dağları'nın kuzeyi, Aral Gölü'nün çevresi ve Hazar Denizi’nin doğusu olarak belirlenmiştir. Bu geniş coğrafyada bozkır iklimi hâkimdir. Burada yaşayan Türkler bu bozkır coğrafyasına uyum sağlayarak atlı göçebe kültürünü, diğer bir deyişle bozkır kültürünü geliştirmişlerdir.

İlk Türk Devletleri

Çin kaynaklarından elde edilen bilgiler ışığında Orta Asya’da Türkçe konuşan toplulukların M.Ö. 3000 -500 arasında var olduğu anlaşılmaktadır. Orta Asya’da bilinen ilk teşkilatlı Türk Devleti, Hunlar tarafından kurulmuştur. Hunlardan sonra Türk adını siyasal anlamda ilk defa kullanan Göktürk ve sonrasında da Uygur devletleri kurulmuştur. Daha sonra kurulacak Türk devletlerine örnek olan Hunlar, tarihte ilk defa bütün Türkleri tek bayrak altında toplamışlardır. Uygurlar, önceki iki Türk devletinden farklı olarak tam bir yerleşik hayat yaşamışlardır.

Devleti Oluşturan Unsurlar

Devlet, halk, toprak/ülke, teşkilat ve bağımsızlık gibi dört temel unsurdan meydana gelmektedir.

Halk

İslamiyet öncesi Türklerde halk veya millet, basamaklar hâlinde birbirini takip eden birimlerden oluşmakta idi. Bu birimler aşağıdan yukarıya doğru Oguş (aile) —Urug (sülale) —Boy—Bodun (boylar birliği) şeklinde sıralanmaktadır. Bugünkü halk tabirinin eski Türkçedeki karşılığı “kün/gün” idi.

Toprak/Ülke

İslamiyet öncesi Türklerde, devletin üzerinde hâkim olduğu ve halkın üzerinde yaşadığı toprak parçasına ülke denilmekteydi. Türk devletlerinde ülke hükümdarın şahsi malı olmayıp hükümdarın korumakla görevli olduğu ata yadigârıydı.

Teşkilat

Büyük sürülerin sevk ve idaresi, bulunan otlakların korunması Türkleri dayanışmaya, koordinasyona, iş birliğine ve hükmetmeye hazırlamıştır. Bu ise onların devlet olarak teşkilatlanmalarını kolaylaştırmıştır.

Bağımsızlık/Oksızlık

Hürriyetlerine ve istiklallerine son derece düşkün olan Türkler için bağımsızlık hayati derecede önemliydi. Türkler, özgürlüklerini kaybetmektense atlarına atlayıp hayvanlarını önlerine katarak hür yaşayabilecekleri topraklara göç etmişlerdir.

Toy/Kurultay ve Yöneticiler

Toy/Kurultay

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde siyasi, askerî, sosyal, ekonomik vb. meselelerin görüşüldüğü ve karara bağlandığı meclislere genel olarak “toy” denilmekteydi. Kağanın başkanlık ettiği bu meclisin üyelerine “toygun” denilmekteydi.

Hükümdar

Türk hükümdarı, güç ve yetkileri kendi şahsında topluyordu. Kanunu tesis etmek, adaleti ve halkın refahını sağlamak hükümdarın yetki ve sorumluluğundaydı. Türkler hükümdarlarına devlet yönetme yetkisinin Gök - Tanrı tarafından verildiğine inanırlardı. Verilen bu yetkiye de “kut” derlerdi. Kut’un kan yolu ile babadan oğula geçtiği kabul edilirdi.

Aygucı

Kaynaklardaki bilgilerden anlaşıldığı üzere kağanın danışmanı konumunda olan aygucı protokolde kağanın yan tarafında otururdu. Kağanının olmadığı zamanda toya başkanlık ederdi.

Buyruk

Toyda alınan kararların uygulanması ve denetiminin yapılmasından ve kağanın karar almasında yardımcı olmakla görevli buyrukların meydana getirdiği bir kurul vardı.

Hatun

İslamiyet öncesi Türk hükümdar eşlerinin, katun/hatun, uluğ hatun ve yen - shih gibi unvanları Hunlar zamanından beri kullandıklarını biliyoruz. Hatunlar Türk devlet idaresinde söz sahibiydiler.

Tigin/Şehzade

Türklerde hükümdarın oğluna tigin(şehzade/prens) denilirdi. Tiginlerin devlet yönetiminde tecrübe kazanmaları için devlet idaresinde üst düzey görevler verilirdi.

Yönetim Yapısı ve Özellikleri

Göktürk yazıtlarında geçtiği üzere İslamiyet öncesi Türk devlet anlayışına göre, mavi gökyüzü ile yağız yer arasındaki toprakların yani dünyanın tamamının idaresi Tanrı tarafından Türklere verilmiştir. Türk hükümdarına hükmetme yetkisinin (kut), doğrudan Tanrıdan verildiği kabul ediliyordu. İslamiyet öncesi Türk devletlerinde ülke, halk, teşkilat ve memuriyetler, genellikle “doğu -batı, sağ -sol, iç -dış, ak -kara, büyük -küçük” şeklinde ikiye ayrılmaktaydı. Doğu yani sağ taraf, batı yani sol tarafa göre daha üst konumdaydı.

Askerî Teşkilat (Ordu)

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde askerlik ayrı bir meslek gurubu olarak görülmemiş, eli silah tutan her Türk asker sayılmıştır. Bu sebeple askerlik ücretli değildir. Türklerin bozkır kültürü içerisinde geliştirdikleri, sporları, eğlenceleri ve avlanmaları askerî eğitim niteliğinde idi. Türk orduları esas olarak süvarilerden meydana gelmekteydi. Türklerde ordudaki onluk sistemi Mete kurmuştu. Orduya başkomutanlığı hükümdar yapardı.

Adllî Teşkilat

Türklerin, en eski zamanlardan itibaren sağlam temelli bir kamu hukukuna ve özel hukuka sahip oldukları bilinmektedir . Bu dönemde Türk topluluklarının tamamında buna “töre” denilmekteydi. Eski Türklerde adli teşkilat, hükümdarın başkanlığında toplanan ve bugünkü manada Yüksek Devlet Mahkemesi statüsündeki mahkeme ile hükümdar adına töre hükümlerini uygulamakla görevli “yargan”lar ve onların maiyetlerinden oluşmaktaydı.